UÇURUMUN UCUNDA - Halimiz
UÇURUMUN UCUNDA 2
DIŞ POLİTİKA KAYGILARI
8 Mart 2018
UÇURUMUN UCUNDA 3
ÖZGÜRLÜK FORMÜLÜ
8 Mart 2018
UÇURUMUN UCUNDA 4

Bu uçurumun kenarındaki adamı, bir toplumun aydınlığa bakan değerler kümesi olarak görün. Ve bizim toplumumuzda buna mütekabil gelen değerleri, tam olarak da bu noktada gördüğümü düşünün. Durum ümitsiz değil; en azından uçurumdan atlanılmamış. Demek ki durup, geri dönüp, sağlam bir zemine çıkma olasılığı mevcut. Ama ileri gitmek de, geri dönmek de, bir karar gerektiriyor. Gerçi geri dönmek çok daha ciddi bir karardır ve sağlam bir irade gerektirir, o başka. Önemli olan bu irade can bulduğu anda, gerçekleştirme olasılığının mevcut olduğudur.

Buradan, geçmişin mükemmel olduğu gibi bir sonuç da çıkmamalıdır ama tüm müsibetlerin anası geçmiştir diyen bir yaklaşım varsa da durup düşünmekte fayda vardır. Bugün, geçmişin birikimidir ama yeni bir gündür. Geçmişe hangi anlamı yüklediğinizle anlamlandırırsınız bugünü. Eğer ki bugünde mutsuz olduğunuz herşeyin sorumlusu ve suçlusu olarak geçmişi görüyorsanız, derdiniz geçmişle değil de bugünde ne olduğunuz veya neyi olduramadığınızladır. Sorun, dün değil bugündür. Bugünde olan kendinizle, barışık değilsinizdir.

Bugün, kendinizce, kendinizle barışık olmanıza engel olan gerekçeleri nasıl tanımladığınız ve onlarla baş etmede nasıl bir yol izlediğiniz önemlidir. Geçmişi, acılı yıllar kümesi olarak algılıyorsanız; geçmişte, acıdan başka hiç bir şey görmüyorsanız, boşa gitmiş bir ömrün trajedisinde boğuluyor gibi hissedebilirsiniz. Ama ya acı deneyiminiz, algılama ayarınızı şaştırdı ise ve yaşamınızı bir bütün olarak göremeyecek kadar dengesizleşti iseniz… Zaten kanımca bizde bu ayar kaçtı gibi geldiğinden toplumca bizleri uçurumun kenarındaymışız gibi görüyorum. Aklımız fena karışık, toparlayamıyoruz bir türlü…

Bütün bunlar zihin oyunları. Kendi kendinizi oyuna getirmeyin. Elbette ki kendi zihninizde çözümleyemediğiniz her sorun, aynen bir kolunuz veya bacağınız gibi bedeninizin bir parçası olarak kalmaya ve sizi kemirmeye devam eder. Bunu bilin. Ve bu hayatın mükemmel olmadığını da… Ömür dediğiniz, acı ve mutluluk anlarımızın toplamıdır. Hiç bir ömür, acıyı tatmadan geçmez. Ben her daim mutlu ve kendimi tatmin hissetmeliyim diye şımarmayın. Sakin olun…

Toplumca, şımarık bir haldeyiz. Günü güzelleştirmek için odaklanmak yerine aklımızı düne ve geleceğe taktık. Haliyle de birbirimize giderek daha da yabancılaşıyoruz. Aynı topraklarda doğmuş olmak dahi bir ülkü ve kültür birlikteliğini getirmeyecek gibi hissettiriyor – bu ayrışım ikliminde. Zira birbirimize, ekseriyette, empati ile bakamaz haldeyiz. Bu, bugünün eseri. Dünde olan, dünün hikayesiydi…

Belli bir geçmişi karalamak, bugünün meziyeti oldu. İşin şirazesi kaçtı. Doğrular ve yanlışlar, eğrildi… Düzlüğe ne zaman çıkarız, meçhul. Ama bu da bize ait, bunu da deneyimlememiz gerekiyor. Elbet vardır bir nedeni. Bu gidişin gidiş olmadığını görmek, kitlenin bizi uçurumdan aşağı sürüklemesine de engel değil. Ancak hep birlikte bu gidişin gidiş olmadığını teslim edersek, silkelenir ve uçurumun kenarından geri dönebiliriz.

Bu hafta, nelere değer verdiğinize, neleri değeriniz bildiğinize bir göz atın… Belki birlikte yapıcı bir diyalog süreci başlatabiliriz de, ne dersiniz?!…

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!