TÜRKİYE YOLSUZLUKTA KIRMIZI ALARM VERİYOR! - Halimiz
TÜRKİYE YOLSUZLUKTA KIRMIZI ALARM VERİYOR! 2
BİLİMSELLİK
13 Şubat 2020
TÜRKİYE YOLSUZLUKTA KIRMIZI ALARM VERİYOR! 3
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
13 Şubat 2020
TÜRKİYE YOLSUZLUKTA KIRMIZI ALARM VERİYOR! 4

https://www.transparency.org/

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) en son raporunda Türkiye, yolsuzlukta 180 ülke arasında 91. sırada yer aldı. Gerçekten endişe verici ve üzücü bir durum.

Ülkemiz 2019 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 100 üzerinden 39 puan alarak 2018 yılına göre 13 sıra birden geriledi. 2013-2019 yılları arasında yolsuzluk algı endeksinde en çok düşüş yaşayan üç ülkeden biri de Türkiye oldu. Söz konusu sürede  Türkiye 11 puan kaybetti ve 38 sıra geriye düştü. Listede en başarılı ülkeler ise 87’şer puanla Yeni Zelanda ve Danimarka oldu.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü raporunda yer alan Türkiye ile ilgili satırbaşları ülkemize hiç yakışmayan bir görünümü özetliyor. Şöyle ki:

  • Türkiye, Avrupa Birliği üyesi 28 ülke işle karşılaştırıldığında en son sırada bulunuyor. AB üyesi ülkelerin ortalama puanı 66 olurken, Türkiye 39 puan alarak bu alanda AB’nin çok gerisinde kalıyor.
  • 36 OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) üyesi ülke arasında sondan ikinci sırada bulunan Türkiye, G20 ülkeleri arasında ise sondan dördüncü sırada yer alıyor.
  • Türkiye, 2013’de en üst sırada bulunduğu Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkeler grubunda beşinci sıraya gerilemiş bulunuyor.
  • Kamu İhale Kanunu’nda bugüne kadar yapılan 200’e yakın değişiklikle kanunun, amaçlanan şeffaflık, hesap verebilirlik, dürüstlük ilkelerinden uzaklaştığı ve genişletilen istisna kapsamı ile denetim ve adil rekabetin sağlanabildiği kamu alımlarının oranının hızla düştüğü vurgulanıyor.
  • 2004’de yüzde 75 olan açık ihale oranının 2019’da yüzde 63’e düştüğü, buna karşılık aynı dönem içinde istisna kapsamında yapılan ihalelerin oranının ise yüzde 10’dan yüzde 32’ye yükseldiği belirtiliyor.

Neden böyle oldu dersiniz?

Uluslararası Şeffaflık Örgütü temel nedenleri şu şekilde açıklıyor:

  • Gücün, otoriter rejimlere benzer bir yoğunluk ile yürütme erkinde ve tek elde toplanması,
  • Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hukuk devleti ilkelerine yönelik ihlaller,
  • Kamu kurumlarının, özellikle de denetleyici ve düzenleyici kurumların etkisini ve işlevini yitirmesi,
  • Meclis’in denetleme ve hesap sorma gücünü kaybetmiş olması.

Peki bu tatsız durum bizi nerelere taşıyabilir?

Nereden bakılırsa bakılsın Uluslararası Şeffaflık Örgütünün raporu ülkemizin imajını ciddi ölçüde yıpratabilecek ve uzun vadeli sermaye girişlerini olumsuz yönde etkileyerek ekonomimize zarar verebilecek bir potansiyel taşıyor. Söz konusu rapora tepki göstererek ülkemizi yıpratmak isteyen dış mihrakları suçlayacak siyasetçilerimiz olacaktır. Ama bu siyasetçilerimizin her şeyden önce mevcut durumu objektif bir gözle değerlendirmelerini tavsiye ediyorum. Bu bağlamda egemen siyasetin yapması gereken, iddia edilen hususların gerçekleri doğru olarak yansıtmadığını ortaya koymak ve gerçekten sorunlar varsa da bunların üzerine gidecek basireti göstermektir.

Peki egemen siyasetin bu basireti göstermesi beklenebilir mi?

Maalesef bu soruya olumlu yanıt vermek zor.

Özellikle son yıllarda Vakıf kültürümüzün ve geleneğimizin tarumar edildiğini, kamu ve belediye kaynaklarının şahsi, siyasi ve ticari çıkarlar için Vakıf kurmak suretiyle ileri derecede istismar edildiğini görüyoruz. Bunun son örneği Kızılay üzerinden çocuk tacizleriyle gündeme gelen Ensar Vakfı’na 7.9 milyon Dolar para aktarılması oldu. Amacına uygun, doğru-dürüst çalışan, düzgün yönetilen Vakıflara hiçbir surette kamusal mal ve/veya imkanlar verilmezken ve esirgenirken, yandaş, partizan ve siyasal İslamcı şahısların kurduğu Vakıflara kamusal kaynakların dolaysız ve dolaylı yollardan aktarılmasını nasıl yorumlayacaksınız?

Ekonomik tarih, yolsuzlukların ekonomik gelişmeyi ne kadar olumsuz etkilediğini gösteren örneklerle doludur. Bu bağlamda ekonomik literatürde genel kabul görmüş bazı hususları bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyorum:

  • Hangi alanda olursa olsun yolsuzluklar ekonomik, siyasi ve sosyal gelişmeye zarar verir.
  • Yolsuzların ekonomik maliyeti çok büyüktür. Çünkü yolsuzluklar kamu yatırımlarının maliyetini yükseltir, ekonomik belirsizliğin artmasına yol açar, kaynak verimliliğini bozar, sürdürülebilir kalkınma için önem taşıyan öncelikleri ve teknoloji tercihlerini olumsuz yönde etkiler.
  • Yolsuzlukların azaltılabilmesi için ticari kısıtlamaların en aza indirilmesi, parasal teşviklerden kaçınılması, kayırıcı sanayi politikalarından uzak durulması ve ücret dengesizliklerinin giderilmesi şarttır.
  • Yolsuzluklar yerli ve yabancı doğrudan sermaye yatırımlarını ve ekonomik büyümeyi olumsuz olarak etkiler.
  • Yolsuzluklar kamu yatırımlarının yapısını da bozar. Yolsuzluklara aşırı bulaşmış iktidarların eğitim ve sağlığa göreli olarak daha az kaynak ayırdıkları, büyük altyapı ihalelerine gereğinden fazla ağırlık verdikleri görülür.

Hangi ülke olursa olsun, egemen siyaset aşağıda sıraladığım sorulara toplumu tatmin edecek düzeyde yanıt vermekle mükelleftir:

  1. Kamu yöneticilerinin atanmalarında bilgi, deneyim, liyakat, dürüstlük gibi kavramlar ne ölçüde dikkate alınmaktadır?
  2. Kamu ihalelerinde etkili olan karar vericilerin yaşam biçimleri ne ölçüde izlenmektedir.
  3. Kamu ihalelerinde rekabet hukukunun tüm gerekleri yerine getirilmekte midir?
  4. Yolsuzluklara karışanlardan (siyasetçi veya bürokrat fark etmez) hesap sorulabilmekte midir?

Yukarıdaki sorulara tatminkar şekilde cevap verilememesi, söz konusu ülkenin ciddi bir yolsuzluk sorunu ile karşı karşıya olduğunun bir belirtisidir. Aslında yolsuzluklarla mücadelenin özünde iyi yönetim yatar. İyi yönetim ise Devlet işlerinin şeffaf, hesabı verilebilir, katılımcı ve akılcı bir şekilde yürütülmesi anlamına gelir.

Sonuç olarak tekrar edeyim.

Uluslararası Şeffaflık Örgütünün 2019 yılı raporu, ülkemizle ilgili yolsuzluk algısının, hukuk devleti ilkeleri, basın özgürlüğü, sivil toplumun gücü, örgütlenme ve ifade özgürlüğü gibi konularla doğrudan ilgili olduğunu göstermektedir. Bu alanlarda yaşanan ihlaller Türkiye’nin dünya ortalamasının altında kalmasına yol açmaktadır. Güçler ayrılığı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, liyakat ilkelerine yönelik ihlaller, Kamu İhale Kanunu’na aykırı uygulamalar, Kamu Özel İş Birliği projelerinde ve özelleştirilme uygulamalarında kamu çıkarına aykırı ihale süreçleri öne çıkan sorunlar arasında görülmektedir. Demokrasinin vazgeçilmez kurumlarının zayıflaması ile Türkiye maalesef demokrasi geleneği bulunmayan ülkeler arasında yer almaktadır.

Temennim ülkemizin yolsuzluğa bulaşanların işinin çok zor olacağı, sistemin onları affetmeyeceği bir ülke haline gelmesidir. Bu hayal ne zaman gerçekleşir bilemem ama işte o zaman geldiğinde, çok daha huzurlu bir ülke olacağımız hususunda hiçbir kuşkum yoktur.

mm

Dr. Ali Tigrel

Devlet Planlama Teşkilatı Eski Müsteşarı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!