Tahir Elçi Öldüreli Bir Yıl Oldu ... - Halimiz
Tahir Elçi Öldüreli Bir Yıl Oldu ... 2
Hastanelerde Sürdürülebilirlik Kriterlerinde Israrcı Olunmalı
1 Aralık 2016
Tahir Elçi Öldüreli Bir Yıl Oldu ... 3
Yay Tadında Az Esnek Az Gergin Bir Yeni Ay Haftasındayız …
1 Aralık 2016
Tahir Elçi Öldüreli Bir Yıl Oldu ... 4

Diyarbakır’ın Sur içindeki Yenikapı Sokağı 28 Kasım’da kalabalık bir grubu konuk etti. Tam bir yıl önce aynı gün aynı saatlerde yaşanan olay, bugünkü toplanmanın da nedeni. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi bir yıl önce, Sur’daki çatışmalarda zarar gören 500 yıllık Dört Ayaklı Minarenin altında açıklama yaparken öldürülmüştü.

Başkalarını bilmem ama elimde olsa – Tahir Elçi’nin öldürüldüğü – o lanet günü takvimden çıkarırdım. 28 Kasım sabahı Facebook bir ileti paylaşmış, ‘1 yıl önce bunu paylaştınız’ diye … O lanet günü hatırlatıyor … Bir not ve altında Tahir Elçi’nin fotoğrafı … Unutmaya çalışsam da bütün detayları aklımda o günün.

Evde otururken birden sosyal medyada Dört Ayaklı Minarenin yanında çatışma çıktığı haberleri dolaşıma girmişdi. Çatışma sırasında Tahir Elçi ve baro yönetiminin orada açıklama yaptığı yazıyordu. Aslında o açıklamayı izlemeye ben de gidecektim. Açıklamanın saatini 12.30 diye not almışım ama 10.30’daymış. Haberci refleksi bu ya, orada olmadığıma hayıflandım. Birkaç kişiyle telefonla konuştum. O sırada twitter’da tanımadığım biri ‘Tahir Elçi öldürülmüş. Doğru mu?’ diye sordu bana … Ben de araştırmadan, düşünmeden ‘yok öyle bir şey’ diye istem dışı bir yanıt yazdım. Ama içime bir kurt düştü.

Olay yerinde olan bir arkadaşı aradım. ‘Abi yerde biri yatıyor ama O mu değil mi bilmiyorum?’… Acı gerçek kısa süre sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Anlı’nın tweetiyle ortaya çıktı … Elçi öldürülmüştü … Tweeti okur okumaz olduğum yere yığıldım … Son hatırladığım Ankara’dan bir arkadaşımın aradığı ve konuşamadığımdı. 15 yıldan fazladır tanıdığım biriydi …

Adliye koridorlarında az mı birlikte mesai yaptık? Gece yarılarına kadar az mı dava takip ettik? Mağdur avukatı olduğu davaların sanıklarının bile saygılarını açıkça gösterdiği bir insandı Elçi … Adettendir, ölenin arkasından iyi şeyler söylenir ya, ‘şöyle iyi insandı, böyle iyi insandı,’ ama benimki gelenekten değil, gerçek hislerim.

15 yıldan fazladır tanıyordum … Bu süre zarfında bir gün olsun birine kızdığını, kırdığını görmedim …İlkeli, dürüst bir insandı. Ankara’dan gazeteciler arayıp haber ister, Diyarbakır’daki habercilere ayıp olur diye vermezdi. (Yanlış anlaşılmasın, demeç verirdi)

Ölümünden kısa süre önce gazeteciler cemiyetinde karşılaşmıştık. Bahçede canlı yayına katılacaktı. Yayın sonrası oturmaya davet ettim ama kibarca red etti. Nedeni neydi biliyor musunuz? ‘Kusura bakma, evde kimse yok. Köpeğim sabahtan beri bir şey yemedi. Gidip yemek vereyim’… Köpeğini dahi unutmayacak kadar ince ruhluydu. Neyse bunlar artık anılarda kaldı.

Gelelim gerçek hayata … Cinayet adeta canlı yayında işlendi. Patlayan silahlar, ateş eden polisler, kaçan insanlar ve yerde Tahir Elçi … Olay onlarca kamera tarafından kaydedildi. Hem güvenlik kameraları hem de olay yerindeki habercilerin kameraları kayıttaydı. Olayla ilgili soruşturma hemen başlatıldı. Ancak olay yeri incelemesi, bölgenin yakınlarında bulunan hendeklerin arkasından açılan ateş nedeniyle iki kez yarım kaldı. Herkesin umudu Elçi’nin ölümüne neden olan merminin bulunmasıydı. Ancak olay yeri inceleme ekibine ateş açılması nedeniyle çalışma bir türlü yapılamadı. Soruşturmayı yürüten savcılar görüntüleri incelemeye başladı … Silahların ses analizi yapıldı … Değişik açılardan çekilen görüntüler kare kare incelendi …

Kameralarda ateş eden polisler görünüyordu. Önce onlar suçlandı ancak bir ipucu bulunamadı. Bölgede başlatılan operasyonlar tamamlandıktan sonra olay yeri incelemesi, cinayetten 4 ay sonra yapılabildi. Lazer işaretleyiciler, cansız mankenler ve daha birçok materyal kullanıldı. Ancak sonuç sıfır …

Olay yeri inceleme ve keşif raporunda, eldeki bilgilerle Elçi’yi öldüren kurşunun nasıl atıldığının tıbben ve fiziken bilinemeyeceği vurgulandı. Yani fail bulunamayacaktı. Umutlar gittikçe tükenirken, önceki gün yeni bir görüntü daha ortaya çıktı. Bir lokantanın güvenlik kamerasından çekilmiş. Çok bir şey belli olmuyor ama yine de soruşturmaya hareketlilik kazandırdı. Tabi bunu yorumlamak bizim işimiz değil. Belki de bizim göremediğimiz bir ipucu vardır görüntülerde. Belki de hiç ummadığımız bir kare, cinayeti çözecektir. Belki …

Olayın soruşturması sürerken, devlet ve PKK bir birini suçladı. Devlet, polis tarafından kovalanan PKK militanının Elçi’yi öldürdüğünü savunuyor. Hatta hendek ve barikat operasyonu sırasında yakalanan bir kişide, Elçi’yi öldüren PKK’lıya ait görüntülerin bulunduğu iddia edildi. E.Ö. isimli kişi, ‘Rodi’ kod adlı PKK’lının yanından hiç ayırmadığı kamerası olduğunu, kamerada Elçi’nin vurulma anına ilişkin görüntülerin bulunduğunu ifade etti.

E.Ö olaylar sırasında sokağa kaçan PKK’lılardan Mahsum Gürkan’ın Elçi’yi vurduğunu iddia ederek, “Kamerada Tahir Elçi’nin vurulma anına ait görüntüler vardı. Görüntüler bulunduğum ortamda Rodi ve Zagros adlı örgüt mensupları tarafından izletildi. İzlediğim görüntülerden çok net bir şekilde Mahsum Gürkan’ın tek bir atışla Tahir Elçi’yi vurduğunu bizzat gördüm. Görüntülerde Mahsum Gürkan’ın, ‘Ben vurdum, ben vurdum’ dediğini gördüm. Tahir Elçi olayında Mahsum Gürkan’ın yara almadığını, ‘Hakkı’ kod adlı örgüt mensubunun sırtından ağır yaralandığını biliyorum,” diye konuştu.

Adı geçen Masum Gürkan’ın ise Sur’daki çatışmalarda öldürüldüğü açıklandı. PKK cenahı ise Elçi’nin devletin bilgisi dâhilinde öldürüldüğü iddiasını sık sık gündeme getiriyor. Cinayetin üzerinden bir yıl geçti ve hala olayı aydınlatacak bir ipucu bulunamadı.

Bana göre cinayetten geriye cevaplanmamış şu sorular kaldı:

1- Polisin 28 dakika takip ettiği ve olay yerinde çatışma çıkaran iki PKK’lı, neden daha önce yakalanmadı?

2-PKK’lılar olayın meydana geldiği Yenikapı Sokağa ulaşana kadar 5 ya da 6 sokaktan hendeklere ulaşabilirlerdi. Neden bu sokak seçildi?

3-Görüntülerde, PKK’lılardan Masum Gürkan silahının namlusundan tutarak kaçıyor. Çatışma ortasında neden bu hareketi yapıyor?

4-PKK’lılar olay yerinde yapılmak istenen incelemeyi neden iki kez ateş açarak engelledi? (Ateş açtıklarını örgüte yakın internet sitesinden yaptıkları açıklamayla kabul ettiler)

5-Avukatların dosyaya erişimi niye engelleniyor?

6-TBMM’de verilen araştırma önergeleri neden red ediliyor?

Aradan geçen bir yıla rağmen fail ya da faillerle ilgili tek bir ipucu bulunamadı. Belki bir süre sonra unutulacak bu cinayet, belki dosya tozlu raflara kaldırılacak. Ama bu yarayı ömür boyu kalbinde taşıyacak kişi, eşi Türkan Elçi olacak. Hani şöyle demişti ya sosyal medyada, “Artık sofrada bir tabak eksik olacak … Beni sürekli arayan telefon numarası olmayacak!’

mm

Mahmut Bozarslan

Mahmut Bozarslan gazeteciliğe 1996 yılında Diyarbakır’da başladı. Sabah Gazetesi, NTV ve El Cezire Türk’de muhabirlik yaptı. Bu sırada, Fransız Haber Ajansı AFP’ye de serbest muhabir olarak katkıda bulundu. Bozarslan, Kürt sorununun çeşitli yönleri, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, kadın sorunu, mülteciler, yerel ekonomi gibi konularda da haberler yaptı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!