SÜKUNET - Halimiz
ONDANCI
21 Mart 2019
YARALI BİLİNÇ
21 Mart 2019

Yerel seçim maratonu başlamadan önce muhalefet kanadının izleyeceği yol tam olarak bilinmiyordu. Büyükşehirlerde, alışılageldiği gibi, “medyatikler” mi yoksa belediyeceliğiyle ön plana çıkan isimler mi aday gösterilecekti?

Nitekim ikinci yol izlendi. Ki bu, bana kalırsa, muhalefetin (özellikle CHP’nin) uzun zamandır yaptığı en doğru hareketti. “Derman Belediyeciliği” sloganıyla izlenen strateji doğrultusunda Türkiye’nin en büyük metropolüne de Ekrem İmamoğlu aday gösterildi. Hiç kuşku yok ki, İmamoğlu’nu CHP’yi sıkı bir şekilde takip eden ve Beylikdüzülüler dışında tanıyan pek fazla insan yoktu.

Trabzonluydu İmamoğlu. Teşkilattan geliyordu. 1991’den bu yana yaşadığı Beylikdüzü’nde önce 2009’da CHP İlçe Başkanı oldu. 2014 yılında yapılan yerel seçimlerde de dikkate değer bir başarıya ulaşıp AKP’li adayı geçerek Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildi. 5 yıllık dönemde ilçedeki belediyeciliği çoğu kişi tarafından takdirle karşılanıyordu.

Aday gösterilmesinden itibaren mitingler yaptı ama bundan önemlisi İstanbul’u karış karış gezdi, esnaflarla konuştu, vatandaşla dertleşti; bir nevi sokağın nabzını tuttu. Kimi zaman vatandaşın sevgisiyle karşılaştı, kimi zaman da sert eleştirilere maruz kaldı. Ancak kendisine gelen tepki ne olursa olsun reaksiyonu her zaman sükunet içinde oldu.

Örneğin, kendisine “HDP ile ittifak yapıyorsunuz” diyen bir vatandaşa, sakince andımızın Meclis’te kaldırılmasının kimler tarafından yapıldığını hatırlattı. Hatta “Sana kafa atmak istiyorum” diye tehdit eden vatandaşla karşı karşıya kaldığı zamanlar bile olsa da sükunetinden taviz vermedi.

İmamoğlu’nun bu sakin tavrını sadece sokaklarda değil televizyon kanalları da gösterdi. CNN Türk’te katıldığı bir programda, kendisine haber akışlarında ayrılan süreden sitem eden İmamoğlu’na programın sunucusu şiddetle karşı çıktı. Nitekim, ilerleyen dakikalarda programın aniden apar topar yarıda kesilip Erdoğan’ın “İyilik Ödülleri” programındaki konuşmasına canlı bağlanılması İmamoğlu’nun haklı olduğunu trajik bir şekilde ortaya sermiş oldu.

En son ve belki de en dikkat çekici gelişme de geçtiğimiz günlerde oldu. Ülke TV’de Turgay Güler’in programına katılan İmamoğlu, program boyunca kışkırtıcı bir şekilde HDP ile ittifakı olduğunu iddia eden moderatöre karşı gayet sakin yanıtlar verdi. Yayın boyunca konuşmasına izin verilmemesine ve provokasyona maruz kalmasına rağmen programın sonunda  “Eğer birine yaranacaksan, devam et. Bitirme cümlelerini sükunet ile dinleyeceğim” ifadesini kullandı.

Her ne kadar kendi seçmeni tarafından da eleştirildiği bazı olaylar yaşansa da (Eyüpsultan’da hocanın yerine Kur’an okuması ve Cumhurbaşkanı’nı eski İstanbul Belediye Başkanlarıyla görüşme projesi kapsamında ziyaret etmesi gibi) İmamoğlu’nun kavgadan uzak sakinlikten yana tavrı, öfkeyi değil İstanbul’un sorunlarını çözme konusundaki isteğini ön plana çıkarması toplum nezdinde oldukça olumlu karşılandı ve karşılanmaya devam ediyor.

Üzücü bir şekilde polarize olmuş, bir başka deyişle karpuz gibi ortadan ikiye ayrılmış toplumumuzda nefret söylemlerinden uzak durarak kucaklayıcı dil kullanmayı önemseyen, her türlü eleştiriye açık olan ve sakinliğini asla yitirmeyen siyasetçilere hiç olmadığı kadar ihtiyacımız olduğu apaçık bir gerçek.

Belki de Mevlana’nın o muhteşem sözüyle yazıyı sonlandırmak en doğrusu:

Kelimelerini yükselt, sesini değil;

Yağmurdur çiçekleri büyüten, gök gürültüsü değil.

mm

Sinan Reis

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi ve Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler - İşletme mezunu. Hayalindeki mesleği yapan bir headhunter. Galatasaray aşığı, Mustafa Kemal Atatürk sevdalısı. Olaylara Fransız kalmamak için okuyor, yazıyor. Ülkesine "çıkmadık candan umut kesilmez" sözüyle bakanlardan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!