YOGA NEDİR, NE DEĞİLDİR? - Halimiz
BU HAFTA NE YEDİM?
29 Kasım 2018
BOHEMIAN RHAPSODY VE ELEŞTİREL DÜŞÜNME
29 Kasım 2018

Yoga, yaklaşık on iki yıldır hayatımın bir parçası… Önceleri amatör olarak sadece bedenimi rahatlatmak için başladığım yoga yolculuğumda, zaman içinde yoganın felsefe boyutuyla da ilgilenmeye başladım ve sanırım o andan itibaren hayatım değişmeye başladı. Günümüzde herkes yoganın bir din ve inanç olduğunu düşünmekte. Kimilerine göre ise yoga bir bilim. Yoga bir bilim mi, yoksa inanç mı? Ne kadar da zor bir konu, öyle değil mi?

Gerek derslerimde gerekse dışarda karşılaştığım kişiler, bana sık sık bu soruyu sormakta. Ben de kendi kendime sordum: “İnanç ne demek? Bilim ne demek?” Yoga hakkında elimdeki kaynakları araştırmaya başladım. Yoga üstatlarından Osho, “inanç kolaydır çünkü gerçek anlamda bir şey yapman istenmez. İnanç sadece istediğin an kolayca kenara atabileceğin yüzeysel bir giysi, bir dekorasyondur. Yoga inanç değildir. Bu yüzden zordur, çetindir ve kimi zaman imkânsız görünür. Varoluşsal bir yaklaşımdır. Gerçeğe ulaşırsın ama inanç aracılığıyla değil, kendi deneyimlerin, kendi farkındalığın aracılığıyla. Bu tamamen değişmek zorunda olduğun anlamına gelir” der.

Bu konuyu biraz daha ayrıntılı ele almaya çalışırsak, tüm dinler birer inanç sistemidir; ancak yoga bir inanç sistemi değildir. Yoga, hayatın gerçeğini anlayabilmemiz için bilimsel ve sistematik bir metottur. İşte bu nedenle, yoga bir bilimdir. Yoga, “burada ve şu anda olma” bilimidir. Osho’ya göre, “yoga sadece matematik, fizik ve kimya gibi salt bir bilimdir. Yoga, içsel varlığın salt matematiğidir.”

Sekiz dallı “Ashtanga Yoga” sisteminde, yoga üstadı Patanjali, yogayı bilim derecesine yükseltmiştir. Dini, sadece salt kanunlardan oluşan bir bilim haline getirmiştir. Ayrıca Patanjali, yoga hakkında dilden dile aktarılan vecizleri, “sutra”ları derleyerek, yoga hakkındaki ilk yazılı kaynağı oluşturmuştur. İster Müslüman olsun, ister Hristiyan, isterse Yahudi ya da ateist olsun, herkes yoga yapabilir çünkü yoga bir disiplindir, bir bilimdir. Yoga, kimsenin, “bir şeye” inanması gerektiğini söylemez. Yoga, bizleri sadece deneyimlemeye, kendimizi gözlemlemeye, içsel bir deneyim yaşamaya davet eder.

Ne demek istediğimi biraz açıklamaya çalışayım. Günümüzde yoga derslerine katılmamızın en büyük sebebi, bedensel fayda sağlamaktır. Hemen hemen herkes yogaya bu şekilde başlar: Bedensel rahatlama, bel ve boyun sorunlarını giderme, duruşumuzu (postürümüzü) düzeltme… Yani birçok kişi, yogaya “asana”(duruş/poz) adı verilen fiziksel aktiviteler yoluyla başlar. Önce bedenimiz üzerinde çalışmaya başlarız. “Asana”, kelime anlamıyla “duruş, oturuş” anlamına gelir. Yoga yaparken de nihai amacımız, “asana”larda hem sağlam ve güçlü hem de rahat ve estetik durabilmektir. “Asana”larda sağlam ve rahat kaldığımızda, bedeni durdurduğumuzun farkına varırız. Bedeni durdurduktan sonra, sıra nefesi terbiye etmeye gelir. Nefes üzerinde çalıştıktan sonra da sıra ruhumuzu dindirmeye gelir. Bu aşamaları dikkate alırsak, yoga ile deneyimsel bir gelişme sağladığımızı görebiliriz. Kendi bedenimizin, zihnimizin ve ruhumuzun gelişimini izleyerek nasıl bir yol katettiğimizi gözlerimizle görebiliriz. Gözlerimizle gördüğümüz ve kanıtladığımız bir şey “bilim” olarak tanımlanabilir, öyle değil mi?

Bu konu hakkındaki yazımı hazırlarken, kendi öğrencilerime de aynı soruyu sordum. “Sizce yoga bir bilim mi, yoksa inanç mı?” diye. Öğrencilerimden biri, hemen cevap verdi: “Tabii ki bilim.” Ben de neden böyle düşündüğünü sordum kendisine. Onun cevabı çok ilginçti: “Aylardır yoga yaptığımı ve özellikle bedenimi esnetmeye çalıştığımı görüyorsunuz. Şu anda sadece bedenim hakkında konuşuyorum. Yoganın felsefe kısmına, ruh ve zihin kısmına girmiyorum. Bedenimin ne kadar geliştiğini fark etmiyor musunuz? Yoga “asana”larını yapmaya başladığım ilk zamanlarda, bir öne eğilme olan “paschimottanasana”yı (bacaklar birleşik öne eğilme) yaparken, öne ne kadar az eğilebiliyordum. Oysa şimdi ne kadar da esnedi bedenim ve artık daha fazla öne katlanabiliyorum. Ayrıca omurgamdaki değişikliği de hissedebiliyorum. Bir ters duruş olan “halasana”yı (saban duruşu) ilk başlarda yaparken bacaklarım yere değmiyordu. Şimdi ise bacaklarım yere değebiliyor ve omurgam dümdüz. Kendimi çok daha esnek ve dinamik hissediyorum. Yoga, birkaç ay içinde bedenimi çok değiştirdi. Ben bunu gözlemleyebiliyorum ve görebiliyorum. Görebildiğim bir şey sizce de bilim değil midir?”

Tam da bu açıdan bakıldığında, yoga bir bilim. Bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişiminizi gözlemleyebiliyorsunuz. Sadece bedensel farkları değil aynı zamanda zihninizdeki ve ruhunuzdaki değişiklikleri de görebiliyorsunuz. Yoga yaptıkça, daha “esnek” düşünmeye başlıyorsunuz. Zihniniz size değil, siz zihninize hükmetmeye başlıyorsunuz. Bunu da fark edebiliyorsunuz. Ruhunuz ise, özgürleşiyor. Maddi hayatla olan bağlarınız gevşemeye başlıyor. “Daha özgür” bir ruh haline geliyorsunuz. Bunları da görebiliyor ve gözlemleyebiliyorsunuz.

Yani, yoga bir dönüşümdür. Doğru davranırsanız ve doğru hareket ederseniz, hayatınızda doğru ve düzgün olur. Hep olumlu şeyler, doğru şeyler size gelir. İnanıp inanmamanız önemli değildir. Eğer yoga “asana”larını doğru, düzgün ve sağlam yaparsanız, “asana”ların faydalarını görürsünüz. Aynı şekilde, eğer “pranayama” (nefes) tekniklerini doğru uygularsanız, ne kadar faydalı olduğunu ve bedeniniz ve nefesinizdeki farklılıkları gözlemleyebilirsiniz.

Kabul, yoga bir bilim. Ama hiçbir açıdan bir felsefe sayılmaz mı yoga? Sadece salt bir bilim mi? Yoga üstatlarına göre, yoga bir bilim ve bir disiplin. Bana göre, yogaya sadece bir bilim diyemeyiz çünkü yogada ahlaki değerler de var. Ahlakın olduğu yerde, felsefe de vardır ama dini anlamda bir inanç vardır demiyorum. Bir felsefe vardır diyorum.

Yoga felsefesine göre, yapmamız gereken tek şey “bir ve bütün olmaktır.” Ruh, zihin ve beden birliği ve bütünlüğü… Bu bütünlüğü sağlamadan, sonsuz mutluluğa ulaşamayız. Mutsuz ve kayıp insanlar oluruz. Yoga, özgürleşmek demektir. Ruhun, bedenin ve zihnin özgürleşmesi… Bu nedenle, yogada bir ruhaniyet vardır. Ancak, bu dini bir inanç değildir. Bir maneviyat vardır. Yoga, ruhani tekniklerle ruh, zihin ve beden birliği ve bütünlüğünü sağlamak anlamına gelir.

“Bir ve bütün olmak” için de izlememiz gereken birtakım yöntemler vardır. En basit tabiriyle, “zarar vermemek, gerçeklik ilkesine bağlı olmak (doğru olmak), çalmamak, biriktirmemek, ılımlı olmak, temiz olmak, tatminkâr olmak (kendi hayatından memnun olmak/şükretmek), öz disiplin sahibi olmak, öz disiplin üzerinde çalışmak ve kendinden yüce bir varlığa inanmak ve ona teslim olmak” yoga felsefesinin en önemli maddeleridir.

“Kendinden yüce bir varlığa inanmak ve teslim olmak”, Ashtanga Yoga felsefesinin “Ishvara Pranidhana” adı verilen “niyama”larından birisidir. “Niyama”, yoga yolculuğu sırasında uymamız gereken kişisel deneyimlerdir. Bu “niyama”, bize elimizden geleni yapmamızı ve sonra da teslim olmamızı tavsiye eder. Yani, elimizden gelen herşeyi yapalım ama olmuyorsa da “kadere” razı olmamızı ifade eder. İstediğimiz oluyorsa da, bu da yine “bizden üstün ve yüce bir varlığın desteğiyle oluyordur.”

Bu açıdan bakıldığında, yogaya bir felsefe diyebilir miyiz? Evet, diyebiliriz. Ama felsefe demek dini bir inanç mıdır? Kesinlikle hayır. Yoga bir inanç değildir. Yazımın başlarında da belirttiğim gibi, eğer inançlı biri isek, yoga ile daha da inançlı bir hale gelebiliriz. Yoga bizi iyi bir insan olmak, bir ve bütün olmak felsefesi doğrultusunda ancak inandığımız dine daha da yaklaştırır. Ancak, inancımız yoksa, bir ateistsek de, yine de yoga yapabiliriz çünkü yoga bir bilimdir, inanç değildir. Dine inanmıyorsak ve bir inancımız yoksa bile, yoga ile ruhumuzun, bedenimizin ve zihnimizin değişimini, gelişimini ve dönüşümünü gözlemleyebilir ve yoga “asana”larından ve felsefesinden yararlanabiliriz. Zorlama olmadan, sadece kendi beden, ruh ve zihnini gözlemlemeyi ve gelişimini fark etmeyi tavsiye eden bir bilim ve felsefe…

Yoganın da tüm dünyada yaygınlaşmasının sebebi bu olsa gerek…

 

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!