Yönetim  Gücü ve Hubris Sendromu - Halimiz
Yönetim  Gücü ve Hubris Sendromu 2
Osmanlı’nın İnsanları: Yusuf Franko Paşa
13 Nisan 2017
Yönetim  Gücü ve Hubris Sendromu 3
Tomahawk Siyaseti
13 Nisan 2017
Yönetim  Gücü ve Hubris Sendromu 4

ABD’nin  icracı başkanlık sisteminin özelliklerini  anlattığım önceki yazılarımda, bu sistemin 16 Nisanda Türkiyede oylanacak olan başkanlık sistemi için örnek olarak gösterildiğinden bahsederken, Amerikadaki sistemin, federal yönetim yapısı içinde ve  ancak güçlü bir yasama organı  ve bağımsız yargı ile ilişkili olarak işlerlik kazandığını da anlatmıştım.  Amerikan sisteminin bu özellikleri ile Türkiye için bir model teşkil edip edemeyeceğine okuyucu kendisi karar verecektir. İster devletin başı (cumhurbaşkanı) isterse de hükümetin başkanı (başbakan) tarafından uygulanıyor olsun, icra gücü ile ilgili olarak göz önünde tutulması gereken bir başka nokta da bu gücün uygulandığı süre ve bu sürenin  gücü uygulayan üzerindeki etkisidir.

İngiltereden Lord David Owen ve Amerikalı meslektaşı J.Davidson  2009 Şubat ayında yayınladıkları   bilimsel bir makalede Hubris Sendromu (Kibir Sendromu) nun edinilmiş bir psikolojik bozukluk olduğunu öne sürdüler (esas itibariyle bu sendrom, etkilediği kişiyi kendisinde önyargıyla yerleşmiş bulunan kavramlara ters bulduğu gerçeklere karşı körleştiren ve danışmanları ya da politik yandaşlarının akil tavsiyelerine kulak asmaz hale getiren bir kendini beğenmişlik halidir) Adı geçen yazarlara göre:  “Demokratik bir lider için yüksek bir makama seçilmek önemli bir olgudur. Birbirini izleyen seçim zaferleri, daha sonra Hubris Sendromuna dönüşme olasılığı olan kibirli davranışları tetikliyor gibi görünmektedir”. Yazdıkları makalede, dikkatlerini özellikle 20. Yüzyılda görev başında olanlara yoğunlaştırarak, İngilterede başbakanlık ve Amerikada başkanlık makamlarında uzun süre kalmanın etkilerini incelemişlerdir. Bir sendromun gelişmesi için birçok faktörün etkili olduğunun tamamen bilincinde olarak, belli yıllar boyunca görevde kalmanın bu sendroma yol açacağını iddia etmiyorlarsa da , güvenilir tavsiyeyi görmezden gelme ve yalnızca kendi fikirlerine önem verme eğiliminin görevde kalma yılları uzadıkça arttığına dikkat çekiyorlar.

Araştırmanın en çarpıcı yanı Hubris Sendromuna yatkınlığa Parlamenter sistemde de, başkanlık sisteminde de rastlanılmasının aynı derecede mümkün olması. Amerikan  bakış açısından en ilginç olan  ise, Owen  ve Davidson’ın icracı gücü uygulayacak kişinin Hubris Sendromuna yenik düşmeden görevde kalabilmesi için sınırın sekiz ila on yıl  olması gerektiğini öne sürmeleri. Bu ilginç, çünkü şimdiye kadar sadece tek bir Amerikan başkanı, Franklin D. Roosevelt,  sekiz yıldan fazla görevde kalmıştır. Bunu izleyen dönemde Amerikan Anayasası başkanlık süresini sekiz yılla (vefat eden bir başkanın ardından gelen başkan yardımcısı durumunda ise, on yılla) sınırlayacak şekilde değiştirilmiş,  böylece daha önce geleneksel olarak sekiz yıl oup, bir kişi dışında böyle uygulanmış olan başkanlık süresi kanunla da saptanmıştır. İngilterede Margaret Thatcher on yıldan fazla (onbir yıl yedi ay) görevde kalmışsa da,  birçok politik gözlemci Thatcher’ın başbakanlığının son dönemlerinde daha kendini beğenmiş ve mağrur, hatta hubristik  özellikler gösterir hale geldiğinde hemfikir olmuşlardır. Daha sonraki dönemde Tony Blair on yıl (ve ellialtı gün) hizmet sonrası yönetimden çekilmiştir. Acaba Blair, Thatcher’ın farkedemediği gerçeği,  yani görevde uzun süre kalarak ülkesine layıkı ile hizmet etme yeteneğinin azalacağını farketmiş olabilir mi? Pek çokları tarafından İngiltere’nin 20. Yüzyıldaki en iyi  başbakanı olarak kabul edilen  Winston Churchill  ülkesine sekiz yıl sekiz ay hizmet vermişti.

Lord Acton yüzotuz yıl önce  “Güç yozlaştırmaya meyillidir,  hele kontrolsüz güç kesinlikle yozlaştırıcıdır” saptamasını yapmış. Anlaşılan Owen ve Davidson’ın modern araştırması da bu düşünceyi onaylıyor ve modern demokratik bir ülkede kimsenin, 

ister İngilteredeki gibi başbakan, ister Amerikadaki gibi başkan  olarak, sekiz ya da on yıldan fazla yönetim gücünü kullanmaması gereğini saptıyor.

Çeviren: İrem Kutluk

mm

Edward Stafford

Edward G. Stafford is a retired career Foreign Service Officer. He most recently served as Political-Military Affairs Counselor at the U.S. Embassy in Ankara (2011-2014) and as adjunct professor of Civ-Mil Affairs at the Inter-American Defense College in Washington, DC (2014-2016). Mr. Stafford has a B.A. from the University of Pennsylvania, a post-Graduate Diploma in International Security Studies from the Romanian National Defense College, and a Master of Science in Strategic Intelligence from the U.S. National Defense Intelligence College (now NIU). In order of ability, Mr. Stafford’s foreign languages are Spanish, French, Romanian, Portuguese, and Turkish.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!