YENİDEN DOĞUM - Halimiz
YENİDEN DOĞUM 2
ANKARA’DA SANAT VAR… ÖYLE GÜZEL Kİ…
4 Nisan 2019
YENİDEN DOĞUM 3
LEVENT KIRCA’NIN KULAKLARI ÇINLASIN
4 Nisan 2019
YENİDEN DOĞUM 4

Uzak Doğu felsefesinde “yeniden doğum” diye bir kavram vardır. Kimi inanışlara göre öldükten sonra ruhumuz yeniden beden alırken kimi inanışlarda ise ruh bir kere dünyaya gelir, yaşar ve ölür. “Yeniden doğum” felsefesini ben başka bir açıdan değerlendiriyorum. Bana göre, her yoga dersi bir doğum, bir ölüm ve bir yeniden doğumdur.

Yoga derslerinde bedensel, ruhsal ve zihinsel bir çalışma yapmaktayız. Her derse birkaç dakikalığına meditasyon yapıp bedeni gevşetip, ruhu ve zihni sakinleştirip başlamaktayız. Amacımız tüm günün yorgunluğunu bedenden, zihinden ve ruhtan atmak. Derse başlarken bambaşka bir beden, ruh ve zihin halindeyken dersi sonlandırırken bambaşka bir beden, ruh ve zihin halinde olmaktayız. Bunun nedeni ise yoganın, sadece fiziksel bir çalışma değil aynı zamanda ruhu ve zihni sakinleştirip dinginleştiren ve geliştiren bir çalışma olmasıdır.

Bu nedenle her dersin başında katılımcılardan tüm dikkatlerini bedenlerinin tüm bölgelerine, nefeslerine, duygularına ve düşüncelerine yönlendirmelerini isterim. Böylece dersin başında herkes, nasıl bir beden, zihin ve ruh hali içinde olduğunu algılar. Beden, ruh ve zihinlerimiz gün içinde yaşadıklarından etkilenir. Zor bir gün geçirdiyse, kaslar ve eklemler gergin, ruh karamsar, zihin ise çok yoğun ve dolu olabilir. Sakin ve huzurlu bir gün geçirdiyse, beden esnek, ruh sessiz ve zihin dingindir. Kişi nasıl bir gün geçirdiyse, dersin başındaki beden, zihin ve ruh hali de öyledir. O yüzden dersin başında kişi meditasyon ve ısınma hareketleri ile doğar. Amaç, gün içinde yaşadıklarını, hissettiklerini ve düşündüklerini tamamıyla sınıfın dışında bırakmaktır. Sıfırdan doğmaktır.

Ders ilerledikçe, beden, ruh ve zihin de ilerler, gelişir ve değişir. Kişi için en imkânsız “asana”lar bile belki o dersin akışı, ruh hali, havası ve felsefesi içinde mümkün hale gelebilir. Ders ilerlerken, beden de ruh da zihin de artık aynı değildir. İlerlemiştir, gelişmiştir ve değişmiştir. Yoga dersi boyunca ilerleme, gelişim ve değişim kaçınılmazdır. Değişim ve dönüşüm, yoga felsefesinin temel taşlarıdır.

Dersin sonu geldiğinde, “savasana” (ceset pozisyonu) ile kişi dinlenir. Tüm ders boyunca hareket eden beden, gelişen nefes ve dinginleşen zihnin kendini bırakma ve teslim olma anıdır bu. Her şeyin sonudur “savasana.” Aslında belki de her şeyin başlangıcıdır. Nasıl ki hayat döngüsel ve dairesel ise, yoga dersi de öyledir. “Savasana” sırasında kişi kendini tamamıyla bırakır, kendinden vazgeçer, teslim olur. Beden durur, nefes çok yavaşlar ve zihin sessizleşir.

“Savasana” sonrasında ruh yeniden bedenin içine girer. Kişi, yavaş yavaş bedenini yeniden hareket ettirmeye ve uyandırmaya başlar ve yeniden uyanmadan önce “anne karnındaki” gibi bir süre yerde dinlenir. Bu, bir “yeniden doğum”dur. Ders, kısa bir meditasyon ile sona ererken kişi, bedenen, zihnen ve ruhen aynı kişi değildir. Kişi, dersin başındaki kişiden çok farklı bir kişidir. Bedenen, zihnen ve ruhen değişmiştir, gelişmiştir ve dönüşmüştür. O yüzden, her yoga dersi benim için “yeni bir doğum”dur. Ünlü filozof Herakleitos, “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz” derken ikinci kez girdiğimizde o ırmağın artık başka bir ırmak olduğunu ve bizim de bu ırmağı ikinci kez girdiğimizde aynı kişi olmadığımızı anlatmak istemiştir. Yani değişimin ve dönüşümün sürekli olduğundan… Tıpkı Herakleitos’un dediği gibi, yoga dersinin sonunda da kişinin beden, ruh ve zihin hali tümüyle bambaşka olmuştur. Kişinin bedensel esnekliği ve nefes kapasitesi artarken zihni de sakinleşip dinginleşmiştir. Yani kişi, eski beden, ruh ve zihin halini tamamen yok etmiş ve öldürmüş; yeni bir bedene, ruha ve zihne bürünmüştür. Köprünün altından çok sular akmış ve kişi tamamen yenilenmiştir. O yüzden, her yoga dersi, bir bitiş değil bir başlangıç ve bir “yeniden doğum”dur.

 

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!