YSK'NIN GEREKÇELİ KARARI BEKLENİYOR - Halimiz
KRİZİ AŞMAYI ZORLAŞTIRMAKTAN NASIL KAÇILINIR?
16 Mayıs 2019

Kelimeleri anlamsızlaştırmanın sıradanlaşmasına daha ne kadar müsade edeceğiz bilemiyorum ama umursamıyoruz…

Bir insanı, vatan haini veya terörist olmakla suçlamak ne kadar kolaylaştı ise şimdi de milli iradenin çalındığı söylemi bir o kadar kolay ağızdan çıkıyor.

“Kazanı kaynatıp sandıklardan oyu çalanların üste bir darbe tehdidinde bulunmalarına İstanbul halkı 23 Haziran’da gereken cevabı verecektir,” diyor Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Cumhur ittifakının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım da “Oy çalınmasını, hırsızlığı tespit ettik,” diyor.

Nasıl tespit edildi? Nerede tespit edildi?

YSK, “seçim işlemleri sebebiyle iptaline karar” verdiğini 10 Mayıs’da duyururken neden hırsızlıktan dem vurmadı?

Neden… neden… neden!!!

Bu memlekette deli çıkmamak en nihayetinde a-normal bir hal alacak. Yazık değil mi bizlere!!!

YSK, gerekçeli kararını henüz açıklamadı. Açıkladığı kadarı ile biliyoruz ki YSK’nın resmi yazılarla bankalardan temin ettiği ve sandık kurullarında konumlandırdığı personel sakıncalı görüldü.

“YSK, bu sandıklarda ne gibi usulsüzlük yapıldığını; bu kurulların oluşması sebebiyle seçim sonuçlarının nasıl etkilendiğine açıklık getirmelidir,” diyor Avukat Dr. Mustafa Güler ve devam ediyor. “Seçim günü sayım döküm cetveli yanlış tutuldu ise, bütün partilerin temsilcileri sandık başında var idi. Seçim günü kimseden usulsüzlüğe ilişkin bir itiraz yok.”

Seçim günü, sandık kurullarının içinde elbette iktidar partisinin temsilcileri vardı. Kuruldukları ilk günden itibaren bu işi en sıkı, en organize götüren bir partinin; kendi söylemi ile ülkenin bekasının sandıkta oylamaya konulduğu gün ortalığı boş bırakmasına kim inanabilir ki… kim!!!

Bir siyasetçi, “Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu ama fark edemedik” diye siyasi bir çıkışta bulunabilir. Seçmen de bunun kendisindeki karşılığına göre olurunu tartar. YSK için ise durum farklıdır, farklı olmalıdır. YSK, Yargıtay ve Danıştay’dan gelen üyeleri ile seçimlerin yargısal denetiminden de mesul olurken aslen siyasetin üstünde bir devlet kurumu olmalıdır. Haliyle de asil ve/ya yedek üyelerin hangi siyasi partiye yakınlık duyduklarının karar verirken ehemmiyetinin olmamasını dilemek – bugünün siyasi koşullarında dahi – çok yanlış algılanmamalı sanki… Zira bu memlekette binlerce ve binlerce hakim ve savcı ve avukat, mahkeme salonuna girerken siyasi, etnik, dini, tüm kimlik politikalarını kapının önünde bırakıp bir tek hukukun gereğini yerine getirmek üzere mahkeme salonlarında yer alabilmekte. Bu, halihazırda olanımız zaten…

YSK’nın, seçimleri yenileme kararı da belki tarafsızlık karinesinden değerlendirilebilirdi ama seçim günü aynı sandık kurulunun şahitlik ettiği oy kullanma anında aynı zarftan çıkmış dört oyun 3’ünü geçerli 1’ini katakullili görmesi işi fantastik kılmadı mı! Hepimizin içindeki gıcıklanmalar aslen bundan ötürü  debreşmedi mi? Bu bağlayıcı karara, “nasıl yaaa!!!” diye şaşkın şaşkın, hayretler içinde, bir tuhaf hislere bürünerek bakakalmadık mı?

YSK gerekçeli kararı ne zaman açıklayacak bilinmiyor. YSK başkanı Sadi Güven dün yaptığı açıklamada “Arkadaşlarımız çalışıyor. Yazımı bittiğinde paylaşacağız,” diyerek de bir tarih vermekten kaçındı. Sandığa ise bugünü de sayarsak 39 gün kaldı. Peki seçmen, sandığa gitmeden, YSK muhakemesinin gerekçesinden haberdar olmasın mı? Siyasetçilerin iddialarının aslının olup olmadığını bilmeleri gerekmez mi? Bu gerekçeli kararın, 23 Haziran gelmeden açıklanması kamu çıkarına değil midir? Eğer ki 23 Haziran’a kadar bu gerekçeli karar açıklanacaksa bunun bir an evvel açıklanmasında siyasi bir çıkar gözükmemekte mi? 23 Haziran’dan sonra bu gerekçeli kararın açıklanmasına karar verildi ise bu etik kurallara, vicdana sığar mı?

Bir de iktidar gerçekten aynı zarftan çıkan dört oydan birinin çalındığına samimiyetle inanıyorsa; diğer geri kalan üç oy çalınmışsa da bize ne demek, ne demek!.. Binali Yıldırım, kurulların itirazlar üzerine ilçeleri görüştüğünü söyleyerek bu soruyu geçiştiriyor. Ancak ve lakin CHP, YSK’ya, bu diğer 3 oyun da tekrarlanması için gerekli başvuruları yaptı ama sonuç beklendiği gibi bir yere gidemedi.

YSK’nın bir tek iktidarı kayırırmışcasına aldığı bu kararlar… memleketteki tüm baroların da bu kararın siyasi içerikli ve hukuka aykırı verildiğini söylemeleri ortada nahoş bir durumun olduğunun kokusunu açık etmiyor mu?

YSK gerekçeli kararda tüm bu şaibeleri aydınlatabilir ve bizlerin de görevi o vakit, önyargısız bir şekilde bu gerekçeli kararı okumaktır, hukuken anlamaya çalışmaktır.

Ama ya gerekçeli kararda hukukun gereği bir silsile içinde sonuca varılmadı ise; ya ortada hırsızlık yoksa ve siyasi bu söylemler gerekçeli karar açıklandığında boşa düşecekse, bugünün siyasi ikliminde bu gerekçeli kararı tez vakitte kamuyla paylaşmayı mı seçersiniz, ya da bu gerekçeli kararı olabildiğine öteler ve öteledikçe ehemmiyetsizleşeceği varsayımına mı kaptırırsınız kendinizi? Nereden baksanız dikiş tutmaz garip bir kumaş var elimizde sanki…

Bu, olması gereken bir hal değil. Bu, memleketimize yakıştırabileceğimiz bir hal de değil. Burası Türkiye, evet… Ama kendimizi niye bu kadar hakir görüyoruz ki!

Siyasetçiler, siyasi emellerine ulaşmak için her yolu mübağ görebilirler. Halkın oyunu almak için türlü türlü dil cambazlığında bulunabilirler ama halka, bilerek ve isteyerek doğru olmayan bilgi vermek dil cambazlığının ötesinde bir duruma işaret etmez mi? Halk da bile isteye ola ki bu halin gidişatını değiştirebileceği gün kör kör parmağım gözüne değişiklik demezse, iştirakçi olmaz mı?

Velhasıl halka güvenmekten, kendi içimizdeki iyiliklerin ortaya çıkmasını dilemekten başka elden de bir şey gelmiyor.

İnsanımızın, herhangi bir partinin seçmeni olsa da kendi adına düşünebilme ve muhakeme yapabilme yetisine sahip olduğunu umut ediyorum…

İnsanımızın, seçmeni olduğu parti hata yaptığında partisine de hata yaptığını söyleyebilecek ve gerekli cezayı kesebilecek güçte olduğunu umut ediyorum…

İnsanımızın, memleketini partiden öte gördüğünü umut ediyorum…

İnsanımızın, seçmeni olduğu partinin politikaları başkalarını rencide ettiğinde o başkaları tarafından da olaylara bakabilme yetisine sahip olabilmesini umut ediyorum…

İnsanımızın, mahkeme salonlarına siyasetin karıştırılmamasının doğru olduğunu bildiğini umut ediyorum…

İnsanımızın, doğru ile yanlışı kalbinde ayırd edebilmesini ve eylemlerini de hep doğrudan yana gerçekleştirmesini umut ediyorum…

Bu liste daha uzar da gider.

Gelin görün ki 23 Haziran’a dair bir tarafta bolca umut ve öte tarafta da kocaman kocaman endişeler var kafalarımızda. İmamoğlu kazanacak olursa acaba seçim günü nelere gebe diye türlü türlü negatif düşüncelerle boğuşup duruyoruz. Böyle karanlık senaryoların olasılığını öngörebiliyor olmamız dahi bu siyasi iklimin ne kadar sağlıksız olduğunun bir göstergesi aslında.

Yine de temennilerimizi bizim birbirimize sahip çıkacağımız güzel bir seçim gününden yana koyalım ve her şey çok güzel olacak diye umut etmeye devam edelim.

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

1 Comment

  1. Zeliha Doğan Yeşil dedi ki:

    “İnsanımız”la başlayıp “umut ediyoruz”la biten satırlarına aynen katılıyorum. İptal sürecinin hayata geçirildiği andan beri aklımla savaş halindeyim. İnanılması zor günler geçiriyoruz. Tarih bunu yazdığında yeni doğanların ileride bizleri nasıl yargılayacaklarını düşünüyor ve utanıyorum.
    Yine de her şeyin güzel olmasını yürekten diliyorum. Hak yerini bulsun istiyorum. Sevgilerimle, kalemin kalemimiz daim olsun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!