YSK GEREKÇELİ KARARI, HUKUKEN ÇOK TARTIŞILACAK BİR METİN - Halimiz
ARAP BAHARI’NDAN ARAP SAÇINA
23 Mayıs 2019
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
30 Mayıs 2019

Bir kısım sandık kurullarının ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması ve bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeniyle 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaliyle yenilenmesine,” karar vermişti Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 6 Mayıs günü.

Dün akşam yayınlanan gerekçeli kararda da bu usül hatasının seçimin sonucuna nasıl etki yaptığı ve daha da önemlisi ilçe belediye başkanlığı, ilçe belediye meclis üyeliği ve muhtarlık için yapılan oy verme işleminde bu hatanın neden ehemmiyet taşımadığını nasıl izah edeceği büyük merak konusuydu.

Zira YSK, aynı zarfın içine konulan 4 oy pusulasından sadece 1’inde usül hatasından ötürü seçim iptaline gitme kararı almıştı on-altı gün önce.

Gerekçeli karar metninde görüldü ki diğer oy pusulalarında seçimin yinelenmemesine gerekçe olarak kısa kararda yer almayan bir mazeret gösterilmiş. Şöyle ki;

“… izah edilemeyecek şekilde büyükşehir belediye başkanlığı için sayım ve döküm cetvelinin düzenlenmediği 18 sandığın 16 sında, ilçe belediye başkanlığı ve ilçe belediye meclis üyeliği için sayım döküm cetvelinin düzenlendiği 90 sandığın 41’inde ilçe belediye başkanlığı için sayım ve döküm cetvelinin düzenlendiği, 90 sandığın 47’sinde ise ilçe belediye meclis üyeliği için sayım döküm cetvelinin düzenlendiği görülmektedir,” s: 211, denmiş.

İzahı hakikaten zor olsa da aynı zarftan çıkan diğer oyların geçerli sayılmasını öngörebilecek tek paragraf metinde böyle ifade ediliyor. Ve buradaki matematik, her nasılsa, kurul üyelerini, bu seçimleri yinelememelerine ikna etmiş.

İktidarın itiraz dilekçesinde de döküm cetvelleri ile ilgili şöyle bir bölüm var;

“298 sayılı Kanunun denetim ve kontrol mekanizmasının ana unsuru ve temelinin oy sayım döküm cetvelleri olduğu, dolayısıyla oy sayım döküm cetvellerinin hukuken tam ve eksiksiz olması seçimin sıhhat şartı olduğu, İstanbul seçimlerinde 8.848 adet usulsüz düzenlenmiş oy sayım ve döküm cetvelinin, 1.000.000’u aşkın seçmenin kullandığı oyun hukuki akıbetinin belirsizliğine yol açtığı…”

Ancak gelin görün ki, Karşı Oy yazan YSK üyesi Cengiz Topaktaş, konuya dair kısa ve net bir yorum getirmiş;

“Çoğunluk görüşü olarak, sayım döküm cetvelleri ve tutanaklardaki usulsüzlüklerin de bir iptal sebebi olduğu belirtilerek gerekçeli karar oluşturulmuş ise de; yapılan müzakereler sırasında bu durum bir iptal sebebi olarak belirlenmemiş olup, bu nedenle de kısa karara seçimin iptal sebebi olarak sadece sandık kurullarının kurulmasındaki usulsüzlükler derç edilmiştir. İptal sebebi olarak belirlenmediği kısa karardan da anlaşılan bir konuda, karşı oy gerekçesi yazmaya gerek görülmemiştir.”

Bir diğer deyişle, bırakın seçimin bu oy pusulaları için de yinelenip yinelenmeyeceğini; YSK üyesi bir isim, kamuya açıkça, YSK’nın diğer üyelerinden gelen kararda usulsüzlük yaptıklarını ifşa ediyor. Yukarıdaki paragrafı dikkatle okuyun ve tekrar tekrar okuyun. Bu, verilmek istenen bir siyasi karara hazırlanmaya çalışılmış  bir kılıfın, kamuya çıplak hale getirilmesinden başka bir şey değildir. Evet, aynı zarftan çıkmış diğer üç oy pusulasının iptaline bu yolla gidilmemiş olabilir ama bu gerekçe aynı zamanda büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin yinelenmesi için de bir husus oluşturmaz. Ama bu mevzu sayfalarca sayfalarca yer tutmuş gerekçeli karar metninde…

Peki, İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçimi neden tekrarlanıyor?

Sandık kurullarının oluşturulmasında usulsüzlük yapıldığı ithamından ötürü…

Bu yönde karar veren YSK üyelerinin yazdığı gerekçeli karar metninde sayfa 204’te şöyle deniyor;

“13/03/2018 tarihindeki kanun değişikliğinden sonra Türkiye’de iki seçim yapılmıştır. Bunlardan ilki 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimidir. Bu seçim sonucunda sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı belirlendiği yolunda bir itiraz intikal etmediğinden, Kurulumuzca bu konuda bir değerlendirme yapılmamıştır.

Anılan kanun değişikliğinden sonra Türkiye’deki ikinci seçim ise 31 Mart 2019 tarihinde yapılan Mahalli İdareler seçimidir. Sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı belirlenmesine ilişkin itirazlar da ilk kez bu seçimde Kurulumuzun önüne gelmiştir. Dolayısıyla Yüksek Seçim Kurulunun daha önceden bu konuda vermiş olduğu emsal oluşturacak bir içtihadı bulunmamaktadır.”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin tekrarlanması için öne sürülen ana argümanın daha önceden emsali yok diyor YSK… Çürütme de YSK Başkanı Sadi Güven’den geliyor;

“31 Mart 2019 günü İstanbul’da yapılan seçimde; 2018 yılında değişen 298 sayılı Yasanın 22. maddesine aykırı sandık kurulu başkan ve üyesinin görevlendirildiği şüphesizdir. 2004 ve 2009 yılında Yüksek Seçim Kurulu tarafından verilen kararlar emsal olmaz denilebilir ise de kararlar verildiği tarihte yürürlükte bulunan yasadaki sandık kurulu başkan ve üyelerinin belirlenme usulüne aykırılık haline ilişkin olmakla 298 sayılı Kanunun değişik 22. maddesine aykırılıktan farklı değildir.

Sandık kurullarının usulsüz oluşması tam kanunsuzluk halini oluşturmaz. Sandık kurullarının kuruluşuna ilişkin işlemlerin kesinleşmesinden sonra bu kuruluşa karşı yapılacak itirazlar seçimden sonra o seçimlerin iptali için tek başına bir itiraz sebebi olarak ileri sürülemez.” s: 221

Sadi Güven devam ediyor;

“…Kamu çalışanı olmadığı halde sandık başkanı olarak görev yapan 754 kişinin görev yaptığı sandıkların 750 tanesinde Adalet ve Kalkınma Partili üye görev yapmış olup bu sandıklara 1.104 üye vermekle 354 sandıkta iki üye ile temsil edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi de aynı sandıkların 3 tanesine üye vermemiş, 28 üye göreve gelmemiş, diğer 723 sandıkta üyesi görev yapmıştır. Aynı sandıklara toplamda 979 üye veren Cumhuriyet Halk Partisinin de 256 sandıkta iki üyesi görev yapmıştır…

Yasa koyucu sandık kurulu başkanlarının usulsüz atanmalarını tam kanunsuzluk nedenine dayalı mutlak iptal sebebi saymamıştır. Yüksek Seçim Kurulu da kararlarında tam kanunsuzluk nedeniyle iptal sebebi saymamıştır.” 

Güven’in bu açıklamasını da iptal kararını veren üyelerin kamu personeli açığı olmadığı argümanına karşılık olarak da okuyabilirsiniz. İlgili paragraf şöyle;

“İstanbul İli genelinde büyükşehir belediye başkanlığı seçimi 31.186 sandıkta yapılmıştır. Bu sandıklarda bir başkan, bir kamu görevlisi asıl üye, bir de kamu görevlisi yedek üye belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, İstanbul İli genelinde büyükşehir belediye başkanlığı seçimi için toplamda 93.558 kamu görevlisine ihtiyaç duyulmaktadır. İstanbul İlinde, 12.259’u adliye personeli, 108.472’si Devlet okullarındaki kadrolu öğretmenler olmak üzere sadece 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre aylık ödenen ve sandık kurullarında görev alabilecek durumda olan yaklaşık 220.000 kamu görevlisi bulunmaktadır.” s:203

Cengiz Topaktaş da seçim sonuçlarının bir parti lehine değiştirilmesi ya da iktidarın ifadesi ile bir parti lehine oyun çalınması için örgütlü bir şekilde hareket edildiğini gösterir hiçbir delil olmadığını sabit bir olguyu ifşa ederek gündeme taşımış;

“Sandıklarda yapılan sayımlar sırasında, sayım döküm işlemlerini engellememek kaydıyla vatandaşların da sayımı izlemesi mümkündür. Gizli oy açık sayım ilkesine göre yapılan seçimde, sandık kurulunda partili üyelerin görevli olarak bulunup karar alma sürecine katıldığı, itiraza yetkili partili müşahitlerin sandıklarda bulunduğu, vatandaşların da oy sayım ve dökümünü izlediği koşullarda oyların herhangi bir parti lehine değiştirildiğini söylemek mümkün değildir. Böyle bir durum ancak bütün sandık görevlilerinin ve müşahitlerin bu konuda anlaşmaları ile mümkün olabilir ki, itiraz eden dahi böyle bir iddia ileri sürmemiştir.”

Karşı Oy kullanan bir diğer YSK üyesi Kürşat Hamurcu da şu tesbiti paylaşmış;

“Sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmadığı sandıklarda, sandık başı işlemlerine, itiraz edenin temsilcisi olan siyasi partili üye dahil hiçbir kimsenin itirazı vuku bulmamıştır. Sandık kurulunca tutulan tutanaklar, hiçbir itirazî kayıt ileri sürülmeksizin birlikte imza altına alınmıştır. Bu sandıklarda kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanının, seçmenin oyunu yönlendirdiği, değiştirdiği veya etkilediği yönünde aynı sandık kurulunda görevli olan beş siyasi partili sandık kurulu üyesinin herhangi bir şikayeti veya itirazı olmamıştır.”

Ve Karşı Oy kullanan dördüncü YSK üyesi Yunus Aykın da “6 ölen seçmen yerine, 41 ceza infaz ve tutukevinde bulunan tutuklu ve taksirli suçlardan hükümlü seçmen yerine, 58 ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü seçmen yerine toplamda 105 seçmen yerine oy kullanıldığı” anlaşıldı demiştir. Dahası, bu konuşulan rakamların anlamsızlığını ise şöyle açıklamış;

“…oy kullandığı işaretlenen ölü, hükümlü, tutuklu seçmenler ile kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanları eşleşmesi yapıldığında 754 sandığın sadece 3 tanesinde tutuklu, hükümlü ve ölü seçmen yerine toplamda her birinde 1 oy olmak üzere 3 oy kullanılmış görüldüğü anlaşılmıştır (Başakşehir 2306, Beşiktaş 1239 ve Fatih 3205 numaralı sandıklar). İstanbul İlindeki oy kullanan seçmen sayısının 8.865.072 olduğu göz önüne alındığında seksenbeşbindebir oranına tekabül eden ve seçim sonucuna tesir etmeyen bu sayıdan hareketle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinde usulsüzlük yapıldığını söylemek mümkün değildir.” 

Aykın’ın da yazdığı gibi “demokrasilerde gerçekleşmiş ve sonucu alınmış bir seçimin iptal edilmesi en son başvurulacak olağanüstü ve istisnai bir tedbir” olması gerekirken burada hukuken üyeler arası ortaya çıkan karşıtlık kurul üyelerinin hukuk devleti kavramında da örtüşemediklerini açık ediyor.

Metinde, alınan kararın sağlamasının yapılamaması bunla da sınırlı değil. “Yüksek Seçim Kurulu SEÇSİS kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere, oy sayım ve döküm cetvellerinde önemli usulsüzlükler yapıldığı, 5.388 mühürsüz, …” diyerek devam eden bir paragraf var. Bunu yazan YSK, 16 Nisan 2017 referandumunda mühürsüz oyları geçerli saymıştı ki aynen burada da dediği gibi usulsüzdü.

Ayrıca Büyükçekmece gibi ilçelerde halkın kapısına polis gitmiş, devlet neredeyse kapı kapı markaj yaparak bu ilçede usulsüzlük yapıldığını ispat etmeye çalışmıştı. Görülüyorki böyle bir durum da mevcut değil. “… bu seçim çevresindeki toplam 5 sandık kurulunda, kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanının görev yapması, bu 5 sandıkta toplam 1.468 seçmenin oy kullanması, seçimi kazanan Cumhuriyet Halk Partisi adayı ile itiraz eden ikinci sıradaki Adalet ve Kalkınma Partisi adayı arasındaki 4.133 adet oy farkı itibariyle, 5 sandıktaki kanuna aykırı oluşum, bu sandıklarda oy kullanan seçmen sayısı gözönüne alınarak seçim sonucuna müessir bir olay ve hal olarak değerlendirilmemiş,” diyerek resmi kayda geçirilmiştir.

Özetle, Türkiye’nin kaybettiği, iktidarın kazandığı bir gerekçeli karar olmuş.

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!