VARIN SİZ SİYASETÇİLERE UYMAYIN... - Halimiz
BEDELLİ ASKERLİK, PAHA BİÇİLEMEZ ASKER ARKADAŞLIĞI
22 Kasım 2018
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
29 Kasım 2018

Ve seçim sezonu açıldı; siyasiler, büyük bir hırsla saha savunmasına giriş yaptılar. Gerçi ne zaman sakin ve barışcıl bir dil kullandıklarını – en azından benim kulağıma geldiği kadarı ile – unutalı hayli çok olsa da, her bir sandık vakti agresyon nöbetinin önüne geçilemiyor. Mart 2019’da altı üstü belediye seçimleri yapılacak ama çıktı yine bir düşmanlara haddini bildireceğiz söylemi, ortalık patır patır kamplaşmadan kırılıyor. Bu hamasetin, bir yerel seçim döngünde ne gibi bir yeri olduğundan da şikayetçi olmanın bir anlamı yok. Durum, ortada. Muhalefet, bu kısırdöngüyü kırmak yerine, sürekli değirmenine su taşıdığı için de halkın arasındaki nifak tohumları giderek ve kaçınılmaz olarak daha da belirginleşiyor gibi…

İktidar ve muhalif siyasilerin, toplumu böylesine çatırdattıktan sonra nasıl bir birlik-beraberlikten bahsettiklerini anlamak, piyango bileti çekmeden büyük ikramiyeyi kazanma hayalini kuran vatandaşı anlamaya çalışmaktan farksız değil. Ama böylesi bir siyasi ortamda, halkın, siyasetçilerin provokasyonuna gelmeden birbirini kollayan ve gözeten gözle görmeyi tercih etmesi yalnız akılcı olabilir. Her ne kadar bu günlerde iktidar ve muhalif kanadının fanatik taraftarları böylesine bir algıdan uzak olsalar da birilerinin orta yolu ve sağ duyuyu anımsayıp, siyasetin ötesinde bu toplumun bir ferdi olarak yaşamanın sorumluluklarını hissetmesi fena olmayabilir. Ki bu orta yolu ve sağ duyuyu anımsayanların, kimliksiz, şahsiyetsiz, ne nalına ne mıhına minvalinden korkak olduğunu sanmak doğru olmaz.

Gidişten memnun olan veya olmayan herkes, aynı düzey bir gurur veya yerme dili kullanmak zorunda değildir. Ama şu var, iktidar seçmeninde, liderine karşı bir güven bunalımı yaşanmazken… muhalif seçmen, böyle bir homojen algıdan çok uzakta. Dahası, muhalif kanadın, önümüzdeki yerel seçimlerde en büyük imtihanının, seçmenini sandığa götürebilmek olduğunu artık konuşmaya başlama vakti geldi. İktidarın, ülkeyi getirdiği ve götürmek istediği noktayı tasvip etmeyen seçmen kitlesi, muhalif siyasi kanadın performansından tatmin olmadığı gibi bu muhalif siyasi kadroya tüm inanç ve güvenlerini yitirmek üzereler. Bunun tezahürü olarak da Mart ayında tıpış tıpış sandığa gidip oylarını kullanacaklarını varsaymamakta fayda var. Zira bir kesim, artık hepten siyaseten temsilsiz kaldığı kanaatini pekiştirmenin eşiğine gelmiş durumda. Siyasi muhalif kadroların da bu seçmeni, sandığa gitmezseniz şöyle şöyle olur – böyle böyle olur diye korkutmasının bir anlamı yok. Zira bu seçmen, geçmiş seçimlerde de bu nakaratı duydu, denileni yaptı ve oylarına sahip çıkılmadığını yaşadı. Hani, birisinin anlatımı ile sukutuhayale uğramış değiller.

Muhalif siyasi kadroların, mevcut kısırdöngüyü kıramamalarından iktidar dahil seçmeni suçlaması ve sorumlu görmesi de doğru bir yaklaşım olarak kabul göremez. Seçmen, önüne sunulan üzerinden bir kanaat oluşturmakta. Ki Haziran 2015’te, bu seçmenin, sandıktan bir koalisyon çıkardığını unutmamak gerekli. Yerel seçimlerde de adaylar doğru belirlenirse, hangi siyasi seçmen tabanında olursanız olun, oy vermeye niyetiniz olmasa da kalkar oyunuzu kullanırsınız. Özellikle muhalefetin, adaylarını belirlerken bu hassas çizgiyi gözetmesinde büyük fayda var.

Velhasıl bu kısırdöngünün sorumlusu, iktidar veya seçmenin ötesine uzanmakta…

İktidarın değişmesini dilemek, ne bir anayasal suçtur… ne de iktidarı destekleyen kitlelere düşmanlıktır. İktidarı hararetle yermeyen muhalif seçmenin de daha agresif ifade kullanan muhalif seçmene bir husumeti yoktur. Ama siyasetin yarattığı bu ortam, her an bir kıvılcım gibi parlayıp ister bir sohbeti gerilim hattına sokar, ister daha ciddi yangınların çıkmasına çanak tutar… Bundan kaçınmak da her bir bireyin seçimindedir.

Yüz yüze göz göze bakmaktan imtina etmeden yaşamak için halkın, yani bizlerin, birbirimize karşı dürüst ve samimi olmamızda fayda var. Yoksa yalnız siyasilere değil, birbirimize karşı da güven bunalımı yaşamaya başlarız ki her bir insanın içinde sağlam bir güven radarı vardır. Ve o radar, alarm zillerini çalmaya başladığında kolay kolay susturmak mümkün olmaz. O yüzden, siyasilerin gazına gelip birilerini düşman görmeye veya bir seçimde bir zafer bayrağı daha dikmeye odaklanmadan önce… Kimin düşman ve nerede, ne zaferi kutlamaya odaklanacağınızı iyi tartmakta fayda var. Seçim, kazanılır veya kaybedilir ama halkın bu sonuca dair yaklaşımı hamaset odaklı olursa yan komşusu ile arasında ki gönül bağı gün gelir kırılabilir. Sonrasında da kimseye hayır gelmez.

Ve biz, bu döngüleri bir haylidir yaşıyoruz; bardak artık dolmaya başladı. Taşmamasını sağlamak bizim işimiz… Siyasiler, neyi nasıl görüyorlar artık anlaması pek kolay olmasa da… Halk olarak bizlerin, aramızdaki gönül bağını kırmamaya odaklanmasında fayda var.

Lütfen, düşünün… Ve düşünürken isterseniz kendi tarihimizde birbirimize ettiğimiz yanlışları, isterseniz de yaşadığımız coğrafyada yakın çevremizde olan biteni irdeleyin. Ben, eminim, böyle bir yaklaşımı tercih ederseniz… Önce kendi değerlerinizin iyilikten ve güzellikten geçtiğini anımsayacak ve bunu yaşatmak ve gerçekleştirmek için siyasetin zehrinden arınıp önce insan olmayı, insani değerlerinizi korumayı önemseyeceksiniz. Ve siyasetin bu husumeti, hırçınlığı da inşallah bizlerin sayesinde bir şekilde son bulacak…

İnanın, biz istedikten sonra, bu, imkansız değil…

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!