YENİLGİ YENİLGİ BÜYÜYEN BİR ZAFER VARDIR - Halimiz
S-400 KRİZİ ÜZERİNE
27 Haziran 2019
GÖRKEMLİ KAYBEDENLER
27 Haziran 2019

Bu yazıyı 23 Haziran gününün ilk saatlerinde kaleme alıyorum. Muhtemelen siz bu yazıyı okurken İstanbul seçimleri sonuçlanalı 4 gün olmuş olacak. Ama şu an bırakın sandıkların açılmasını, oy verme işlemi bile başlamadı.

Aslında yazı için seçim sonuçlarını beklemekti normal olan. Ama, yaşadığımız yerel seçimler sürecine geriye dönüp baktığımda analizimi yapmak için 23 Haziran akşamını beklemeye gerek duymadığıma karar verdim. Çünkü benim için, sandıktan çıkan sonuca saygı duymakla birlikte, gerçek kazanan apaçık ortada.

Çocukken, bir arkadaşımızın doğumgününde bana çok ilginç ve eğlenceli gelen bir oyun oynamıştık. Uzunca bir paket duvarda asılı şekilde duruyordu. Palyaçonun elinde bir sopa vardı. Biz çocuklar sırayla palyaçonun da desteğiyle sopayı pakede doğru savuruyorduk. Her vuruşta paketin içinden oyuncaklar, çikolatalar, şekerler çıkıyordu.

Ben bu seçim sürecine kuşbakışı baktığımda aklıma bu oyun geldi. İmamoğlu, kendisine yapılan her türlü suçlamaya, saldırıya, haksızlığa sükunetini koruyarak cevap verdi. Herkese ulaşmaya çalıştı; “16 milyon İstanbullu’nun oyuna talibim” dedi, ona oy otmayacak olanların da belediye başkanı olacağının altını çizerek vurguladı. Kucaklayıcı dil ve tavır onun olmazsa olmazıydı. YSK’nın seçimin tekrarı kararı aldığı akşam kollarını sıvadı, herşeyin çok güzel olacağını bir kez daha dile getirdi. Daha bir sene öncesine kadar Beylikdüzü dışında tanınırlığı olmayan İmamoğlu, şimdi birçok insanın umut ışığı, kahramanı, “Ekrem Abi”si ve YSK mağduru. YSK’nın “bir daha” demesi ve İmamoğlu’nun siyasi başarısını sabır ve sükunet içerisinde sürdürmesi 31 Mart’tan (hatta geçen haftadan, hatta 1 gün öncesinden, hatta 1 saat öncesinden) onu daha popüler hale getirdi.

Sistemin tüm organları el birliğiyle engel olmaya çalışmasına rağmen artık Türkiye’de gitgide büyüyen bir Ekrem İmamoğlu gerçeği var. Bir bakıma İmamoğlu, tıpkı aklıma gelen oyundaki gibi kendisine gelen her vuruşun karşılığında oyuncak, çikolata, şeker yaratmayı başardı.

Peki, İmamoğlu’nun seçimleri kazanacağından emin miyim?

Asla değilim.

Kaybedeceğini bilseydim bu yazıyı yazdığımdan dolayı pişman olur muydum?

Asla olmazdım.

O zaman gelelim esas soruya.

İktidar partisinin paylaşmaktan, okumaktan her zaman keyif aldığı duygu yüklü bir şiir vardır. Toplumla parti arasında doğal bir bağlantı sağlamıştır. Bazı dizeleri tekrar tekrar vurgulanmıştır. Sezai Karakoç’un “Ey Sevgili” şiiridir bu.

Uzatma dünya sürgünümü benim 

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır 

Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır 

k celladından ne çıkar madem ki yar vardır 

Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır 

Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır 

O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır 

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır 

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır 

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır 

Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır 

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır 

Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır 

Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır 

Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Peki ya siz kaderin üstünde bir kader olduğunu, yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer olduğunu okurken aklınıza kim geldi?

Belki de artık gerçek kazananı siz de biliyorsunuz.

mm

Sinan Reis

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi ve Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler - İşletme mezunu. Hayalindeki mesleği yapan bir headhunter. Galatasaray aşığı, Mustafa Kemal Atatürk sevdalısı. Olaylara Fransız kalmamak için okuyor, yazıyor. Ülkesine "çıkmadık candan umut kesilmez" sözüyle bakanlardan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!