UYUMSUZLUK SENFONİSİ - Halimiz
DARBESİZ DARBE
23 Kasım 2017
NATO, TÜRKİYE’DİR!… TÜRKİYE, NATO’DUR!… NEREYE?…
23 Kasım 2017

Sınıflandırma bilimi olan taksonomi, insana ‘homo sapiens’ der. Bunun Latince anlamı ‘bilen’, ‘akıllı insan’ demektir. Çıtayı yükselten Descart, homo sapiens’i ‘düşündüğünün üstüne düşünebilen’ varlık olarak tanımlamıştır. O vakit, bilen ve akıllı insan olarak kendimize daha yakından bakıp, düşünme ve uyumsuzluk zorlukları üzerine kafa yorabiliriz.

Hayatın açmazları ve güzellikleriyle şahane bir senfoni, sizin de iyi akort edilmemiş bir müzik aleti olduğunuzu hayal edin! Tellerinizin arasındaki uyum sorununa rağmen, sizden kusursuz bir performans sergilemeniz bekleniyor. Bu durumda, üstelikte yay gibi de gerilmişken, kendinizi gizlemeye mi çalışırsınız yoksa içinizdeki sorunu çözmeye mi? Bazen, yaşamın içinde akort sorunu yaşayınca ‘uyumsuzum öyleyse varım!’ demek geliyor insanın içinden.

Hepimiz kişilik, davranış ve inançlarımızla kendimize özgüyüz. Öte yandan, farklı olduğumuz kadar da insana dair çelişkilerimizle aynıyız. Bilişsel psikoloji en geniş anlamda düşünme, hissetme, öğrenme, karar verme, yargılama gibi zihinler süreçleri inceleyen bir bilim. Bu pencereden bakıldığında gelişmiş düşünce becerisi olan insan zihni, çelişkilerle ve zorluklarla karşılaştığında ne oluyor? İnançları ve davranışları arasında uyumsuzluk olduğunda, kendi çözümsüzlüğüne nasıl çözüm icat ediyor?

Kendinizi sahip olduğunuz en köklü inanç sistemlerinizi kökünden sarsarken hayal edin. Kürtajın bir insanlık suçu olduğunu düşünürken kürtaj yaptırmak zorunda kaldınız. Haksız kazanca karşıyken, büyük bir rüşvet aldınız ya da birliktelikte sadakatin altın kural olduğunu düşünürken aldattınız. Bilim insanları, insanoğlunun ve hatta primatların bile bilişsel olarak bir tutarlılık sağlamak üzere güdülendiklerini söylüyor. Tutum ve inançlarımıza ters düşecek davranışlar içine girdiğimiz zaman, bilişsel uyumsuzluk olarak adlandırılan ve zihinsel olarak kaçınmak istediğimiz bir tür gerginlik durumu ortaya çıkıyor.

Öte yandan kendi içimizde, yanlış hareket ettiğimizi ya da hatalı olduğumuzu düşünmeye tahammülümüz yok. Bu uğurda kendimizi savunma ve ikna etme konusunda oldukça başarılıyız. Beyin, asla bilişsel düzeyde yaşadığı uyuşmazlığın yarattığı gerginlikten hoşlanmıyor. Dolayısıyla gerilimi azaltmak için bir tercih yapıyor ve sonra bunun en iyisi olduğuna inanıyor.

Birey, sigaranın kansere neden olduğunu bilmesine rağmen içmeye başlıyor. Bilişsel uyumsuzluk bu kararın psikolojik bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Uyumsuzluk durumu çok rahatsız edici bir durum, çünkü kendisini ikiyüzlü hissetmesine neden oluyor. Bunu ortadan kaldırmak için bir adım atıyor, ya sigarayı bırakıyor ya da ‘atın ölümü arpadan olsun’ gibi zoraki bir gönüllülük yaklaşımıyla kendini rahatlatarak içmeye devam ediyor.

Resmin bütününe baktığımızda, yapılan araştırmaların farklı kültür değerlerinin farklı uyumsuzluk deneyimlerini tetiklediğini ortaya koyduğunu söyleyebiliriz.

Özgür toplumlarda, kişinin davranışı bireysel veya sosyal standarda uygun olmadığında yine benzer his yaşanıyor. Ancak bireylerin birbirlerine bağımlı olduğu daha kapalı toplumlarda, sosyal standartların ihlal edilmesi çok daha büyük bir sorun kaynağı oluyor. Bu tip toplumlarda, sosyal ahengin bozulması ve diğerleri tarafından reddedilme korkusu gerçek bir baskı oluşturuyor. Biat kültürüne yatkın kapalı bir toplumda yaşıyoruz. Bilişsel uyumsuzluk, toplumun farklı katmanlarında her birimiz değişik şekilde deneyimliyoruz. Bunun farkına varmadığımız zaman, yaşadığımız endişe zihnimizi kapatmamıza neden oluyor ve ilerlememize ket vuruyor.

Bu toplumda yaşayan bir birey olarak, iç sesime ve aklıma kulak vermek istiyorum: ‘İnsanım, Uyumsuzum, Öyleyse Varım!’ demek beni rahatlatıyor, çünkü farkındalığımın beni çözümsüzlükten kurtaracağını biliyorum. Kaosa yenilmeye gerek yok. İnançlarımıza ve düşüncelerimize uymayan yeni bir bilgi geldiğinde bunu reddetmeden önce, tarafsızca değerlendirmeye çalışmak göründüğü kadar zor değil aslında. Üstüne üstlük, sorgularken her zaman seçme şansına sahibim ve kendim gibiyken farklı ama doğru yolda olabilirim.

Kendine karşı dürüst olmak ve olumlu değişime hazır olmak iyi bir başlangıç noktası olabilir. Öğrenmenin ve ilerlemenin tek yolu sadece her şeyi bilmediğimizi kabul etmekten geçiyor. Bir de düzgün akort meselesi gerçekten önemli! Ortaya çıkan müzik her zaman kusursuz olmayabilir, ama içimizdeki notaların dili olan teller arasında uyum yoksa, hayat o zaman gerçek bir homo sapiens kâbusuna dönüşebilir… Kendine özgü yaşanan her hayat bir baş yapıt ve sadece bir kez duyabileceğiniz benzersiz bir senfoni değil midir aslında?

mm

Bahar Gercek Dogru

Hacettepe İngilizce Mütercim Tercümanlık mezunuyum. Maine Üniversitesi’nde MBA yaptım. Birleşik Arap Emirlikleri’nde iş geliştirme alanında danışmanlık veriyorum ve Türkçe öğretmenliği yapıyorum. Kitap çevirilerim ve yayınlamış öykülerim var. Pozitif yaşamak, üretmek ve hayal etmek beni anlatıyor. Tipik bir kova burcuyum. Yazmak, şarkı söylemek ve öğrenmek en büyük tutkum. Şimdilerde fantastik bir roman üzerinde çalışıyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!