YOLDA - Halimiz
TRUMP ve ABD’nin YENİ TİCARET STRATEJİSİ
22 Mart 2018
ENFLAMASYON NEDİR?
22 Mart 2018

Beat kuşağını duymuşsunuzdur belki. Jack Kerouac bu akımın simgesi haline gelmiş Amerikalı bir yazardır. On the road/Yolda kitabı, Beat kuşağının el kitabı haline gelmiştir ve hatta bir söylentiye göre İncil’den sonra  en çok çalınan kitap olduğu gerekçesiyle kitapçılarda zulalarda saklanmıştır. Jack Kerouac “Bana sorarsanız, gerçek yaşam hiç durmadan dosdoğru denize gitmektir,” demiştir.

Jack Keruac’ın ünlü kitabı Yolda beni en etkileyen kitaplardan biridir. Kitapta, üstü açık bir arabayla Amerika’yı baştan başa dolaşan kahramanın iç yolculuğu, dostlukları, yolda yaşadıkları bir seyahat güncesi biçiminde anlatılıyor. Tüm yolculuktan aklımda kalan ana duygu özgürlük duygusu; kitapta hayattan keyif almanın ve sistemin dayattığı hayatı başka türlü yaşamanın mümkün olduğu anlatılıyor. Tam da bu sebeple bir manifesto niteliğinde. Savaş sonrası bir karşı kültürün ve bir gençlik isyanının başlamasına yol açan fikirlerin ilk yazılı belgelerinden biri bu.

Kaybedenler Kulübü, Yolda’nın çıkış noktası bu kitaptır. Dolayısıyla isminden mütevellit bir yol filmidir.

Filmin bana hissettirdiklerini sıralasam… İyot kokusu, rüzgarın gözleri kurutması, çekip gitme isteği, ait olmama ve sürekli hareket etme isteği, sahil kasabalarının sessiz bilgeliği; sağaltan ve ılık bir bahar öğle sonrası gibi içinizi ısıtan samimiyeti, özgürlük ve aşk, öz yıkım ve yalnızlık, paylaşma ve yaraları deşme, iyi gelme, iyi hissetme…

Kaybedenler Kulübü bir döneme damgasını vuran bir radyo programıydı. Kent FM’de hafta içi bir ya da iki akşam yayınlanıyordu yanılmıyorsam. Bir yayıncı ve bir radyocunun (DJ, müzik koleksiyoncusu, radyo programcısı, plakçı…) bol içki, sigara eşliğinde absürt diyaloglarından oluşan, arada rock veya Orhan Gencebay filan çalan bir programdı. Her programı aynı şekilde açarlardı. Kapanış işe alkol seviyesine göre değişirdi. İkisini de bir şekilde tanıma şansım oldu, hem filmdeki gibiler hem değiller bence.

Kaan hiç bir zaman filmdeki Nejat İşler kadar çekici olmadı belki ama oldukça karizmatik biriydi. Karizması konuşmasından ve tavırlarından geliyordu, yoksa yolda görseniz dönüp bakar mıydınız bilmem. Mete ise filmdeki karaktere daha çok benzeyen, daha yabani, daha içe dönük ve hayata karşı daha naïf bir adam bence. Hala Hifi’daki John Cusack gibi yaşaması, gece hayatının sürekliliği, ilişki engelli olması vs. bunlar hep saf ergen durumları. Alkolizmi, KK yolda filmindeki boyutta mı bilmem ama bir dönem Kadıköy gece hayatına dahil olan herkes inanılmaz çok içip, hiç bir şey hatırlamadığı sabahlara uyanırdı. Abartı bir yana, Mete kadar çok içen bir çok insana alkolik demezdik o yıllarda. İyi içiyor, sıkı içiyor filan derdik.

Bunlar benim yüzeysel gözlemlerim tabii, ikisini de analiz edebilecek kadar  iyi tanımadım, sadece bir çok hikayelerini dinledim ki şu anda bunların en az yüzde ellisinin abartı olduğunu biliyorum.

Ez cümle, bu film ilkinin devamı niteliğinde… Yiğit Özşener, Hande Doğandemir ve Nejat İşler şahane oynamış. Tüm oyuncular iyi oynamış aslında. Yönetmen de iyi. Senaryo da güzel.  “Kadıköy” kültürüne biraz dokunmuş, Akmardan alışveriş yapmış, Zihni’den plak seçmiş, Karga’da sabahlamış, en azından Olympos’a kadar yol yapmış her kişinin hayatına biraz dokunmuştur bu film.

Oyunculardan biri röportajında söylemiş; bu film uzun süredir görmediğin eski bir dostu görmek gibi. İşte filmle ilgili hissettiğim şey bu. Çok özlemişim bu arkadaşımı. O kadar ki karşılıklı oturup konuşsak, hep kaldığımız yerden devam edecekmişiz gibi.

Burada parantez açıyorum. Çok fazla insan tanırım ama çok arkadaşım yoktur. Hayatımın herhangi bir döneminde arkadaşım olmuş kişi benim için kıymetlidir. Mutlaka bende bir iz bırakmıştır, mutlaka ben onda bir iz bırakmışımdır, mutlaka unutulmaz bir anımız vardır. İşte bu yüzden uzun yıllar görmediğim arkadaşlarımla karşılaşınca hep kaldığım yerden devam edecek diye düşünürüm. Zannederim ki o arkadaşlık içindeyken benim yaşadıklarım karşı tarafta da karşılık bulmuş. Düz mantıkla; ben hatırlıyorsam, unutulmuyorumdur. İşte yetişkinlikteki en büyük hayal kırıklığı bu oluyor. Kaldığın yerden devam edememek.

Yola ve filme dönecek olursak, beğeneni de beğenmeyeni de anlıyorum. Bu film bir dönemi anlatıyor. Bir yaşam tarzını. Yol filmi bu.  Eskilerden hatırladığımız bir hoşluk aslında. Bizi biz yapan güzelliklerden biri.

Bunu hiç yaşamamış olanlar ancak öykünebilir. Yaşamış ve bu ruh haline ve bu duruşa mesafe alanlar filmi beğenmez. Ekşi sözlükte yıllar önce yolda kitabıyla ilgili bir yorum okumuştum. Sözlük yazarı isyan ediyordu. Tüm kitap amaçsızca yolda olmak ve sağlıksız maddeler tüketmek üzerine diye yazmıştı. Bu şekilde algılaması normaldir.

Yol kitapları da filmleri de yolda olmak duygusuyla ilgilidir. Varış veya çıkış noktasının önemi yoktur. Gerçek dostluklar da böyledir. Nereden çıkıp nereye varacağını hesaplamadan, sadece birlikte geçirilen zaman kıymetlidir.

Belki de Jack Kerouac’ın Yolda kitabında dediği gibi: “Geçmişimizden uzaklaşıyoruz Sal, yeni ve bilinmezliklerle dolu bir döneme başlıyoruz. Bütün o yıllar, sıkıntılar, eğlenceler… Şimdi sıra bunda! Kafamızda ne varsa silip şöyle dimdik ilerleyebilir ve dünyayı anlayabiliriz.”

Not: Yazıyı bu şarkıyı dinleyerek okusanız ne güzel olur.

 

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!