VAR OLMA SANATI - Halimiz
LOKUM
28 Şubat 2019
AŞININ ÖLÜMLE DANSI
28 Şubat 2019

Yoga derslerine katılan yeni kişilerin en çok merak ettiği konudur meditasyon. “Ben ne zaman meditasyon yapabileceğim?” “Meditasyon nasıl bir şey?” “Meditasyon yapmak için ne gerekli?” “Meditasyon yapmak için ışıkları kapatmak, bağdaş kurup oturmak ve gözleri kapatmak mı lazım?” Bu tarz sorular uzadıkça uzar. Zihnen bir türlü anlayamadığımız şey, meditasyonun bir yapma eylemi değil bir olma hali olduğudur.

Meditasyonu ilk deneyimlediğimde bir türlü sessiz ve sakin kalamadığımı fark etmiştim. Bağdaş kurup meditasyona oturmadan önce telefonu sessize almıştım. Telefonunun alarmını on beş dakika sonrasına ayarlamıştım. Gözlerimi kapattığım andan itibaren gözlerimin önünde ve zihnimin içinde sürekli bir şeyler dolanmıştı. Tüm gün yaşadıklarım, meditasyon sonrasında yapacaklarım, ertesi günkü planlarım, yukarı katta oturan komşudan gelen televizyon sesi ve ayaklarımın uyuşması. O zamana kadar duyduklarım ve okuduklarımdan meditasyon yaparken kıpırdamam gerektiğini çıkarmıştım ama canım yanıyordu. Dayanamamış ve gözlerimi açmadan ayaklarımı öne doğru uzatmıştım. Birden telefonun alarm sesiyle irkildiğimi hatırlıyorum. Ben meditasyon haline giremeden on beş dakika geçmişti bile. İlk deneyimim ne miydi? Tam bir hayal kırıklığı…

Tabii ki yılmamıştım. Meditasyon üzerine okumaya başlamıştım. Zihin üzerine kitaplar edinmiştim. Meditasyon, en basit tabiriyle, düşüncelerimizden arınmış ancak farkında olma haliydi. Kafa karıştırıcı değil mi? Hem düşüncelerimizden arınmış olacağız, yani hiçbir şey düşünmeyeceğiz, hem de farkında olacağız. Ya da şöyle ifade edebilir miyiz acaba? Zihni susturma hali. Belki bu daha güzel oldu. Zihnimizi susturmak… O an hiçbir şey düşünmemek ama yine de yaşadığımız anın farkında olmak. Meditasyonda, bir yapma hali yok. Sadece farkında olma durumu var. Sadece var olma durumu var. İşte tam da bu nedenle, meditasyonun sadece ve sadece bağdaş kurulup gözler kapatılarak yapılması gerekmiyor. Her zaman ve her yerde meditasyon halinde olabiliriz. Madem ki meditasyon, düşünceleri ve zihni susturma, anda kalma ve farkında olma durumu; o halde biz her istediğimizde meditasyon haline girebiliriz.

Meditasyonu daha bilimsel açıklamaya çalışırsak beyin dalgalarının “kaç ya da kavga et” halinden yani betadan dinlenme haline yani alfaya geçme durumudur. Günlük hayatın koşuşturması sırasında heyecanlanabiliriz, gerginleşebiliriz, ani bir karar vermemiz ya da bir sorun çözmemiz gerekebilir. O yüzden beta dalgaları daha hakimdir. Gözlerimizi kapattığımızda ve sakin kalabildiğimizde ise alfa dalgaları baskındır. Düşüncelerimizden arınabildiğimizde ve sorunlarla uğraşmak zorunda olmadığımız her an meditasyon halini deneyimleyebiliriz.

Meditasyon, her zaman her yerde deneyimlenebilecek bir şey çünkü meditasyon bir var olma hali. Zihniniz çalışmaktan çok yorulduğunda bilinçsiz bir şekilde başınızı yapmakta olduğunuz işten kaldırırsınız ve boş bir duvara ya da sadece boşluğa bakarsınız. Bu zihnin kendi kendini dinlendirme yöntemidir, yani meditasyon halidir. Bazen bir deniz ya da göl kenarında akıp giden suya dikersiniz gözlerinizi… Zihin yine susmak, dinlenmek ve sessiz kalmak istemiştir. Gün içinde sürekli beta dalgaları yaymaktan yorulan beyin o dalgalanmaları hafifletmek ve alfa halinde dinlenmeyi tercih etmiştir.

Yorgun bir günün akşamında eve geldiğinizde karanlık bir odada gözlerinizi kapatıp sessizliği dinlediniz mi hiç? O sessizlikte kendi kalp atışlarınızı duyup o kalp atışları ile an’da kaldınız mı hiç? Şimdiki zamanı ve şu an’ı yaşadınız mı? Bedenen, ruhen ve zihnen var oldunuz mu? Bu da bir meditasyondur. Belki ilk başlarda zihniniz hiç susmaz, konuşmaya devam eder. Geçmiş gitmiş olayları hatırlar, pişmanlık ya da acı duyar. Gelecek ile ilgili planlar yapar, geleceği düşünürken kaygı ve endişe duyar. Zihin, meditasyon halinde yani şimdiki zamanda değilse acı, pişmanlık, kaygı ve endişe duyar. Bunun sebebi zihnin çoğu zaman geçmişte ve gelecekte yaşamasıdır. Aslında yaşaması gereken şimdiki an’ı unutur zihin. Hiç şu an’da yaşayamaz. Şu anda var olmaz. Bunu fark ettiğimiz zaman bizler kendimizi yoga ve meditasyon çalışmalarına adarız.

Meditasyon sırasında zihni susturmak, zihnin dalgalanmalarını azaltmak ve şimdiki an’ı yaşayıp yaşadığımız tek gerçek an’ın tadını çıkarmak isteriz. Sadece izleyici olmak, gelen giden düşüncelerin peşinden koşup gitmemek, yorumsuz olmak, fikir yürütmemek, taraf tutmamak, var olmak ve her şeyi olduğu gibi kabul etmek… Tüm bunlar meditasyon deneyimine bir örnek teşkil eder.  Bağdaş kurup oturur, tütsü ya da mum yakar, belki sevdiğimiz bir müzik çalar ve meditasyon deneyimleriz. Ama meditasyonu yaşamak için bağdaş kurup oturmak, gözleri kapatmak, tütsü ya da mum yakmak gerekmez. Her anımızı meditasyon haline çevirmemiz mümkün. Nasıl mı? Kısaca anlatayım.

Eğer meditasyon hali var olmak, an’da kalmak, an’ı yaşamak, farkında ve bilinçli olmak, yorumsuz kalabilmek, sessiz kalabilmek, fikir yürütmemek, taraf tutmamak, sadece izlemek ve zihni de biraz susturma sanatıysa, o halde bu sanatı gün içinde her istediğimizde icra edebiliriz. Yürüyüş yaparken kendimizi o ana vererek, o anı yaşayarak, farkında olarak ve geçtiğimiz her bir yeri izleyerek yürürsek eğer, bu da meditasyondur. Ya da çay içerken, her bir yudumumuzu fark ederek, sindirerek, ağız tadıyla içersek, bu da bir meditasyondur. Yemeğimizin lezzetinin farkına vararak, ona odaklanarak ve her bir lokmamızı hissederek yersek, bu da meditasyondur. Çünkü tüm bu deneyimlerde beden de ruh da zihin de o an’da orada var oluyor. Aynı şekilde, arada sırada zihnimiz yorulduğunda, başımızı bilgisayar başından ya da kitaptan, kağıtlardan, o an ne ile uğraşıyorsak o işten kaldırıp sabit bir noktaya gözlerimizi kırpmadan bakarsak, bu da bir meditasyondur. Zihin yorulmuştur ve kendini tazelemek ve yenilemek için kendince bir yöntem izliyordur siz farkında olmasanız bile…

Yazmaktan yorulduğumu fark edip gözlerimi boşluğa çeviriyor ve zihnimi biraz dinlendiriyorum. Kendi varlığımı hissediyorum yine. İşte size günlük hayattan kısacık bir meditasyon hali. Bir düşünün bakalım. Mutlaka siz de kendi hayatınızın içinde kısacık meditasyon anları bulabilirsiniz.

 

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!