YAŞAMI SEÇEBİLMEK - Halimiz
YAŞAMI SEÇEBİLMEK 2
A TALE OF TWO SUMMITS
14 Haziran 2018
YAŞAMI SEÇEBİLMEK 3
‘MUHARREM ARKADAŞ’TAN DİYARBAKIR’A GÖNÜL KÖPRÜSÜ
14 Haziran 2018
YAŞAMI SEÇEBİLMEK 4

“İntihar nedir anne?

Ölümü seçebilmektir Teo.”

İki Yeşil Susamuru, Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri- Buket Uzuner

90’lı yılların kült filmi, 4 uyuşturucu bağımlısının aslında seçecek bir hayatları olmadığının altını çizen ve seçimlerini nasıl yaşadıklarını gösteren “trainspotting” filminin ironik açılış repliğiydi: Hayatı seç!

Geçtiğimiz hafta son derece başarılı ve sevilen iki ünlünün kendi hayatlarından vazgeçmeleri haberleriyle sarsıldık: Kate Spade ve Anthony Bourdain.

Geçtiğimiz sene, hayatına son vermeye karar vermiş bir başka ünlünün vefat haberi hepimizi sarsmıştı: Robin Williams.

Sarsılmamızın sebebi “her şeye sahip” gözüken bu insanların intiharı seçmeleriydi. İntiharın mal, mülk gibi dünya nimetleriyle ve başarı ve güç gibi kavramlarla ilgisi olduğunu düşünüyor olmamız ilginç. Maddi sorunu olmayan, başarılı olan, ünlü olan insanların otomatik olarak yaşam sevinciyle olduğunu düşünmemiz aslında hayata nasıl baktığımızı, hayattan ne anladığımızı gösteriyor. Acaba bunlar yaşamak için geçerli sebepler mi?

Yukarıda alıntıladığım kitap mı önce hayatıma girdi, yoksa çok yakın bir arkadaşımın kardeşinin ölümü seçmesinden sonra mı intihar konusuyla ilgilenmeye başladım bilmiyorum ama Şafak’ın gencecik ölümünü gerçek anlamda hiç bir zaman atlatamadığımı düşünüyorum.

Ardından hayatımda bir çok irili ufaklı intihar vakaları oldu… Odtü’den ve Ankara gecelerinden arkadaşım Banu’nun kendini asması, Yavuz Çetin’in köprüden atlaması vb.

Seneler sonra kısa bir dönem birlikte çalıştığım, çok sevdiğim bir arkadaşım, gezgin bir fotoğrafçı kendini vurarak öldürdü. Öldüğünde kanser olduğunu öğrenmiştim.

Manik-depresif bir arkadaşım vardı. Depresyon dönemlerinde onun her şeyden umudunu kesmiş durumu o kadar ulaşılmaz oluyordu ki.

Depresyon ciddi bir hastalık ve mutlaka profesyonel bir yardım gerektiriyor. Ben kişisel tarihimdeki intiharların hepsi üzerine oldukça çok düşünmeme ve üzülmeme rağmen ben de bir çok diğer insan gibi; ünlülerin ölümlerinde sanki onlarla tanışıyormuşçasına sarsıldım. Ölmeyi istemeyi anlayabiliyorum, gerçekten.

Yaşama tutunacak bir şey görememek nedir biliyorum, ben sadece o çukura yukarıdan baktım. O karanlığın insanı nasıl kendine çekebileceğini tahmin edebiliyorum. Bu yazının amacı elbet bu seçimi yapmaya özendirmek değil. Ölümü seçmek kolay değil ama bir şekilde anlaşılabilir bir şey. Hiç tanımadığım Mehmet Pişkin’in kamera karşısında kırmızı şarabını içerken, gülümseyerek yaptığı veda konuşmasını ben içimden kendime bin kez yapmış olabilirim. Empati kurabiliyorum. Hatta kendimden korktuğumu hatırlıyorum.

İntihar etmiş bir çok ünlüye hayranlık duydum. Virginia Woolf, Sylvia Plath, Jerzy Kosinski, Jack London, Ernest Hemingway, Cesare Pavese…

Şimdiki yaşımda, her koşula rağmen yaşamayı, üretmeyi veya yolunda gitmeyen şeyleri değiştirmek için harekete geçmeyi seçmiş ve bir kısmı artık hayatta olmayan bir çok ünlüye hayranlık duyuyorum; Stephen Hawking, John Nash, Mahatma Gandhi, Keanu Reeves, Ursula Le Guin, Noam Chomsky, Susan Sontag…

Şu an Amerikan basını ünlü intiharlarının özendirici hale gelmeden nasıl haber yapılabileceği konusunu tartışıyor. Başarının bedeli konuşuluyor.

Ben ise yaşamı seçebilmek üzerine konuşmak istiyorum. İnsanların sigarayla yavaşça kendilerini öldürdüklerini bilmelerine rağmen sigara içmeye devam etmelerini anlıyorum. Sigarayı bırakanlar bence korkudan değil, sevgiden dolayı bırakıyor. Çocuğuna olan sevgisinden, eşine olan sevgisinden veya kendinden esirgemiş olduğu öz sevgisinden dolayı…

Yaşamı seçmek benim için yaşamaya değecek bir şeyler görmek demek. Küçücük anlardaki mükemmelliği fark edebilmek, belki düşünmeyi durdurarak kendi karanlığıma direnmeden ışığı aramak demek.

Yaşamı seçmek demek, bilmeyi, öğrenmeyi, merak etmeyi seçmek demek. Küçük mutluluk anlarını, coşkuları saklamak demek. Acıdan sakınmamak, her duyguyu hakkını vererek yaşamak demek.

Yaşamı seçmek demek, yaşamı ertelememeyi seçmek demek. Yarın olmayacak gibi yaşamak, son sözlerin olacakmış gibi konuşmak demek.

Yaşamı seçmek demek kabul etmek demek; kendi kusurluluğunun içindeki mükemmelliği görmek, her nefes alışta şükretmek, bir ağacın gölgesinde otururken yüzüne esen rüzgarı hissetmek, sıkça başını kaldırıp gökyüzüne bakmak, adımını attığın yere dikkat etmek, kuşların ve denizin dalgasının sesini dinlemek, ayağının altındaki kumu hissetmek, her lokmadan her yudumdan keyif almak demek.

Yaşamı seçmek demek, yaşamak için sebepler üretmek, sevmeye değecek şeyleri keşfetmek demek. Yaşamı seçmek, korkuya ve karanlığa yenilmemeyi seçmek, düştüğünde yeniden kalkacak gücü kendine bulmak demek.

Yaşamı seçmek demek, yaşamına anlam katacak işler yapmak, anlam katacak insanlarla vakit geçirmek demek. Yaşamı seçmek demek umudu canlı tutmaya karar vermek demek.

Yaşamı seçmek demek, uyanmak demek. Olanı olduğu gibi kabul etmek, karşılamak demek. Yaşamı seçmek, yaratmak, katkıda bulunmak, güzelleştirmek demek. Değişimi kucaklamak, vaktini dikkatli harcamak demek.

Yaşamı seçmek, koşulsuz sevmek demek. Ama bir çocuğu, bir kediyi, bir ağacı, bir sevgiliyi… Fark etmez. En zoru ise kendini koşulsuz sevmek.

Yaşamı seçmek, sisteme direnmeden, şikayet etmeden, sistemi onarmak demek. Karşı koymadan değiştirmek demek.

Yaşamı seçmek, hayatın akışına güvenmek demek. Hayatı sevmek, üretmek demek. Yaşamı seçmek, üretmekten vazgeçmemek demek. Çalışmak demek, hep ve çok çalışmak demek.

Yaşamı seçmek, nefes alabildiğin için, gülebildiğin için, ağlayabildiğin için, üzülebildiğin, kızabildiğin, sevebildiğin için şükretmek demek. İyi ki.

Yaşamı seçmenin kendisi bir bayram, yine de, şeker bayramınız kutlu olsun.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!