TERSİNE DÜNYA - Halimiz
TERSİNE DÜNYA 2
FEDAKARLIK VE BENCİLLİK
12 Mart 2020
TERSİNE DÜNYA 3
EMPATİ, HER DERDE DEVA
12 Mart 2020
TERSİNE DÜNYA 4

Bir sabah uyandım ki evde mis gibi çay, kızarmış ekmek ve omlet kokusu. Oğlumla kızım okula gitmeden önde kahvaltımı hazırlamış, eşim benden önce uyanıp duşunu almış hazırlanırken kahvaltıyı bugün evde mi yapacaksın diye soruyor. “Ben çocukları okula bırakıp sonra işte kahvaltı edeceğim, senin kahvaltını hazırladık” diyor. Yatağı toplayıp, kirlileri makinaya atıp çocuklarla birlikte çıkmadan önce yanağıma öpücük konduruyorlar.

Önce yüzümü yıkıyorum, bunun rüya olmadığından emin olmak için. Daha sonra kahvaltımı yapıp, duşumu alıp hazırlanıp işe gidiyorum. Yolda trafik garip bir şekilde akıcı. İkide bir şerit değiştirenler, yolun ortasında dörtleri yakıp ürün boşaltanlar, motosikletle makas atanlar yok. Her araba kendi şeridinde gidiyor, dikkatimi çekiyor yolda az sayıda trafik polisi var ve benim gözüme çarpanlar hep kadın. Trafikte de kadın şoför yoğunluğu dikkatimi çekiyor ama üzerinde durmuyorum. Bu sabah sağımdan geçen motosiklet yok.

İşyerine varıyorum. Kapıdaki güvenlikçi Erdal yerine 40larında bir kadın var. Günaydın diyor gülümseyerek, günaydın deyip içeri giriyorum. Odama gidene kadar herkes ya başıyla selam veriyor, ya günaydın diyor. İşte bile pozitif bir hava var. Hemen cep telefonumdan haberleri kontrol ediyorum, bu olumlu havanın somut bir kaynağı var mı diye. Ve manşetten okuyorum: Yurtta ve dünyada barış! Tüm dünyadaki kadın liderlerin fikir birliği ile her ülke silahlarını gelecek bin yıl kullanmamak üzere centilmenlik anlaşması yaptı.  Bu anlaşma kapsamında dünyada şu anki sınırların korunacağı, geçmiş yıllarda  sınırlar sebebiyle mutabakata varamamış devletlerin mağduriyetinin giderilmesi için toprak sınırında anlaşamayan devletlerin üzerinde anlaşamadıkları topraklarda özerk yönetimler kurulmasına karar verilmiştir.  Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı Sayın Aylin Yılmaz (Soner), Savunma Bakanlığının silah bütçesinin üçte birinin Milli Eğitim Bakanlığına, üçte birini Sağlık Bakanlığına ve kalanını da Sosyal hizmetlere ve Sivil Toplum Kuruluşlarına aktarılacağını duyurdu. 

Çalışmaya başlıyorum. Asistanım Ediz, yeni CEO’nun pazartesi departman toplantısını verimlilik açısından online yapacağını ve her konuşmacıya 5’er dakika süre ayrılacağını belirtiyor. Yeni CEO kim diyorum. Haberiniz yok mu Ayşe Hanım, dün kadın çalışanlar bir konser düzenleyerek cam tavanı kırdı. Artık hak etmediği halde sadece erkek olduğu için iş yapan tüm adamların yerine hakları yenmiş kadınlar geçti. CFO ve CTO da değişti.

Seviniyorum. Şaşırıyorum. Gerçek olamayacak kadar güzel haberler bunlar.

Gün boyunca yoğun tempoda çalışıyorum. Sanki iş yazışması adabı değişmiş gibi. Saldırgan, suçlayıcı veya tepeden bakan maillerin yerini nezaket dolu, çözümcü ve mütevazı mailler almış. Küstah ve kaba iletişim dili yerine samimi ve esprili  yeni bir dil gelmiş. İletişimi de mi kadınlara bıraktılar, yeni kurallar mı var diye merak ediyorum ve her zaman beni destekleyen asistanım, “İlahi Ayşe Hanım” diyor. “Yeni iletişim yönetmeliğini duymadınız mı? İç yazışma olarak geldi. İletişim ve Ulaştırma Bakanlığı, şiddet ve ayrımcılığın dilden başladığını bildiren bir manifesto yayınladı. Ayrıca hangi kelimelerin şiddet içerdiği, hangilerinin ayrımcılık içerdiğine dair bir yazı yayınladı. Yazışmalarda kullanılan lisan da şiddet muamelesi görecek ve bu dili kullananlar disiplin suçu işlemiş sayılacak ve sicillerine eklenecek. Üç kez aynı suçu işlemiş olmak iş kanununa göre 25/2 kapsamına girecek, haklı işten çıkartma sebebi sayılacak.”

Yok artık bu kadarı da fazla. Sevinçten çığlık atacağım nerdeyse. Bunların hepsi bir gecede olmuş ve haberim yok.

Gün bitiyor, eve geliyorum. Ayakkabıları kenara bırakıp, ellerimi yıkayıp üzerimi değiştiriyorum. Oğlum, hoş geldin diye boynuma atlıyor. Kızım, sana sürprizimiz var diyor. Nedir diyorum, babamla senin için nefis bir yemek hazırladık diyorlar. Hemen üstümü değiştirip mutfağa giriyorum. Eşim nefis bir yemek hazırlamış, üstelik mutfak pırıl pırıl, hiç de savaş alanına dönmemiş. Diyorum, sen de yorgun değil misin, dışardan söyleseydik, yok diyor, organik pazara uğradım iş çıkışı, hemen pişirdim. Afiyetle yiyoruz. Oğlanla kız sofrayı topluyor, bulaşıkları makineye koyuyorlar. Kapının oradan geçerken fark ediyorum ayakkabılarım yok. Eşim diyor ki ben altını silip dolaba kaldırdım. Odama gidiyorum, giysilerim kirliye konmuş. Sabah makineye koyulan çamaşırlar çıkartılıp asılmış.

Yemek sonrası kahve içmek için mutfağa gidiyorum, eşim diyor ki ben yaptım, al.

Sonra akşam oluyor, biraz kitap okuyup yatıyorum. Sabah erkenden uyanıyorum. Oğlan da uyanıyor, “annneee okul çantam nerdeee?” Kızım sesleniyor “annneee saç köpüğüm bitmiş!!!” Eşim homur homur yataktan kalkıyor, hiç günaydın demeden tuvalete gidiyor. Çocukların kahvaltısını hazırlıyorum, kahve yapıyorum. Eşime soruyorum, evde mi edeceksin kahvaltıyı, işte mi? Görmüyor musun halimi, evde nasıl edeyim sabahın köründe toplantı var! diyor. Hızla evden fırlıyor. Ben hazırlanıp önce çocukları okula bırakıyorum sonra arabada makyajımı yapıp işe doğru yola koyuluyorum.

İşe kadar trafik son derece düzenli. İşte de her şey bir önceki günkü gibi, şahane. Evde ise eski kötü düzen sürüyor. Hiç anlam veremiyorum. Akıllı asistanım Ediz diyor ki ayy şaka gibisiniz Ayşe Hanım, burada değişim direnişle, kanunla oldu, bunun için kadınlar çok savaştı, siz evde değişim için ne yaptınız?

Birden dank ediyor. Bunu düzeltmek için bir yol bulmalıyım veya bir yol açmalıyım diye mırıldanıyorum. Tersine dünya o kadar da uzak gözükmüyor…

 

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!