OTOKRATLARIN YILI? - Halimiz
OTOKRATLARIN YILI? 2
ÖZGÜRLÜK FORMÜLÜ
8 Mart 2018
OTOKRATLARIN YILI? 3
DÖRT İSİM, BİR KADIN: NURİYE ULVİYE MEVLAN CİVELEK
8 Mart 2018
OTOKRATLARIN YILI? 4

Bir dikilitaş, adeta göklere doğru yükselir gibi gözükür ve Washington’ın temeli olan bir anıttır…

İlk başkanımız için yerleştirilen bu dikilitaş, “kutsal bölge”de yer alır, burası hem Beyaz Saray hem de ABD’nin baş şehri tarafından görülebilen açık bir alandır.

Sanki George Washington’ın hayaleti oradan, bugün ülkeyi yönetenleri gözlüyor gibidir. Ölümünden yaklaşık iki yüz yıl geçmiş olmasına rağmen, Amerika’yı bebeklik döneminde yönetmiş olan o adamdan hâlâ öğreneceğimiz çok şey var.

Washington’ın sözleri, bugünlerde oldukça uzaklarda, Çin’de, internette sık sık gündeme geliyor. Çinli üniversite öğrencileri, kendi ülkelerindeki siyasi duruma ışık tutması açısından, Washington’ın veda konuşmasından alıntılar paylaşıyorlar.

Kongre’ye ve Amerikan halkına yaptığı son konuşmada Washington, dört sene sürdürdüğü iki dönemlik başkanlık hizmetinden sonra, kendi isteği ile görevi bıraktığını açıklamış, demokrasilerde seçilmiş liderlerin ömür boyu başta kalamayacaklarını söylemişti.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin Başkanı Xi Jinping, George Washington’dan oldukça farklı bir yöntem seçmiş görünüyor. Mevcut ABD başkanı da bu seçimden hiç gocunmuş gibi gözükmüyor.

Çin Komünist Partisi, başkanlık sürecine konan zaman sınırını kaldırıp Xi’nin süresiz bir şekilde başta kalmasını sağlayacak bir düzenleme teklif etti.

Mao Zedong’un kanlı kültür devrimi günlerine geri dönmemek için, 1980 yılında çağdaş Çin için başkanlık kuralları koyan Deng Xiaoping’in çabaları boşa gidecek gibi görünüyor.

2013 yılında başa geçen Xi, başkanlığının ilk beş senesinde kontrolünü arttırıp, pekiştirmek istediğini belli etmişti. İlk olarak siyasi rakiplerini tasfiye etti ve medyayı sindirdi. Yavaş yavaş o da Rusya’nın Vladimir Putin’i ve Türkiye’nin Recep Tayyip Erdoğan’ı gibi demokratik seçimle başa gelip koşulsuz biat isteyen ve muhalefeti yok eden otoriter liderlerden birisine dönüştü.

İşte bu tarz, George Washington’ın bizi uyardığı tarzdır. Benim esas endişem ise, Beyaz Saray’daki Başkan’ın bu durumdan en ufak rahatsızlık duymamasıdır.

Aslında Trump’ın otokratlara karşı belli bir sempatisi olduğu doğrudur. Xi’yi, Putin’i, Erdoğan’ı ve hatta Filipin’in Robert Duderte’sini defalarca övmüştür. Trump’a göre Duterte’nin uyuşturucu tacirleri olduğu düşünülen kişilere karşı takındığı “önce öldür, suçlu olup olmadığına sonra karar ver” tarzı takdire şayan.

Çin Komünist Partisi Xi’nin yönetim süresinin sınırlarını kaldırmaya karar verdiğinde, Trump’ın konu ile ilgili yorumları, destekçileri ile birlikte yediği bir öğle yemeğinden geldi.

Trump’ın konu ile ilgili yaptığı ve büyük ihtimalle bir telefona kaydedilmiş olan konuşmaları, CNN’de yayınlandı. Trump, “Xi harika bir adam ve artık ömür boyu başkan olacak” diyordu.

Beyaz Saray bu yorumun bir şakadan ibaret olduğunu söyledi ve sözcü Sarah Sanders, gazetecilere yönetim süresi kısıtlamalarının kaldırılmasının “Çinliler tarafından kendi ülkelerinin menfaatine alınmış bir karar” olduğunu söyledi.

Yani aslında, “dünyadaki liderlerin otoriter kararlarını sorgulamak bizim işimiz değil,” dedi.

Bu çok üzücü bir durum, çünkü George Sashington’ın ünlü veda konuşmasınk yaptığı günlerden beri, tüm dünya ülkeleri demokrasi konusunda Amerika’yı örnek alırlar.

Şimdi ise, basın özgürlüğünü yerden yere vuran, twitter hesabı üzerinden hiç durmadan siyasi rakiplerini şikayet eden ve ülkenin yasalarının uygulanmasından sorumlu kişilerin kendi emrine amade olmasını bekleyen bir başkanımız var.

Donald Trump, geçen sene Fransa’da katıldığı Bastille Günü Geçidinden çok etkilenmiş ve Washington’da onun benzeri bir askeri geçit töreni yapmayı planlıyor.

Lâkin, Trump’ın aklındaki tören daha çok Rusya ve Kuzey Kore’de rastlanan, ülkenin başındaki adamın egosunu okşamak için yapılan askeri güç gösterilerine benziyor.

Bastillle Günü geçit törenleri, askeri gücün değil milli birliğin sembolüdür ve yabancı ülkeler de çoğunlukla bu törene katılır. Kutlanan Fransa’nın askeri gücü değil, ulusların barış adına bir araya gelmeleridir.

Çeviri: Deniz Yurdakul 

mm

Paula Wolfson

Paula Wolfson is a veteran Washington correspondent who has covered three presidents and six presidential campaigns. She was the White House bureau chief for the Voice of America before switching to commercial radio, where she reported on science and health care policy, Recently she returned to her first love and is writing once again on American politics and foreign policy for halimiz.com

1 Comment

  1. ClaimCenter dedi ki:

    efsane adayı bir dizi teşekkürler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!