SURİYE'DE SAVAŞIN SONUNA GELİRKEN... - Halimiz
ZITLIKLARIN DENGESİ
13 Aralık 2018
TÜM YÖNLERİYLE “SARI YELEKLİLER”
13 Aralık 2018

Yaklaşık sekiz yıldır süren Suriye’deki savaşın sonu gözükmeye başladı. Suriye rejimi, ülke topraklarının yüzde 80’ininden daha fazlasını kontrol altına almış durumda. Geri kalan kısım ise hayli çetrefilli bir dizi başka sorunu da beraberinde toplarken, Amerika ve Rusya gibi dünya siyasetine yön veren büyük güçlerin bu topraklarda bundan sonrası için nasıl bir denge tutturabilecekleri hala netlik kazanmış durumda değil. Ancak şu var, Rusya da dahil kimse İran’ın, Suriye’de, Irak’ta olduğu gibi etkin bir nüfuza sahip olmasını istemiyor. Türkiye ise adeta bir kapan içinde önünde bulduğu seçeneklerin hiçbirinden memnun değil.

Ankara, Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de İran’ın nüfuzunu arttırmasını elbette istemeyecektir ama Suriye’deki Kürtlerin de Irak’taki gibi genişletilmiş bir özerk yerel yönetime sahip olmasına da razı değil. Dış politikanın da öncelikler üzerinden yönetildiğini göz önüne alırsak, Türkiye’nin, bir taşta iki kuş vurma niyetinin sahanın gerçeklerinden ne kadar uzak olduğunu teslim edebiliriz.

Amerika’nın, Suriye ve Türkiye sınırında inşa etmeye başladığı gözlem noktalarını yalnız bu ülkedeki Kürtleri kollamakla sınırlı okursak eksik olur; dahası burada kalıcı olma arzularının da bir göstergesi bu gelişme. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat’ın doğusunda bir kaç güne askeri operasyona başlayacaklarını açıklarken, Amerikan tarafı da hızla bu açıklamaya tepki gösterdi çünkü Türk ve Amerikan askerlerinin olası olarak karşı karşıya gelme riskini taşıyor bu karar. Tarafların her türlü gerilime rağmen bundan kaçınacaklarını öngörmek şu an için isabetli olacaktır.

İran’a karşı gerilimin olası olarak daha hızlı tırmanacağını ise öngörebiliriz. Ve tam da bu noktada, Amerika ve İsrail’in, Suudi Arabistan Velihat Prensi Muhhammed Bin Selman’a hala destek çıktıkları dikkat çekiyor. Sadece ülkemizdeki konsolosluklarında öldürttüğü Cemal Kaşıkçı olayından ötürü değil, Lübnan Başbakanı Hariri’ye zoraki istifa ettirmesi; ülkesindeki güçlü ve etkin kraliyet ailesi mensubu, iş adamı, bürokrat ne varsa toplatıp, lüks bir otelde hapis hayatı yaşatması, şantaj yapması ve kendini ispat için kalkıştığı Yemen savaşında ortaya çıkan ağır bilançoya rağmen hala Selman diyor bu büyük güçler.

Böylesi patolojik bir karaktere sahip çıkmalarının da ne gibi bir gerekçesi olabilir diye düşünmek gerekli. Bir olasılık, Selman’ın, İran’a karşı da saplantılı şekilde düşmanca bir yaklaşımının olduğunun bilinmesi olabilir. Kim bilir belki de Selman’ın veya suç ortağı Birleşik Arap Emirliklerinin, İran’a karşı hiç akla sığmayacak bir deli hamle yapması ile ortalık karışacak ve buradan kendine iş çıkartacak büyük güçler de – bölgedeki negatif algılanmalarından muaf – fırsat bu fırsattır deyip İran’a askeri şekilde kalkışabilecekler. Washington ve Kudüs’te, İran’a karşı öyle ısrarlı bir odaklanma olunca böyle spekülatif ya da komplo vari düşünceler insanın aklına geliyor ama elbette neyin nasıl gelişeceğini zaman gösterecek.

Ancak şu var ki Suriye’deki savaşın sonu yaklaştıkça, savaş sonrasının nasıl şekilleneceğina dair de yeni bir bıçak sırtının oluştuğunu teslim etmek gerekli ve Ankara’nın hiç de iç kamuoyuna yansıttığı gibi bu gelişmelere yön verecek şekilde sahada güçlü bir varlığı yok; bunu da memlekette gerçek anlamda oturup değerlendirebilecek ne bir kamuoyu ne de bir siyasi oluşum mevcut değil.

 

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

2 Yorumlar

  1. kemal gülseren dedi ki:

    günaydın tülin hnm,

    ufuk açıcı makalelerinizi zevkle okuyorum.
    teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!