SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK - Halimiz
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK 2
HEDEFLERİNİZ OLSUN
20 Şubat 2020
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK 3
ANKARA’DA MÜZELERİMİZ VAR…
20 Şubat 2020
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK 4

Sürdürülebilirlik kavramı uzun süredir iş dünyasının diline pelesenk olmuş durumda. Faaliyet raporlarında sürdürülebilirlik bölümü olmayan şirketlere itibar edilmiyor.

Sivil toplum kuruluşları bas bas sürdürülebilirlik konusunda farkındalık çalışmaları yapıyor, kampanyalar düzenliyor.

Peki nedir sürdürülebilirlik?

Basitçe anlatmak gerekirse, İnsan’ın kaynakların sınırsız olmadığını ve hızla tükenmekte olduğunu fark etmesiyle, gereksiz kaynak kullanımını “azaltmak, yeniden kullanmak, geri dönüştürmek” şeklinde özetlenebilecek bakış açısıdır. Bu global slogan hem uygulaması çok kolay hem de etkilidir.

Michigan Üniversitesi şehir planlama bölümü doçenti, Scott Campbell sürdürülebilirliği, bir sistemin kendini devam ettirmek için uzun vadeli yeniden üretimi olarak tanımlıyor.

Sürdürülebilirlik kelime anlamı olarak; üretkenlik ve çeşitliliğin devamlılığı sağlanırken, daimi olabilme yeteneğini korumak olarak tanımlanır. Kamuoyu küresel anlamda sürdürülebilirlik kavramıyla, Birleşmiş Milletler bünyesinde çalışan Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun 1987 yılında yayımlamış olduğu “Ortak Geleceğimiz” adlı rapor ile tanışmıştır. Rapor sürdürülebilirlik kavramını: “İnsanlık; doğanın gelecek kuşakların gereksinimlerine cevap verme yeteneğini tehlikeye atmadan, günlük ihtiyaçları temin ederek, kalkınmayı sürdürülebilir kılma yeteneğine sahiptir” şeklinde tanımlamıştır.

Bu sene İstanbul Sanat Bienalinin konusu “7. Kıta” idi. İsmini aldığı, 7. Kıta, insanların çöplerinden oluşan, özellikle de doğada çözülmesi daha zor olduğu için, 60 yıldır biriken plastik atıkların oluşturduğu çöp adaları aslında. Artık bu atıklar adadan çok kıta olarak adlandırılabilecek boyutlarda, zira Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki devasa atık yığını kabaca, 3,4 milyon kilometrekare genişliğinde, yani Türkiye’nin 5 katı boyutta.

Aslında bu sorunun göze görünen kısmı. Buzdağının altında, okyanuslara dağılmış mikro parçacıklar var ve bunlar deniz canlıları tarafından besin olarak algılanarak tüketiliyor ve bu sebeple deniz canlıları ölüyor. Deniz canlılarından bana ne diyorsanız, biz insanlara direkt etkisi ekosistemin bozulması ve gıda olarak deniz mahsulleri tükettiğimizde biz de doğal olarak plastik yemiş oluyoruz.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı, 2018 yılı plastik üretimi ve kullanımına ilişkin raporuna göre Dünya plastik kullanımının yüzde 50’si plastik ambalajdan oluşuyor ve bunların da çoğunluğu tek kullanımlık üretiliyor ve üretildiği yıl ‘çöp’ olarak dünya ekosistemine dahil oluyor. Dünyada her yıl 1 ila 5 trilyon plastik poşet tüketiliyor. 2050 itibarıyla çöplerde ve ekosistem alanlarında yaklaşık 12 milyar ton pet şişe olacak ve 2050 itibarıyla deniz kuşlarının yüzde 99’u kullanılmış plastik yutmuş olacak. Dünya’da bugüne kadar 8,3 milyon ton plastik üretildi (yarısı son 10 yılda), bugüne kadar üretilen plastiğin bugün sadece yüzde 30’u kullanımda, ancak atılan plastiğin sadece yüzde 9’u geri dönüşüme sokuldu, yüzde 12’si yakıldı, ama yüzde 79’u çöp olarak bugün karada veya nehirler, sular yoluyla denizlere ve okyanusa karışıyor.

Greta Thunberg’in de katıldığı, Almanya’da başlayan “Fridays for future” isimli bir hareket var. Hareketin katılımcıları olan gençlerin yaş ortalamaları 25,8, yüzde 43,6’sı orta tabakanın üst kesimlerine mensup, yüzde 53,3’ü kendilerini siyasi yelpazenin solunda görüyorlar.

Katılımcıların hemen hemen yüzde 20’si, siyasi kararların iklim değişikliğini frenleyebileceğinden emin; yüzde 40’lık diğer bir kesimse bunu ihtimal dahilinde görüyor. İşin ilginç yanı buna rağmen eylemcilerin beşte birinden daha azının taleplerini doğrudan doğruya bir politikacıya başvurmuş olmaları. Çoğunluk, iklimi korumak için kendi yaşam biçimini değiştirmeye çalışıyor. Örneğin tüketimden feragat etme (70,5 %), beslenmede değişiklik (68 %), enerji tasarrufu (61 %) ve uçak seyahatlerinden feragat (39,5 %) gibi yollarla…

Bireysel olarak neler yapabileceğimiz konusunda bir liste paylaşacağım ama esas önemli olan iklim politikalarını etkileyecek şekilde organize olmak ve sivil toplum örgütleriyle birlikte hareket edebilmek. Biz tüketim alışkanlıklarımızı ve yaşam biçimimiz değiştirebiliriz ve bunun bir etkisi olur ama gerçek ve büyük bir etki görmek için yasa koyucuların çevreye zararlı maddelerin üretimine kısıtlamalar getirmesi gerekmekte. Hepimizin hesap vermesi gereken çocuklar var. Çevre politikalarının değiştirilmesine çocuklarımızın ve onların çocuklarının geleceği için ihtiyacımız var.

Bireysel olarak ne yapabiliriz demeden elimizden ne geliyorsa yapmak mecburiyetindeyiz. Buna ek olarak güç odaklarına sivil baskı uygulayarak, çevreye ve ekosisteme saygılı yasalar çıkarılmasını sağlayabiliriz.

Evde ve işyerinde sürdürülebilirlik adına yapabileceğiniz ufak tefek değişikliklerden bazıları:

  • enerji tasarruflu ampul kullanmak,
  • kağıt kullanımını asgariye indirmek,
  • geri dönüştürülebilen her atığı dönüştürmek (plastik, kağıt, metal, pil, cam, giysi, ayakkabı, çanta, elektronik vb.)
  • plastik gibi doğada kaybolması çok uzun yıllar alan ürünleri mecbur kalmadıkça kullanmamak,
  • ihtiyacımız kadar satın almak,
  • alışveriş yaparken yanımızda alışveriş çantaları almak, plastik veya kağıt poşet kullanmamak,
  • su tüketimini azaltan musluk başlıklarından kullanmak,
  • kullanmadığımız elektriği kapatmak, enerji tasarrufu yapmak,
  • mümkün olduğunca az araba kullanmak, toplu taşıma veya yürüme, bisiklet, elektrikli araçlar gibi çevre dostu yöntemlerle ulaşımı sağlamak
  • karbon ayak izini azaltmak için meyve ve sebzeleri mevsiminde tüketmek,
  • yerel üreticilerin ürettiği ürünleri tüketmek,
  • gıda kooperatiflerinden alışveriş yapmak,
  • temiz enerji tüketmek, mümkünse kendi enerjinizi üretmek,
  • doğal malzemelerden yapılmış tekstil, mobilya ve mutfak ürünlerini kullanmak,
  • Yeşil ve adil ticaret yapan firmalardan alışveriş etmek.
  • Çevre ve sürdürülebilirlik konusunda okumak, bilgilenmek ve bildiklerimizi başkalarına aktarmak
  • Artık işinize yaramayan eşyaları atmayıp, dönüştürmek veya takas etmek.

Bu kadar kolay bir kaç adımla bile değişime büyük katkıda bulunabilirsiniz. Sürdürülebilir bir gelecek için işe kendinizden başlayın.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!