YOLCULUK - Halimiz
YOLCULUK 2
KOZMOGRAFYA
22 Ağustos 2019
YOLCULUK 3
KAZ DAĞLARI HEPİMİZİN
22 Ağustos 2019
YOLCULUK 4

Ben yolları seviyorum, bayılıyorum yolculuğa, neresi olursa olsun gidilme olasılığı olan her yolculuk beni benden alıyor, nefesim kesiliyor.

Kalbim, kafesindeki teller kırılmış da aradan kaçacak kuş gibi çırpınıyor çarpıyor.

Geçmiş hayatımda mecnun muydum acaba? Dağları bayırları aşıp Leyla’yı mı aradım.

Ya da Evliya Çelebi ile bir kan bağım mı var! Çağırıyor beni uzaklar, yollar, gitlerim var benim, gitmem gereken…

Kendimi bildim bileli yollara, uzaklara, dağlara, ovalara düşkünlüğüm vardır, bu yaz da tam da böyle oldu resmen ‘’Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz’’ halini yaşadım…

İzmirden yola çıktım ilk önce Ankara tabii ki, gençliğimde yaşayamam dediğim şehir, öyle güzel dostlukları, sevgileri yaşatıyor ki bağrında benim için artık özlüyorum bile. Bir değişik enerji hissettim Ankara’da, sanki bir sakinlik ne bileyim bir tebessüm, anlamlandıramadığım bir güzel olmak hali gelmiş üzerine.

Sonra tüm Avrupa’nın tatil için şeçtiği şehir, Sivas’a gittim, sokaklar Kanada, Fransa, Belçika’dan gelen arabalar ve insanlarla dolu, zaten Ankara’dan biraz uzaklaşınca yol boyunca yabancı plakalı araçlarla yolculuk ettik. Kızıma, eşime, doğduğum toprakları gezdirdim, beş altı yaşında erkek çocukların yürüyüşlerini gösterdim çaktırmadan, dirsekler az açık vücuttan biraz uzak, eller yarı yumruk, omuzlar az kalkık kalkık, küçük ama heybetli bir duruş. Havasının sertliği kanlarına işlemiş ve bir o kadar da komik ve sıcak insanlar, en önemlisi de yola adım attığın anda arabalar duruyor ve sen karşıya güvenle geçiyorsun, birçok şehirde yaya geçitlerini böyle aktif kullanamıyor insanlar. Gelmişken Kangal’a balıklı çermik (Kaplıca) gidilmeden olmaz dedik ve eşimi balıklara attım, yiye yiye bitiremediler eşimi, seneye tekrar artık…

Dilimizde güzel bir türkü düştük tekrar yollara “Ordu’nun dereleri aksa yukarı aksa’’ Allah’ımmm o nasıl bir yolculuktu, ben dağ nedir Ordu yolunda öğrendim, çık çık çık bitmiyor, yukarda tepede bir ev görüyorsun, hah tepeye vardık sayılır diyorsun, eve yaklaşınca bakıyorsun ki daha yukarıda, daha da yukarıda evler var, yollar var. Adam balkon yapmış güya, binbeşyüz rakımda, trabzanı yok, uçurumda. Aniden dönüyor yol daracık, düzlüğe geldik dediğin anda neredeyse tam tur dönüyorsun tırmanarak, sözüm meclisten dışarı Karadenizli bir iki tanıdığımın psikolojilerini çözdüm sanırım, böyle zorlu doğa şartlarında ani dönüşler ve hep tetikte olma hali, tehlikeyi önceden sezebilme ve gözü karalık hep bu yollar, hep bu dağlar yüzünden. O yolu günlerce anlatsam yazsam bitmez…

Ordu’nun hanımları çok güzeldi, bakımlı ve hoştular. Şehir temiz ve tertipliydi, şehrin ortasından dağa çıkan teleferikteki hislerimi anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalır, anlatılmaz yaşanır.

Üzerinde yazılar olan tşörtlerden birinde “Hingilim’’ kelimesi vardı;

–beyefendi ‘’Hingilim’’ ne demek acaba?

–Hingilim, işte

–İyi de ne demek?

–Hingilim var ya, o işte.

–hııı anladım!

Bir daha kimseye yerel birşeyle ilgili soru sormama kararı aldım…

Devam edecek…

 

 

mm

Şule Yüksel Günel

Şule Yüksel Günel Organizasyon/Aile Sistemi Açılımı™ Moderatörü Theta Healing® Eğitmeni ve uygulayıcısı Access The Bars® uygulayıcısı Access Facelift® uygulayıcısı Bioenerji ve Esma-ül Hüsna eğitimleri Sivas’da başlayan hayatım, İzmir’de okul, iş, çalışma hayatı, evlilik ve bir çok başka şehirde tayinlerle devam ederek nihayet emeklilik ve kişisel gelişim yolunda İzmir’de devam ediyor... Her an yeni bir şey öğrenmeye tutkuluyum. Farklı tekniklerle insanların yaşamlarına dokunmayı çok sevdim. Dokunduğum her insan ve yaşamla ben de gelişip, değişiyorum...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!