Yok Olan Ayazmalar - Halimiz
Yok Olan Ayazmalar 2
Çocuklarımızı Yetiştirirken…
1 Haziran 2017
Yok Olan Ayazmalar 3
Godot’yu Beklerken
1 Haziran 2017
Yok Olan Ayazmalar 4

Ortodoks Hıristiyanlar kutsal saydıkları su kaynaklarına ve pınarlara “ayazma” diyor. Sözcüğün kökeni “Hagia” (kutsal) ve “ma” (su) kelimelerinin bileşiminden geliyor. Bu kutsal suların aynı zamanda şifalı olduğuna inanılıyor. Anadolu’nun ve özellikle İstanbul’un birçok yerinde ayazmalar var. Mesire yerleri, çeşmeler, lokantalar ve camiler bile mevcut. Hatta Fatih Camii’nin içindeki suyun bile ayazma çeşmesi olduğu anlatılır. Ayazmalar Ortodoks kültürüne aittir ama açık alanda bulunan ayazmaların çevresi bir piknik alanı olduğundan, hem gezmek hem de iyileşmek isteyen Müslümanlar da buraları ziyaret ederdi.

Sadece İstanbul’da sayısı 150’ye varan ayazma bulunuyor.

Arnavutköy Profiti İlias Ayazması, Arnavutköy Aya Paraskevi Ayazması, Kuruçeşme Aya Dimitri Ayazması, Silivrikapı Balıklı Ayazması ve Vefa Meryem Ana Ayazması aklımıza hemen gelen meşhur ayazmalar.

Haydarpaşa’da, demiryolunun solunda kalan ağaçlık alandaki, Beylerbeyi’nde Burhaniye Mahallesi’ndeki bir bahçedeki, Heybeliada’da deniz kenarındaki Ayia Efemia Ayazmaları en güzel örneklerdir. Adnan Özyalçıner ‘Yaşamım ve Öyküm’ adlı denemesinde Büyükada’daki ayazmayı anlatır:

“Büyükada’ya dayıma giderdik. Dayım orada manavdı. Yörükali’ye çıkar, Dil’deki çamların altına kilimlerimizi sererdik. Dayım, dükkandan meyve, öteberi getirirdi. Hep birlikte yerdik. Sonra kadın erkek, çoluk çocuk hep birlikte bir yardan aşağı iner, bir kuytuluktaki küçük bir ayazmaya giderdik. Ayazmanın içerisi iyice karanlıktı. Suyu buz gibi olurdu. Şeker gibi de tatlıydı. Kana kana içerdik. Ben hep tuzlu denizin kıyısından kaynayan bu şeker gibi suya şaşar kalırdım. Sorduğumda ‘Tanrı vergisi’ derlerdi.”

Ayazmaların hemen hepsinin kuruluşunda bir söylence vardır. Bu söylencede, bir hastaya rüyasında görünen bir aziz ya da azize, ona şifa verecek suyun yerini söyler. Rüyasının çıktığını gören hasta ya da yakınları, bu kaynağı o adla takdis ettirir, çevresini yapar, yapındırırlar. Bu ayazmalardan çoğu kilisenin adandığı aziz ya da azizeden farklı bir kutsal kişiye adanır.

Ayazmaların asıl mekanı suyu koruyan mahzendir. Bazen bu yapıda mahzene ulaşmayı sağlayan bir koridor ve bu koridora inen bir merdiven bulunur. Bu mahzenler duvarlarının üst yanlarındaki menfezlerle havalanır ve yarı yarıya aydınlanır. Mahzende su haznesi ve suyun alındığı tekne, Hz. İsa’nın, Hz. Meryem’in ve suyun adına takdis edildiği aziz ya da azizenin ikonası, adak mumları, yakılacak mumların konacağı mumluklar ve bir yardım sandığı bulunur. İstanbul’daki ayazma binaları kare ya da dikdörtgen biçimindedir. Kayıtlara göre, ayazmaların sayısı Osmanlı döneminde özellikle 1808-1861 yılları arasında artmıştır. İstanbul ayazmaları için yazılan önemli incelemelerden biri Hakkı Göktürk’ün 1947 yılında yaptığı katalogdur. Hakkı Göktürk , bu araştırmada İstanbul’da l50 civarında ayazma saptamış, kaybolanları, kaybolma tehlikesi taşıyanları vurgulamış.

Peki şimdi nerede bu ayazmalar ? İşte işin üzücü yanı bu. Ayazma olduğu bilinen kaynak suları ve pınarlar yok oluyor. Su kaynaklarının yerine sıra sıra inşaatlar yapılıyor. İstanbul’un batısında yer alan, güneyde TEM çevreyolu, batıda Atatürk Olimpiyat Stadı, doğuda İkitelli Organize Sanayi Sitesi ve kuzeyde Başakşehir uydu kenti arasında sıkışıp kalan ve tamamen yok olan bir ayazmanın öyküsünü Fransız Kültür Merkezi’nde açılan bir sergide gördüm ve çok üzüldüm.

Tatlı su, dünyanın en kıymetli ürünüdür. Biz bu ürünü kendi ellerimizle yok ediyoruz. Bölgede yaşayan insanların bilmeden basıp geçtikleri toprağın altında yüzlerce yıllık tatlı su kaynağı var. Pırıl pırıl, şeker gibi bir sudur bu.

İnşaat ve yol yapma çılgınlığına sadece insanlarımızı değil, geleceğimizi de kurban veriyoruz.

mm

Murat Erdin

Murat Erdin 1968'de İstanbul'da doğdu. Pertevniyal Lisesi'nden sonra İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdi. Gazeteciliğe 1990 yılında başladı. Radyolarda ve televizyonlarda çok sayıda programa imza attı. Halen yazar ve öğretim görevlisi olarak çalışmalarına devam ediyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!