ZİHNİNİ KONTROL ET, HAYATIN DEĞİŞSİN - Halimiz
ZİHNİNİ KONTROL ET, HAYATIN DEĞİŞSİN 2
İKİBİNYİRMİYE UYANMAK
2 Ocak 2020
ZİHNİNİ KONTROL ET, HAYATIN DEĞİŞSİN 3
TBMM, LİBYA TEZKERESİ İÇİN OLAĞANÜSTÜ TOPLANIYOR
2 Ocak 2020
ZİHNİNİ KONTROL ET, HAYATIN DEĞİŞSİN 4

Yeni yılın ilk yazısını yazıyor olduğuma inanamıyorum. Bir yıl nasıl da çabucak geldi geçti. Acısıyla, tatlısıyla… Benden götürdükleriyle, bana getirdikleriyle… Bana öğrettikleriyle, bana unutturduklarıyla… 2019 yılına girmeden önce bu sene için planladıklarımı hatırlıyorum da… Ne kadarını gerçekleştirebildim? Evet, bazı dilek ve hedeflerimi yerine getirebildim ama bazılarını başaramadım. Tamamlayamadığım hedeflerimi belki bu sene gerçekleştirebilirim. Geçtiğimiz bir yıl içinde hedeflerimden en çok daha çok okuma, daha çok gezme ve daha çok kendimi geliştirme arzumu tutturdum sanırım. Ve bir seneyi sonlandırırken ve yeni bir seneye merhaba derken de okuma, gezme, kendimi geliştirme hedefimden asla vazgeçmeyeceğimi kendi kendime yineliyorum. Ve yeni bir seneyi de merak ettiğim konuları araştırarak karşılıyorum. Zihin ve zihin yapıları, zihin kalıpları, zihnin beden ve ruh üzerindeki etkisi, zihnin hastalık ve rahatsızlıklar üzerine etkisi bu konulardan yalnızca birisi…

Yoga üstadı Patanjali, yoganın ilk yazılı metninde zihin üzerinde çok durmuştur. Daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim. Patanjali’nin “Sutra”lar adını verdiği yazılı metne göre, yoga zihnin dalgalanmalarını durdurma sanatıdır. Zihnin üç bileşeni vardır. Üstad bunları, “manas”, “buddhi” ve “ahamkara” olarak adlandırır. “Manas” duyusal zihindir ve salt akıldır. Alt bilinçtir ve duyu organlarımız aracılığı ile dış dünyadan topladığımız tüm verilerin beyinde kaydedildiği yerdir. Karar verme mekanizması zihnin “manas” yani “duyusal” kısmının işi değildir. Karar verme, zihnin “buddhi” adı verilen muhakeme yetisi olan kısmın işidir. Burası, idrak merkezidir. Dış dünyadan gelen verileri analiz edip, sınıflandırıp idrak eden kısımdır. “Ahamkara” ise ego adını verdiğimiz bölgedir. “Ahamkara,” dış dünyadan edindiği izlenimlerin hepsini kendi iyiliği için bir kenarda tutar ve gerektiğinde kullanır.

Zihnin bu üç bileşenini bir örnekle açıklamaya çalışayım. “Manas” adı verilen duyusal zihin sadece bize doğru hızla koşan bir cisim olduğu bilgisini beyne ulaştırır. “Buddhi” yani zihnin analiz ve idrak kısmı bunun kocaman bir köpek olduğuna ve her an birine saldırabileceğine karar verir. “Ahamkara” da bu köpeğin kendisine saldıracağı fikrine ulaşır, köpekten korktuğu kanaatine varır ve kaçması gerektiğini düşünür. Ortamdan kaçıp kendini güvenceye aldığında da “ahamkara” yani “ego” hemen başka bir zihin kalıbı, basmakalıp düşünce, sabit fikir geliştirir. “Bundan sonra her köpek gördüğümde daha dikkatli davranmalı ve hemen kaçıp kendimi koruma altına almalıyım”, “Bütün erkekler aldatır” veya “Bütün kadınlar dedikodu yapar” gibi tüm basmakalıp düşünceler ve sabit fikirler kalıplaşmış zihin yapılarıdır ve sadece aile içinde değil aynı zamanda toplum içinde de yaygın fikirler olup “ego” denilen yapıyı temsil eder.

Çocukluğumuzdan itibaren basmakalıp düşünceleri biriktiriyoruz ve bu sabit fikirler, bizim karakterimiz ve yaşam biçimimiz haline geliyor. Yaşımız ilerleyip de bir kısım düşüncelerin aslında bize ne kadar zarar verdiğini fark ettiğimizde ise bu düşünceleri kırmak ve değiştirmek o kadar da kolay olmuyor. Beynimiz bir bilgisayar gibi. Onun için beynimizdeki düşünceleri silmek için bir dizi işlem gerekiyor. Öncelikle kişisel bilgisayarımızdaki yani zihnimizdeki eski düşünceleri tamamen silmek, sonrasında o bilgisayarı temizlemek, arındırmak, kodları değiştirmek ve yeniden kodlandırmak ya da formatlamak gerekiyor. İşte bu aralar okuduğum tüm kitaplar bunun üzerine… Yeni bir yazılımı eski bir yazılım ya da kirli bir zihin üzerine yazamazsınız. Öncelikle tüm kırıntılarına ve ayrıntılarına kadar temizlemeli, bembeyaz temiz bir sayfa açmalı ve yeni yüklemeleri bu temiz sayfa üzerine yapmalısınız. Bu nokta da “ahamkara” denilen “ego”nun hayatımızda ne kadar önemli olduğunu bir kere daha algıladım.

“Ego”yu hep kötü olarak nitelendiriyoruz. Halbuki “ahamkara” o kadar da kötü değil. Doğru kullanılması gereken ve doğru kullanıldığında bize çok faydalı bir zihin bileşeni. Eğer “ego” olmasaydı kararlarımız ve yargılarımız da olmazdı. Evet biz yogada, yargısız olmak ve tepkisiz olmak üzerine çalışıyoruz. Her şeye eşit bakabilmek için… Nesne ile öznenin bir, bütün, tam ve özdeş olabilmesi için… Ama günlük hayatımızı yaşarken de bazı kararlarımızın ve yargılarımızın olması gerekiyor. En azından kendimizi koruyabilmek ve bu hayatta sağlam durabilmek için. İşte “ahamkara” burada devreye giriyor. “Buddhi” yani idrak merkezi ile yaptığımız analizleri biraz genelleyerek beyinde toplamamıza ve bu genellemeler ile hayatımızı kolaylaştırmaya… Bir nevi otomatik pilot gibi. Eğer beynimizin bu otomatik pilot kısmı olmasaydı, hayat çok zor olurdu. Bir düşünün her gün yeniden araba kullanmayı öğrenmek zorunda kalabilirdik. Ya da her gün yeniden çorba yapmayı… “Ahamkara”, “ego” ya da basmakalıp düşünceler ve zihin kalıpları, hayatımızı otomatikleştirerek bize yardımcı oluyor. Ama bu basmakalıp düşünceleri doğru algılamak ve doğru kullanmak şartıyla… Doğru ve yerinde kullanıldığında “ego” bizim düşmanımız değil müttefikimiz aslında…

Bu senenin ilk yazısında yeniden zihin üzerine yazdığımı fark ediyorum. Sanırım zihni öğrenmek benim için bir hayat amacı haline geldi. Bu yazımda sizlere zihnin bileşenlerini ve nasıl çalıştığını elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Siz de gün içinde olayları yorumlarken zihin yapılarınızı fark etmeye çalışın. Hayatı fark ederek, ayırt ederek ve idrak ederek yaşadığınızda dünyanızın renklendiğini de göreceksiniz. Yeni yılın ilk kararı: Günlük hayatta çevreme bambaşka bir gözle bakacağım. Daha parlak ve daha renkli… Bunun içinde bugüne kadar getirdiğim sabit fikirleri ayıklamaya ve yeni kodlar geliştirmeye çalışacağım. Ve daha çok okuyacağım. Zihnin rahatsızlıklar, hastalıklar, kazalar, hayatımızda yaşadığımız tüm olaylar üzerindeki etkilerini araştıracağım. Eğer kendimi bu konularda yazabilecek yeterlilikte görürsem, sizlerle de paylaşacağım. Zihnimiz ne ise biz de oyuz! Yeni yılda kendimize bir güzellik yapalım. Kendimize bir hediye verelim. Zihnimizi tertemiz tutalım. Bunun için önce bedenimize, yani evimize, iyi bakalım. Sonra da zihnimize… Hem kafamızı hem de bedenimizi sapasağlam tutmak bu yılki temel hedefimiz olsun.

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!