TRUMP, ERDOĞAN'A, "APTAL OLMA" DEDİ - Halimiz
TRUMP, ERDOĞAN'A, "APTAL OLMA" DEDİ 1
ZAMANIN PARKLARI, ZAMANIN EBEVEYNLERİ
17 Ekim 2019
TRUMP, ERDOĞAN'A, "APTAL OLMA" DEDİ 2
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
24 Ekim 2019
Terimi kaldır: Manşet1 Manşet1Terimi kaldır: trump trumpTerimi kaldır: erdogan erdoganTerimi kaldır: trump'ın erdogan'a mektubu trump'ın erdogan'a mektubuTerimi kaldır: trump 'ın mektubu sızdırıldı trump 'ın mektubu sızdırıldıTerimi kaldır: beyaz saray mektup açıklaması beyaz saray mektup açıklaması

trump, trump'ın mektubu, trump'ın mektubu sızdırıldı, trump erdogan, trump'ın erdogan mektubu

Beyaz Saray antetli bir kağıtta, “Aptal olma,” yoksa herkes “seni ebediyete kadar şeytani görecektir” diye yazılmış resmi bir mektup var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben…

Bu, nedir, çok affedersiniz!

Hakikaten, bu nedir!!!

 

 

TRUMP, ERDOĞAN'A, "APTAL OLMA" DEDİ 3

 

“Sayın Cumhurbaşkanı,

İyi bir anlaşma için haydi çalışalım. Binlerce insanı katletmekten sorumlu olmak istemezsin ve ben de Türk ekonomisini çökertmekten – ki yaparım. Sana, Rahip Brunson’da küçük bir örnek zaten gösterdim.

Sorunlarının bir kısmını çözmek için çok çalıştım. Dünyayı hayal kırıklığına uğratma. İyi bir anlaşma yapabilirsin. General Mazlum senle iyi bir anlaşmaya varmak ve geçmiş zamanda vermediği kadar çok imtiyaz verme niyetinde. Ondan henüz aldığım mektubu da ekliyorum.

Eğer bunu doğru ve insani şekilde halledersen tarih sana iyi gözle bakacaktır. Eğer ki iyi şeyler olmazsa seni ebediyete kadar şeytani görecektir. Sert adam olma. Aptal olma.

Seni sonra arayacağım.”

Buna bugün nasıl karşılık verilecek bilmiyorum ama elbette resmi bir karşılığın verilmesi şart ve fakat biri yanlış yaptı diye kimsenin yanlışı yanlışla aklama gibi bir hakkı da yok.

Ankara’dan yapılacak açıklamalarda ipin ucunu hepten kaçırmamakta da fayda olabilir.

Trump, şüphesiz, şahsına münhasır bir kişilik. Kendini ifade edişi ve yönetim tarzı geçmiş hiçbir başkanla denkleştirilemeyecek kadar farklı. Düşündüğünü söylemeyi samimiyet; gücü var diye istediğini empoze edebilmeyi de hakkı olarak gördüğü kesin. Eğrisiyle doğrusuyla garip bir Amerikan başkanı…

Erdoğan’ın da çok sağlam olduğunu söyleyebilmek güç. Kasımpaşa ağzıyla bugün Trump’a karşılık verse, millet adına pek akılcı olmaz. Zira TSK, Fırat’ın doğusuna başlattığı harekatta sahada rahatlıkla başarılı olur ama diplomatik olarak baştan yalnız ve mağlup düşmüş gibi bir durum var ortada…

Amerikan medyası da işi ayrı boyutlara taşıdı. İthamlarına göre Türk ordusu, Kürtleri, etnik kıyımdan geçirme niyetinde ve buna dur denilmesi gerekiyor. Amerikan televizyonları yaptıkları yayınlarda adeta tüm Türk halkını hedef alarak hoşnut olunamayacak bir dille yayın yapıyorlar. Belli ki Türkiye karşıtı lobilere gün doğdu ve cümbür cemaat fırsatı fırsat bilip açmışlar ağızlarını dört bir koldan…

Erdoğan iktidarlarının politikaları da buna çanak tuttu, sakın itiraz etmeyin.

Eski Türkiye’nin Orta Doğu politikasına kurban olun!

Sanırım bu dil, günün ruhuna doğru gidecektir.

Mart 2003 tezkeresi sonrası Arap Ligi, TSK’nın, Irak’a asker gönderme iznini almasına tepki göstermişti ama Eski Türkiye’yi suçlamak kolaydı o günlerde. Bugün ise mevcut iktidar ilk hükümetini kuralı aralıksız 17 yıl geçti. Suriye’de akan kanın haddi hesabı yok. TSK operasyon başlatınca şak diye kınama Yeni Türkiye’nin de önüne kondu.

Hatırlattılar yine maziyi ve bizden size dost çıkmaz diye de mühürlediler.

Erdoğan da bu gelişmelerden rahatsız olduğunu ifade etti. Diplomatik olarak yalnızlığımız belki her halükarda yaşanacaktı ama bugün nasıl yalnız kaldığımız veya bırakıldığımıza dair de bir iç hesaplaşma yapılması hepimizin çıkarına isabetli olacaktır. En nihayetinde hepimiz geçici ama devletimiz bakidir…

Amerika ile de krizi daha da tırmandırmak bizi hesaplanandan daha fena zarara uğratır. Zira Erdoğan’ın ve dolayısı ile Türkiye’nin — ki Kongre’de artık ikisi arasında ayrışım yapılmıyor — Washington’da adeta dostu kalmadı. İlişkiler daha önce hiç deneyimlemediğimiz ciddiyette kötüleşmiş durumda.

Trump’ın da sağı solu belli olmayan siyasi duruşları çok güven vermezken, yine de belli noktalarda işlerin kötüleşmesini engellediği gibi bir durum da gözlemleniyor. Ancak onun da azledilme olasılığı hala mevcut ve bundan ötürü sinirlerinin hayli yıprandığı da aşikar.

Türkiye’nin, Trump ve Kongre’nin arasında sıkışması demek sadece Türkiye’nin aleyhine işler; Ankara’nın bugün dahil atacağı her adımda bir an evvel Türkiye’yi bu nahoş kıskaçtan çıkarmasında fayda var.

Suriye operasyonu ardından geçtiğimiz günlerde duyurulan yaptırımlar paketi henüz Kongre’den geçmedi. Konuştuğum Amerikalı yetkili, “Temsilciler Meclisi ayağında kısa zaman içinde geçeceğini; Senato’da ise biraz daha zaman alacağını” söyledi. Burada, sivil halkın yerine iktidar yetkililerinin hedeflenmesi kötünün iyisi bir durum ama tansiyon arttıkça iş çirkinleşiyor da.

HalkBank davası sonucu verilecek cezanın bekletilip bekletilip Suriye operasyonu başladıktan sonra belirlenmesi için işlemlerin yürürlüğe konması gibi. Amerika’da da siyasetin adalet üzerindeki etkisinin olduğunu böylece bariz görmüş olduk.

Türkiye’nin, Rusya’dan satın aldığı S-400 füzeleri ardından gündeme gelen yaptırımlar dizini de bilahare bekletilmekte. Ve öte taraftan Pentagon, Türkiye’nin, Amerika’dan satın aldığı askeri silahların bu yaptırımların dışında tutulması için gerekli hazırlıklara başladıklarını da duyurdu.

Varsa yoksa silah satışı üzerinden dönen bir siyaset var zaten. Amerika’nın, Suriyeli Kürt gruplara taşıdığı tırlar dolusu silahlar da denklemin bir parçası. YPG terör örgütüdür değildir bir kenara, Amerikalıların bu gruba taşıdığı silahlar eli kulağında Suriye rejiminin eline geçmek üzere. Güvenlik kaygısı bizim için elbette daha kritik gözüküyor olurken, Ortadoğu’da zeminin kayganlığını ve olayların gelişim hızında baş döndürücü çarkları olasılık içinde hesapta tutmakta fayda var.

Bundan bir kaç hafta önce Amerika’nın YPG’ye verdiği silahların Esad’ın askerlerinin eline geçebileceğini düşünür müydünüz yoksa!

Bir başka deyişle Türk-Amerikan ilişkisini, evli bir çiftin ilişkisi olarak kabul etseniz… Trump’ın bu belli ki duyulması için basına servis ettiği mektuptan sonra bu ilişkiden pek ümitli olmadığını düşünebilirdiniz. Ama düşünmeyin. Bu kadar duygusal dengesizlik yaşayan çiftlerin ne yapacağı belli olmaz.

13 Kasım’da iptal edilmezse Trump-Erdoğan yüz yüze görüşmesi de var. Daha o vakte çok şey değişebilir — iyiye de kötüye de.

Özetle, bugün gün nasıl başlar nasıl biter bilemem ama tam seyirlik bir gün.

Dileyelim kendimize zararımız olmasın…

 

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

4 Yorumlar

  1. YILMAZ dedi ki:

    bugün dilerim amerikanın aptal oluşunu ve trump çaresizligini kaleme alırsınız sevmek zorunda degilsin ama saygı duymak zorundasınız

    • halimizadmin dedi ki:

      Yılmaz bey. Halimiz, her hafta perşembe günü sabah 7’de güncellenen haftalık bir online dergi. Sevgi, saygılarımla –

  2. Hürriyet Susuzlu dedi ki:

    Hayırlısı olsun İnşallah başarılı ve uzun soluklu bir uğraş olur yolunuz açık olsun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!