VATAN SEVGİSİ ÜZERİNE... - Halimiz
VATAN SEVGİSİ ÜZERİNE... 2
PAYLAŞMAK EN BÜYÜK HEDİYEDİR
30 Kasım 2017
VATAN SEVGİSİ ÜZERİNE... 3
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
7 Aralık 2017
VATAN SEVGİSİ ÜZERİNE... 4

Memlekette siyaset konuşmak ne kadar riskli bir hal almaya başladı, farkında mısınız? Bir yanda sınırlı bir gözü kara iktidar veya muhalefet taraftarı, öte yanda etliye sütlüye karışmak istemeyen sessiz bir çoğunluk… Ne taraftar neyin taraftarı olduğunun artık bilincinde, ne de sessizler ordusu bu sükutun sonunun nereye varacağından. Her şey sanki renk körü olmuşuzca siyah ve beyazdan ibaret… Tatsız bir kısırdöngü. Peki, vatan sevgisi bunun neresinde?

İçinden çıkılmaz acayip bir soru bu. Sözüm ona sevdiğimizi iddia ettiğimiz çoğu şey gibi kıymetini içselleştiremediğimiz ve hoyratça teptiğimiz bir sorumluluk. Sevgi, sorumluluk gerektirir. Ve insan önce kendini sevmeyle başlar sevginin ne demek olduğunu keşfe. Aynen memleket sevgisinin, doğup büyüdüğünüz mahalleyle, komşularınızla, okul arkadaşlarınızla, yaptığınız seyahatlerdeki edindiğiniz güzel anılarla kök salmaya başlaması gibi. Bütün bu hisleri toparlayıp – hayale düştüğünüzde – görüp yaşadığınızın ötesinde var olan vatan sevginizin de ipuçlarını keşfetmiş olursunuz. Tanımadığınız binlerce, milyonlarca insanla bir aidiyet bağı ile bir anda birlik içinde bulursunuz kendinizi. Güzel bir duygudur…

Dünyanın hiç bir yerinde kendinizi bir toprağa ait hissetmeyebilirsiniz, ama vatanım dediğiniz yerde kendinizi evinizde hissedersiniz. Daha hür, daha güvenli, daha siz gibi olursunuz… Böylesi bir hissin oluşabilmesi için de vatanım dediğiniz topraklardaki insanlarla ortak paydaşlarda birleşmek gerekir; ortak ritüellere, geleneklere, değerlere bundan ihtiyaç vardır. Görmediklerinizle de ellerinizin kenetlendiğini ve ortak bir gelecek inşa etmek için çalıştığınızı özümsemenize yardımcı olur bunlar… Bir de doğru ve hızlı anlaşılmanıza da katkı sağlar. Siz daha leb demeden leblebi dediğiniz anlaşılır, mesela. İlla her lafı uzun uzun anlatmanıza gerek olmaz. Zahmetten kurtarır sizi. Ne keyifli bir tat, değil mi?

Vatan sevgisi de aslında böyle leziz bir hissiyattır ama açlık veya susuzluk gibi insanın doğasından gelmez. Ya da acıkan ve/ya susayan her insan, vatan sevgisi ile doğar gibi bir şart yoktur. 18inci yüzyılda ulus-devletlerin oluşumu ile hayatımıza girmiş bir kavramdır neticede… İnsanoğlunun icadı her şey gibi belki bunun da belli bir kullanım süresinden sonra miladı dolacaktır. Her başlangıç gibi belki bu birlikteliklerin de sonu gelecektir. İmkansız, olmayacak iş değil bunlar…

Ve kim bilir belki bizler bu topraklarda böylesi bir bıçak sırtında yürümeye başlamışızdır bile! Siyaset, toplumu öylesine zehirledi ki… Ya da toplum, siyaseti öyle kötü yönlendirdi ki… memleketin geleceği, bir partinin geleceğine denk görülmeye başlandı. Siyasetçilerin, yalan söylemeyi sıradanlaştırmalarına öyle göz yumulmaya başlandı ki mevcut düzenin doğruluğuna olan inanç – sıfırlanmamış olsa da – büyük ölçüde darbe aldı. İnsanların, devlet kurumlarına güveni keza öyle… kimin kime bu devirde güveninin kaldığı da işin cabası. Tuhaf bir şekilde birbirimizle savaşır hale getirildik… Huzursuzluk, her yerde! Siyasetçilerin birbirlerine karşı kullandıkları hitabet dili hele başlı başına bir sorun. Sürekli ya hep ya hiç… sürekli bütün ipleri koparırcasına salvolar… sürekli bir üst perdeden konuşma hali. Gücü de elinde bulunduranlar, hukukun üstünlüğünü öylesine iç ettiler ki olan bitenden doğrunun ne olduğunu gerçekten bilebilme… ve yargının işini gerçekten yapabilme şansı yok. Bir de bunların üstüne vatandaş olarak, iktidarın ve hatta muhalefetin bakış açılarından farklı değerlendirmeleriniz varsa, bunları arada dile getirmeye çalışıyorsanız, vah halinize… Her an umulmadık bir sözel saldırıya uğrayabilir ve inşallah o tecrübeyle de sınırlı kalırsınız.

Farklılaşmak için farklılık değil… Gerçekten farklı olanlar için giderek yaşamın daha zorlaştığı bir yer olmaya başladı bu memleket. Acayip bir korkutma, kabadayılık taslama, sindirme gibi dürtülerimiz tetiklendi. Aklı olan da haliyle böyle şeylere maruz kalmamak için ekseriyette potansiyel olarak sorunlu olacak konularda konuşmaktan ve yazmaktan çekinmeye başladı. Bu da açık bir toplum olmaktan hızla uzaklaştığımızın somut göstergelerinden biri aslında…

Mesela New York’ta bir dava görülüyor, ya iktidar tarafı kendine büyük bir komplo düzenlendiği jargonunu atıyor gündeme ya da muhalefet bu davanın iktidarın ipini çekeceğini iddia eden abartılı yorumlarda bulunuyor. Doğrular kimsenin ya umurunda değil ya da yapacak birşey olmadığı kanaatiyle görmezlikten geliniyor gibi… Yolsuzluk yapılmış, halkın parası birilerinin cebine indirilmiş, işin aslına bakarsanız kimsenin sorun ettiği yok. Varsa yoksa herkes kendi küçük dünyalarındaki çıkarlarının peşinde, onları sağlama almaya çalışmakla meşgul. Vatan değil, partiler ve hatta şahıslar her şeyin, herkesin ötesine geçmiş. Halimiz böyle olunca da biz bize ve devlet kurumlarımıza olan güvenimiz kocaman çatırdadı. Bunun doğurduğu riskler de basit değil. Güven olmayan hiç bir ilişkinin uzun soluklu ol(a)mayacağı gibi…

Güveni yeniden tesis etmek istiyorsak… Kendimize yeni bir şans vermek istiyorsak, ilk yapacağımız iş güvenilir olmaya çalışmaktan başlıyor. Ola ki vatanınızı gerçekten seviyorsanız, önce kendiniz güvenilir, doğru bir insan olmaya odaklanın… Ve nasıl bir memlekette yaşamak istediğinizi gerçekten – tüm detayları ile – hayal edin. Zihninize üşüşen ‘gitmezler kümesine’ gereğinden fazla ehemmiyet atamayın, sadece bilin. Sonra da onları nasıl düzeltebileceğinize dair zihninizi odaklayın. Görün bakın her iş insanın kendinden başlıyor. Hayalinize uygun davranış ve söylemleri gerçek kılın, büyük bir değişimin parçası oldunuz demektir. Evrensel doğrulardan ve evrensel insan haklarından vazgeçmeyin.

Mevcut gidişi değiştirecek güzel hayaller kurun ve hep birlikte keyfini çıkartalım…

 

 

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

5 Yorumlar

  1. Bedriye Kaba Işık dedi ki:

    Bugünlerdeki ruhhalime cuk oturan bir konu… elinize sağlık. İktidarın dışlayıcı sert tutumundan biricik hayatlarımızı yaşayamaz hale geldik. Kişisel deneyimlerim gereğince mahalle odaklı etkinlikler hayal ediyorum. Örneğin: parklarda herkesin enstrümanını alıp geleceği haftalik toplu müzik performansı, toplu resim çalışması. … sonbaharda toplu çiçek tohumu hasatı. İlkbaharda boş toprak olan heryere tohum ya da fide dikimi… vb… keşke bu yazınız devamında önerileri derleseniz projeye donusturup uygulasak… sevgiler

    • halimizadmin dedi ki:

      Sevgili Bedriye hanım,
      Hayalleriniz ne güzel… Öneriniz de… İleri ki günlerde sayfamızda göreceğiniz kanaatindeyim.
      İçten sevgilerimle,
      tülin

  2. Zeliha Doğan Yeşil dedi ki:

    Harika bir yazı. Gerçekten de “bize neler oldu, neler oluyor” sorusunu sıkça kendime sormaya başladım. Her dakika şaşırtıcı bir olay veya söylemle karşılaşıyoruz. Bu da toplumsal kaygıyı beraberinde getiriyor. Kişisel olarak bu kaygıyı çok ciddi yaşıyorum. Önerilerin ışık tutuyor. Umarım ortak bir çıkış noktası yakalar, Anadolu deyimiyle “düze çıkarız”. Sevgiyle, kalemine sağlık Tülin Daloğlu.

  3. kemal gülseren dedi ki:

    selam tülin hnm,

    çok çok güzel yazı..
    aklınıza fikrinize inançlarınıza ellerinize sağlık olsun…
    ben bu yazınızı daha önce okumamışım demek ki…

    bir çok konuda aynı noktadayız..
    çok mutlu oldum..

    selam ve sevgiler

    hoşça kalınız.

    kemal gülseren

    • halimizadmin dedi ki:

      merhabalar kemal bey,

      zaman içinde küçük harfle yazma tercihimden istemeyerek taviz vermek zorunda kaldım.
      bunu fark edip, benim dilden geri döndüğünüz için ayrıca teşekkür ederim.

      içten sevgilerimle –

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!