Yedi Günde Yenilen - Halimiz
Yedi Günde Yenilen 2
From Charlottesville To Boston
24 Ağustos 2017
Yedi Günde Yenilen 3
Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Cazibesi!
24 Ağustos 2017
Yedi Günde Yenilen 4

İçindeki çocuğu yaşatmak üzerine afili laflar ediyorlar. Onu yaşatınca hayattan keyif alabilirsin diyorlar. Oyun oynamayı, kutlamayı, spontanlığı yani çocuk olmayı hatırla diyorlar.

İçimde bir çocuk mu var?

Bilmiyorum. İçimde bir yetişkin, bir ergen ve hatta bir yaşlı ne kadar varsa bir çocuk da o kadar var.

Popüler kültür bir olguyu yüceltirken diğerini yok sayıyor veya gömüyor ya, işte içindeki çocuğu yaşatmak şahaneyken içindeki ergeni yaşatmak nedense tu kaka oluyor.  Ay ergen muhabbeti deniyor, ergen gibi davranıyor deniyor. Diğer yandan yetişkin gibi davrandığında sıkıcı, çocuk gibi davrandığında “büyü biraz, çocuk gibi davranıyorsun,” nostaljik davrandığında veya alındığında “ayyy yaşlılar gibi oldun” deniyor.

Her yaşın hakkını vererek ve her yaşta bir diğer yaştan ödünç alarak veya anımsayarak yaşamak da mümkün oysa.

Ergen olmak hayatın en zor dönemlerinden biri. Ne çocuksun ne genç. Orta yaş krizi geçiren kadın ve adamların ergenliğin masumiyetine sığınmaları bundan.

Çünkü orta yaşlılar ne genç, ne yaşlı. İki arada bir deredeler. Tam da o yüzden ergenlikte nasıl davranıyorlarsa o şekilde davranıyorlar. Ergenlikte öz yıkım özelliklerini kazandılarsa ona devam ediyorlar, vurdumduymaz bir hedonist gibi davrandılarsa böyle davranmaya devam ediyorlar, nihilist oldularsa o şekilde, içlerine kapandılarsa da o şekilde, ergenliği yaratarak ve paylaşarak atlattılarsa o şekilde… Hayat aşmadığın sorunları karşına çıkaran, tekrar tekrar oynatan bir film makinası aslında.

Ara sıra zaman diye bir şey olmadığını düşünüyor, sadece mekanın enerjisine ve hafızasına dair olayların meydana geldiğine inanıyorum.

Aşksa aşk, kırgınlıksa kırgınlık, duygusal travma ise travma. Ailevi sorunlar ise ailevi sorunlar. Sonuçta her mekan tarihi tekrar tekrar önüne çıkarıyor.

Eşyanın hafızası var, doğanın hafızası var.

Enerjisi güzel insanlar güzel olayları kendilerine çekiyor. Negatif insanlar negatifleri. Mekanlar da öyle. Negatif mekanlar, fazla kavga görmüş, insan öldürülmüş, işkence edilmiş mekanların enerjisi ile kutlama yapılmış, eğlence düzenlenmiş veya yoga meditasyon yapılmış mekanların enerjileri aynı olabilir mi?

Sürekli şikayet eden insanlardan meydana gelen bir coğrafya, kendine negatifi mi pozitifi mi çeker?

Tersten sorayım, sürekli kötü haberlere maruz kalan bir toplum, kendi kötüyken içinde yaşadığı coğrafyaya iyi enerji verebilir mi? O ülkenin ekonomisine, kültürüne, eğitimine katkıda bulunabilir mi?

Enerji konusunda hep tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan durumu var. Mekan negatif olduğu için mi kötü hissetmeye başlarsın, yoksa kötü hisseden insanlar o mekanı doldurduğu için mi mekandan rahatsız olursun. Aynı şey. İkisi de doğru.

İkisinden de insanın kendini koruması ve merkezde kalabilmesi için yapabileceği bazı şeyler var.

İçindeki çocuk, ergen, yetişkinle filan uğraşmadan, her zaman kendi merkezinde kalabileceğiniz bir formül. Bunu 7 gün yaptığınızda hayatınızda meydana gelecek pozitif değişim dikkate değer olacak.

Bu bahsettiğim şey zihin bilim adı verilen, zihni eğitmek ve duygular, ihtiyaçları ile düşünceleri birbirinden ayırt ederek anda kalma ve dolayısıyla dengeyi bulma metodudur. Zihin bilime giriş niteliğinde, hızla pozitif değişim formülü isteyenler için uygulaması basit bir negatif düşünce detoksu önereceğim.

Lütfen ciddiyetle uygulayın.

  • Gülümse: Her sabah uyanır uyanmaz aynanın karşısına geç ve 1 dakika gülümse. Kendini ne kadar berbat hissedersen hisset, aynanın karşısına geçip gülümsemeye başlayınca kendini iyi hissetmeye başlayacaksın.
  • Hareket: Her gün en az 30 dakika yürü veya 20 dakika egzersiz yap. Beden ve ruh birbirini etkiler. Vücudun iyileştikçe düşüncelerin, düşüncelerin iyileştikçe vücudun iyileşir.
  • Nefes: Rahat bir koltuğa otur, sırtın dik, iki ayağın yere basar durumda olsun. Burnundan nefes al, burnundan ver. 5 dakika boyunca nefesini izle. Nefes alırken havanın nereden nereye gittiğini, nefes verirken nereden nereye hareket ettiğine dikkat et. Gözlerin açık da olabilir kapalı da. Her gün aynı saatte yapman önemli.
  • Doğa: Doğada vakit geçir: Evin, işyerin şehrin en kalabalık semtinde olabilir. Fark etmez. Her gün 10 dakika ağaçların olduğu bir alanda yürüyüş yap veya bir bankta oturup ağaçlara bak. Parka git, bahçene çık, ormana git. Fark etmez. Önemli olan ağaçları görmen ve onların olduğu bir mekanda bulunman. Yürümen veya durman önemli değil. Önemli olan vücudunla birlikte zihnini de ağaçların yanına getirmen. Sen bilincini oraya getirirsen, onlar da karşılık verir. Doğa ruhuna iyi gelir.
  • Söz: Her gün bir kişiye bir güzel söz söyle. Günaydın, Bugün çok enerjik gözüküyorsun, giysinize bayıldım, ne kadar naziksiniz, teşekkür ederim vb. herhangi bir iyi söz. Kelimelerin gücünü, sihrini keşfet.,
  • Düşünce: Her akşam yatmadan önce 2 dakika düşüncelerini izle. Aklına gelen negatif düşünceleri fark et ve bunları pozitif olanlarla değiştir.
  • Yazı: Kendine karşı nazik ve şefkatli ol. Her gece yatmadan önce kendinle ilgili olumlu bir cümle kur ve bunu başucundaki deftere yaz. Bunlar var olan özelliklerin de olabilir, olmasını dilediğin özellikler de. Ne olursa olsun şimdiki veya geniş zamanda yaz.

Bu tavsiyeler işe yaradıysa arkadaşlarına, sevdiklerine anlat.

Bu hayatta kontrol edebileceğin tek şey düşünme biçimin. Başına ne gelirse gelsin durum hakkındaki düşüncelerin tutumunu, tutumun ise hareketini meydana getirir.

Sen iyi olunca, çevren de durumlar da iyileşir. İnan.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!