TÜRK KAHVESİNİ HİÇBİR ŞEYE DEĞİŞMEM... - Halimiz
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ…
6 Aralık 2018
GÜNÜ YAKALA
6 Aralık 2018

Kimi insan için gün başlarken, kimi insan içinse gün devam ederken içilen, bazen bir dostla eşlik edilen, bu yüzden de 40 yıl hatırı bulunan bir gelenek olan Türk kahvesi benim için çok önemli bir yere sahip. Çünkü bir kültürün de simgesi olduğuna inandığım bu kahve, aynı zamanda içerken bana tarif edemediğim çeşitli duygular da veriyor. Dünyanın neresinde olursam olayım bana köklerimden kopamadığımı hissettiren bir içecek, hatta bir içecekten daha fazlası.

Geçmişinin 16. yüzyıl kadar çok eski bir zamana dayandığını öğrendiğim bu kahve, sadece bir içecek değil. Türk kahvesinin kültürel bir değeri var ve nerede içilirse içilsin bunu hissettiriyor. Ne İtalya’da içilen cappuccino ne de Yunanistan’da içilen bir Yunan kahvesi o tadı ve duyguyu verebiliyor. Evet, bir kahve, tadın yanında bir duygu da verebiliyor. Bana uzakta ya da tek başıma içtiğim her kahve dostlarımı, yapılan sohbetleri, köklerimi anımsatıyor. Bu anımsatma biraz hüzünlü oluyor çünkü aslında içinde özlem barındırıyor. Ama aynı zamanda sahip olduğum bir değer olduğu için de gururla karışık bir mutluluk da veriyor.

Türk kahvesini, hiçbir sosyal statü, köken veya düşünce ayrımı yapmadan insanlar arasında bir bağ oluşturduğu için seviyorum. Birbiriyle alakası olmayan iki insanı bir sohbette veya bir işte buluşturan Türk kahvesi bazen tatlı, bazen ise hüzünlü muhabbetlere eşlik edebiliyor. Benim için her ikisiyle birlikte içilen kahvenin de tadı ve duygusu ayrı.

Turistik bir yönü de olan ve başka ülkelerden, kültürlerden gelen insanlara bizi anlatan ve tanıtan bu kahvenin sembolik bazı görevleri de vardır. Kız isteme törenlerinde yahut misafirliklerde ikram edilen Türk kahvesi hayat tarzımızın, misafirperverliğimizin ve kültürümüzün de bir simgesidir. Belki de içinde bu kadar çok unsuru barındırdığı için diğer içeceklerden ayrılıyordur.

Türk kahvesi kadar onun pişirilmesi ve servisi de bir gelenek haline gelmiştir. Eskiden yaygın olarak bakır cezvelerde pişirilen ve yanında bir lokum ve bir bardak su ile ikram edilen kahvelerin yerini otomatik kahve yapan makinalar aldı. Bilemiyorum hala aynı tadı veriyor mudur ama ben bahsini ettiğim duyguyu veren etkenlerden birini de pişirilmesine bağladığım için bu makinalarla yapılanlardan aynı tadı alamıyorum.

Tabi Türk kahvesinin de gelişen ve değişen dünyada yeniliğe uğramasına şaşırmamak gerekli. Bu yenilik, tadından veya duygusundan ne götürmüştür veya götürmemiştir kişiye özel değişiklik gösterecektir elbette ama değerinden asla bir şey götürmediğine eminim. Belki de bu değer bilindiği için anlamının ve öneminin yitirilmemesi gerektiği ihtiyacı hissedildi ve Türk kahvesi ve geleneği, 2013 yılında UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kaydedildi. Şuna eminim ki bize geçmişten gelen ve hala yaşayan bir miras olduğu için, kültürel değerlerin hızla değiştiği ve tüketildiği bir dünyada Türk kahvesinin verdiği tat ve duygu hiçbir zaman değişmeyecek.

 

mm

Tuba Uçar

17 Kasım 1995’te Ankara’da doğdum. Denize hasret ve İstanbul aşığı biri olarak seyahat etmeyi, yeni yerler görüp yeni şeyler öğrenmeyi ve en çok da hayatı keşfetmeyi seviyorum. Hukuk Fakültesinden yeni mezun ve mesleğin daha çok başında biri olarak size burada kendimi ifade etmeye çalışacağım.

1 Comment

  1. Zeliha Doğan Yeşil dedi ki:

    Kaleminize sağlık. Ben de kahvecilerdenim. Günde mutlaka bir fincan Türk kahvesi içerim. Evde bakır cezvede pişiriyorum. Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!