YENİDEN İNŞA ETMEK - Halimiz
TÜRKİYE İŞ BANKASI İKTİSADİ BAĞIMSIZLIK MÜZESİ
16 Mayıs 2019
EROLCAN’IN ÇİZİMLERİ
16 Mayıs 2019

Felsefeyi, hikâyeleri, mitolojiyi ve tarihi seven biriyim. O yüzden yoga derslerinde hikâye anlatmayı ve yoga “asana”larının altında yatan öyküden ve ana fikirden bahsetmekten çok hoşlanıyorum. Belki de yoga yapan kimselerin bu hikâyeleri bildikleri zaman yaptıkları “asana”ya ve tüm çalışmaya daha çok değer ve önem vereceğini düşünüyorum. Altında yatan öyküyü ve ana fikri öğrendiklerinde o “asana”yı sadece bir fiziksel hareket olarak değil, bir ruhsal ve zihinsel gelişme olarak algılayacaklarını zannediyorum.

Hayat kendi döngüsü içinde akıp gidiyor. Kimi zaman vazgeçmemiz ve bırakmamız gereken işler, kişiler, alışkanlıklar, bağlılıklar ve bağımlılıklar olduğunu bilsek de sırf “alışkanlık”tan ötürü hiçbir şeyi geride bırakamıyoruz. Hayat da o zaman bu işleri, kişileri, alışkanlıkları, bağlılık ve bağımlılıkları geride bırakabilmemiz için kendi döngüsünü kuruyor ve bizi bir yola sokuyor. Bizler bu yol içinde debelenmeye ve o bataklıkta batmayı seçebiliriz ya da hayat bize bir ders veriyor diye düşünüp yolumuzu değiştirmeyi deneyebiliriz. Ne de olsa yoga bizlere değişimin ve dönüşümün devamlı ve sürekli olduğunu hatırlatmak için var.

Yoga felsefesine göre vazgeçmek ve geride bırakmak olumsuz şeyler değil. Hatta kişisel gelişim için gerekli şeyler… Özellikle yıkıp yeniden inşa etmek çok değerli ve önemli. Eğer buna cesaret edebilirsek, çok daha iyi bir hayata sahip olmak mümkün. Ne demiş Şems-i Tebrizi: “Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. ‘Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir’ diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?” Yoga felsefesindeki “Shiva” ve “Vishnu” adlı iki mitolojik karakterin rolleri de yıkım ve yeniden inşa üzerine kurulu…

“Shiva”, evrenin yeniden inşa edilmesi için öncelikle onu yıkar. Münzevi bir karakterdir. Her tür bağımlılıktan ve zevkten uzak durur. Gerçek mutluluğu bulmak için meditasyona ağırlık verir. Ama yine de karşı koyamadığı tutkuları vardır ve bu tutkular bazen onun aşırı davranışlarda bulunmasına sebep olur. Yok etme ve yeniden yaratma gücü, dünyadaki yanılsamaları (illüzyon) ve kusurları düzeltmeye yarar. “Shiva”nın bu yıkım gücü keyfi değildir. Daha iyisini inşa etmek içindir.

“Shiva”nın tasvirlerinde bilgeliğini ve sezgilerini göstermek için “üçüncü göz”, yıkım ve yeniden yaratım gücünü simgelemek için “kobra şeklinde bir kolye”, insan üstü güçlerini göstermek için “alnında üç çizi” ve Hinduizm’in üç kişilik yönetimini simgelemek için “üç uçlu mızrak” kullanılır.

“Vishnu” ise evrenin koruyucusu ve gözeticisidir. Dünya üzerinde zor günler yaşanırken dünyaya geri gelir ve iyi ile kötü arasındaki dengeyi kurar. “Vishnu”, elinde dört tane nesne taşır ve tüm bu nesneler onun sorumluluklarını simgeler. “Büyük bir deniz kabuğu”, evrenin ve yaradılışın sesi olan “Aum” sesini simgelerken “çark ya da disk” zihni betimler. “Lotus çiçeği”, var olmanın ve özgürleşmenin sembolüdür. “Topuz” ise zihinsel ve fiziksel gücü anlatır. Dolayısıyla, “Vishnu”, adaletin simgesi olarak haksızlığın karşısında durur ve insanları doğru yola yönlendirmeyi amaçlar. “Vishnu”nun huzurlu yüzü bizlere en zor anlarda bile sakin kalabilmeyi anımsatır. Hayatımızdaki sorunları ancak ve ancak sakin kalarak çözebiliriz. “Vishnu”nun bize öğrettiği ders budur.

Hayat da tıpkı “Shiva” ve “Vishnu” gibi bizi bir oraya bir buraya sürükler. Bir bakmışsınız her şey yolunda giderken her şey tepetaklak olmuş. Böyle dönemlerde “Shiva” devreye girmiş ve size bir şeyler hatırlatmak istemiş olabilir. Belki de siz, bir süredir aynı döngü içinde yaşayıp gitmektesinizdir ve hayatınız o kadar tekdüze yaşamaya başlamışsınızdır ki birinin gelip sizi silkelemesi ve uyandırması gerekmektedir. İşte böyle dönemlerde “Shiva” devreye girer ve size hayatınızı yeniden inşa etmek için yıkmanız gerektiğini hatırlatır ama bu yıkımın olumsuz olmadığını hatta sizin için çok daha iyi başlangıçların ve yeniliklerin habercisi olduğunu fısıldar. Önemli olan onu duyabilmenizdir. Onu duyabildiğiniz andan itibaren hayatınızda değişiklikler ve dönüşümler başlar.

Bu nokta da “Vishnu”nun özgürlüğünüzü ve aydınlanmasını hatırlatan sesini duyabilirsiniz. Ve onun size “içinizdeki zihinsel ve fiziksel gücü”nüzü anımsattığını fark edebilirsiniz. Ve onun sükunetini hatırlayabilirsiniz. Ancak ve ancak sakin kalarak ve sükûnetimizi koruyarak sorunlarımızı çözebileceğimizi, hayatımızı değiştirebileceğimizi ve daha iyisini inşa edebileceğimizi anımsayabilirsiniz. Yıkmadan yeniden inşa olmaz. Önemli olan bu yıkıma ne kadar hazır olduğunuz ve değişime ve dönüşüme ne kadar istekli olduğunuzdur. O güç sizin içinizde… Eğer hayatın içinde debelenip duruyorsanız, dışardan bir göz gibi bakın hayatınıza ve kararınızı verin. Yıkıp yeniden inşa etmeye hazır mısınız?

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!