TEHLİKELİ BİR MANEVRA - Halimiz
TEHLİKELİ BİR MANEVRA 2
EYVAH OĞLUM BÜYÜYOR!
19 Temmuz 2018
TEHLİKELİ BİR MANEVRA 3
A DANGEROUS TURN
19 Temmuz 2018
TEHLİKELİ BİR MANEVRA 4

Başkan Trump’ın davranışı şaşırtıcı olmaktan… tuhaf olmaya… ve oradan da bildiğiniz tehlikeli olmaya vardı.

Amerikan istihbarat kurumları, Rusya’nın, 2016 Amerikan başkanlık seçimlerine müdahale ettiğine dair somut kanıtlar buldular. Ama Helsinki’deki zirvede Trump, Vladimir Putin’in inkarlarına inanmayı tercih etti.

Görüşmeleri sonrasında düzenlenen basın toplantısında Trump, Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın, Adalet Bakanlığı’nın ve hatta Amerikan Kongresi’ndeki baş müfettişlerin bulgularına şüphe düşürdü.

“Dediklerine göre Rusya’nın olduğunu düşünüyorlar; Başkan Putin yanımda, ve Rusya’nın dahli olmadığını söyledi,” dedi Trump.

Ve sonra kendi sözünü desteklemek istercesine, “İstihbaratta çalışanlara karşı güvenim sonsuz ama Başkan Putin de bugün son derece güçlü ve etkileyici şekilde (bu suçlamaları) inkar etti,” diye ekledi.

Bu, eski bir KGB ajanı olan, Kırım’ı ilhak eden ve muhaliflerinin cinayete kurban gitmesinde hiçbir sakınca görmeyen Rus liderin retoriksel olarak onanması idi. Ve bu gibi ifadeler bir Amerikan Başkanı’nın daha önce yabancı topraklarda hiç dile getirmediği türdendi.

Trump, Putin’i hiç suçlamadı. Aksine, seçimle ilgili süren farklı soruşturmaların “ülkemiz için bir felaket” olduğunu ilan etti. Özel Savcı Robert Mueller’ın çalışmalarının “cadı avı”ndan ibaret olduğunu söyledi. Ve Rus lidere karşı ne kadar sıcak ifadeler kullandıysa, Mueller ve ekibine karşı da bir o kadar küçümseyici nitelikte konuştu.

Tutarsızdı. Dengesizdi. Korkutucuydu.

Trump, Başkan Putin’le geçirdiği bir kaç saat içinde Amerika-Rusya ilişkilerini yeni, daha olumlu bir gidişata doğru yönlendirmeyi başardığına yemin etti. Yanında hafif sırıtarak duran Putin ise (yüz ifadesinde) duyduğu hazzı gizleyemedi.

Bütün bu olanlar, Amerikan Adalet Bakanlığı’nın 12 Rus istihbarat ajanını seçim kampanyası sürecinde bilgisayarları heklemekten ötürü resmen suçlamasından sadece üç gün sonra oldu. İsimler, adlandırılmıştı… operasyonlarının detayları artık yasal olarak kayda geçirilmişti. Ve zirve sonlanınırken, Amerika’da turist vizesi ile yaşayan Rus bir vatandaş gizli ajan olmakla suçlandı. Cumhuriyetçi Parti’ye ve Başkan Trump’a yakınlığı ile bilinen Ulusal Tüfek Birliği’ne girmeye çalışmakla suçlandı.

Trump’ın danışmanları bu gelişmelere karşı sert bir duruş takınması için kendisine tavsiyede bulundular. Ama Trump, onları yine kale almadı ve bildiğini okudu.

Kötü ters tepti.

Cumhuriyetçi Partiden eski Indiana Senatörlerinden Ulusal İstihbarat Örgütü Başkanı Dan Coats, kurumunun bulgularını hemen savundu. “2016 seçimlerine Rusya’nın dahlinin olduğuna ve demokrasimizi zayıflatma çabalarına dair saptamalarımızda son derece netiz,” dedi.

Bu açıklama istihbarat örgütünün eski başkanlarının yaptığı açıklamalara kıyasla kısmen daha sakin bir ifade ile dile getirilmişti.

Rusya’nın seçimleri manipüle etmeye çalıştığını ve dolayısı ile Trump’ı seçtirmeye çalıştığını ilk söyleyen CIA eski başkanlarından John Brennan Twitter’da şöyle yazdı:

“Donald Trump’ın Helsinki’deki basın toplantısındaki performansı “ağır suçlar ve kötü davranışlarda” ki eşiğe yükseliyor ve hatta geçiyor. Vatana ihanet gibi bir şey bu. Trump’ın değerlendirmeleri sadece embesilce yapılmış değil, Putin’in tamamen cebinde olduğunu gösterir bir görüntü verdi.”

Vatana ihanet. Bir düşünün bunu…

Kongre üyeleri de konuştular. Demokratlardan tahmin edebileceğiniz gibi yüksek tonda protesto vardı. Ama Kongre’nin ileri gelen Cumhuriyetçilerinden de – ki kimileri Başkan’ın Helsinki’deki açıklamalarının en nihayetinde ulusal güvenliğe bir bedeli olacağını da söylediler – bir karşı duruş vardı.

Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan, “Başkan, Rusya’nın müttefikimiz olmadığını anlamalı… Birleşik Devletler’in, Rusya’yı, demokrasimize yönelik saldırılarından ötürü sorumlu tutmaya odaklanmalıdır.”

Beyin kanserinin agresif bir formu ile mücadele eden ve Vietnam savaşı gazisi, Kongre’nin vicdanı diye bilinen Senatör John McCain, herkesten daha direktti. Cumhuriyetçi Parti’nin Arizona Senatörlerinden McCain yaptığı yazılı açıklamada şöyle dedi:

“Helsinki’de bugün yapılan basın toplantısı hafızalarımızda bildiğimiz kadarıyla bir Amerikan Başkanı’nın gerçekleştirdiği en yüz karası performansı idi. Başkan Trump’ın, diktatörlere karşı beslediği bu saflığı, egosu, yanlış denkliği ve sempatisinin vereceği zararı hesaplamak zor. Ama Helsinki’deki zirvenin talihsiz bir hata olduğu kesin.”

Ve sonra Kongre üyesi Will Hurd de tartışmaya dahil oldu. Bu ülke dışında adı pek duyulmamış olan bu Cumhuriyetçi Parti’nin Teksas’dan seçilmiş Kongre üyesi, kendi gibi diğer yasa yapıcılar arasında bilindik bir isim çünkü daha önceleri CIA’de gizli görevlerde çalışmış ve gözlemleri haliyle dikkate değer.

Hurd attığı tweette şöyle yazdı: ”Profesyonel hayatım boyunca Rus istihbarat örgütünün bir çok insanı manipüle ettiğine şahitlik ettim ve hiç bir zaman eski bir KGB ajanının, bir Amerikan Başkanı’nı parmağında bu şekilde oynatacağını tahmin dahi edemezdim.”

Trump’ın, Avrupa seyahati sonrası sergilediği bu performansının beklendik olduğu söylenebilir. Kimi zamanlarda dengesiz, kibirli ve diplomasiden uzaktı. Her şey ondan ibaretti.

NATO müttefiklerini ortak savunmaları için yeterli maddi katkıda bulunmadıkları için azarladı, zirve için acil toplantı yapılmasına yol açtı ve artan harcamalar karşısında mevcut plana bağlı kalacaklarını söylemeleri sonrasında da bunu zafer ilan etti. Toplantının havası ve gerilmiş sinirler dışında müttefikler arasında hiç bir şey değişmedi.

İngiltere’ye gelince, Başbakan Teresa May’in muhaliflerini övdü; May’in, Avrupa Birliği’nden ayrılık için sürdürdüğü müzakere sürecini idare edişini kötü şekilde eleştirdi ve hatta Kraliçe’nin önünde yürüyerek protokol kurallarını da alt üst etti.

Dünya ters yüz olmuş gibi gözüktü. Müttefikler, düşman gibi görüldü… düşmanlar, dostmuşcasına övüldü.

Ve Amerika’ya geri döndüğünde her şey daha da çılgın bir hal aldı.

Büyük baskı sonucu Trump, Helsinki’de kendini doğru ifade edemediğini söyledi. Rusya’nın, 2016 seçimlerini manipüle ettiğine dair istihbarat kurumlarının bulgularını kabul ettiğini söyledi ve aslında söylemek istediğinin Rusya’nın böyle bir dahlinin olabileceği idi.

Elbette. Helsinki’deki basın toplantısının video görüntülerini bir izleyin… ve açıklamalarını dikkatle dinleyin. Eğer Trump’ın söylediklerini dikkatle takip ederseniz, Beyaz Saray’da 24 saat sonra attığı geri adım saçma ve zorlanmış duruyor.

Oyun… set… maç. Trump, Amerika’ya kendini önce ‘kazanan’ olarak tanıttı. Ama bu sefer Putin yendi.

 

 

mm

Paula Wolfson

Paula Wolfson is a veteran Washington correspondent who has covered three presidents and six presidential campaigns. She was the White House bureau chief for the Voice of America before switching to commercial radio, where she reported on science and health care policy, Recently she returned to her first love and is writing once again on American politics and foreign policy for halimiz.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!