şu memleket sevgisini tane tane bir anlamaya çalışalım ... - Halimiz
şu memleket sevgisini tane tane bir anlamaya çalışalım ... 2
Çocukluğumun Cumhuriyet Bayramı
3 Kasım 2016
şu memleket sevgisini tane tane bir anlamaya çalışalım ... 3
İktidar gücü üzerine
3 Kasım 2016
şu memleket sevgisini tane tane bir anlamaya çalışalım ... 4

insanın, memleketine sevdası da bir hayalle başlıyor. sanıyorsunuz ki yaşadığınız mahalle, kapı komşularınız, gittiğiniz okul, birlikte büyüdüğünüz arkadaşlarınız vesaire doğmuş olduğunuz ülkenin tamamını simgeliyor. küçük bir pencereden bakıp, ülkenin geri kalan bilmediğiniz bütününe dair bir kanaat oluşturuyorsunuz. bu algınız da sizin, siz gibi bu topraklarda doğmuşlarla aranızdaki ilk bağınızı oluşturuyor.

halbuki hepimizin aynı kültürü paylaşması gerekmiyor ama ortak paydalarda buluştuğumuzda birlikte neşe duyabiliyorsak; üç aşağı beş yukarı geleneklerimiz örtüşüyor ise milli marşımızı okuduğumuzda kalbimiz birlikte atıyorsa; devletin simgesi olan büyüklerimizi birlikte saygı ve hürmetle anabiliyorsak; güzel bir günü ve daha da güzeli yarınları ortaklaşa hayal edebiliyorsak, birbirimize tamamen yabancı insanlar da olsak, vatanımıza olan sevgimizde birleşiyoruz demektir.

vatandaşlığın gereği olarak böylesi bir hayalde birleşiyoruz çünkü buna ihtiyacımız da var. yoksa, günlerini bir bir ve de bir hızla tükettiğimiz ömrümüz, bir yalnızlık içinde ebediyete kavuşur. arada da karşımıza çıkan her yabancıdan korkar, tırsar, nereden ne kötülük gelecek iğreltisi ile hop oturur hop kalkarız.

bir toplumun parçası olmak ise aynı bir ailenin üyesi olmak, bir sıcak yuvanın çatısı altında huzur bulmak gibi sağlam bir aidiyet hissi verir. bu aidiyet hissi öyle bir iletişim türüdür ki her şeyi kelimelere dökmeden, sessizliğinizde de anlaşırsınız. yerinizi, yönünüzü bilirsiniz. kaybolmuşluk hissini ötelersiniz. hem de sadece aynı zaman diliminde hayatı paylaştıklarınızla değil. geride bıraktıklarınız ve gelecekte daha doğmamış olanlarla bile bu güçlü bağa sahip olursunuz. zihninizde yarattığınız hayalle … aidiyet hissi ile!

bu memleket sevdası, öyle susuzluk gibi doğal bir his de değildir. sonradan keşfettiğimiz bir duygudur bu. insanoğlu bu hisle, 18inci yüzyılda çıkan milliyetçilik akımı ile tanışmış. haliyle, hayallerimizle yarattığımızı bir vakit sonra unutabiliriz de, kaybedebiliriz de. en nihayetinde devletler, milletler, insanoğlunun oldurduğudur … doğar da, ölür de! osmanlı gibi …

tarih, hiç devrilmez denilen kaç çınarın kuruyup, son bulduğuna şahit oldu. her şey, herkes için mümkün dercesine. bir dönem, dini yorumlayanların ettiklerinden toplum geri kaldı diye sarkaç öte tarafa sallandı; sonra o sarkaç, tekrar aksi istikamete bir hız koştu derken gördük ki bu sarkaç bir türlü oraya-buraya savrulmaktan kurtulup, orta yolu bulup, dengeye gelemiyor. aynı ailenin evlatları, ha babam de babam itişip, ezip, yıkıp, öldürüp, geçiyorlar … acımasızca, vicdandan muaf!

hep bir restleşme, hep bir had bildirme, hep bir bi-şey derken sonra bir bakıyoruz akşam sofrasının etrafında giderek azalan bir ahali. ağız tadı kaçıyor, göçler, hasretler başlıyor. niye! ben, bu vatanı senden daha fazla ve daha doğru seviyorum savsatası yüzünden. ingilizlerin meşhur romancısı george orwell, ne de güzel anlatmış bu vatan sevdasının karanlık yüzünü. özetle anlattığı da şu esasında. muhafazakarların, memleketlerini daha fazla sevdiği ön-kabul görür ama insanın ailesine duyduğu sevgi gibi son derece olağan ve normal olan bu vatan sevgisi, sadece bir ideolojinin hegemonyasına hapsolunamaz.

dün dündür, bugün bugün demeyeceksiniz deniyor! demiyelim de ne yapalım. göktürkler çıksa osmanlı’dan hesap sorsa; “yavv arkadaş, bu türklerin senden önce atası bizdik, bizim yazıtlarımızı, tarihi mirasımızı bugün ana vatan topraklarımızda okuyabilen bir tek kişi kalmadı, senin yüzünden!” deseler … bir kişinin onlar adına konuşmaya sesi gürlese, kim, kimden, neyin hesabını soracak, neyin sağlamasını yapacak! di mi ama …

iş, bugün, geçmişte yapılan hataların benzerini yapmamak; daha iyi, daha vicdanlı, daha merhametli, daha bir diğerimizin kıymetini bilen şekilde yaşamak … bunlar olmayınca, kimileri güç sarhoşluğunda özünden uzaklaşırken, öte tarafta kalanın da  aileden kaçar adım uzaklaşması kaçınılmaz oluyor. bunun önünü alabilecek cumhuriyet ilkeleri, iktidara gelen siyasi kadroların din-merkezli anlayışları ile hukukun yön değiştirmesine set olmuşken; cumhuriyetsiz bir demokraside, güce sahip erkeklerin, fütüratsızca dilediklerini elde etmeleri de tabiat kanunlarına göre sadece olağan ve sıradan oluyor.

cumhuriyet’in bittiği demokraside de çoğunluğun gönlü ne zaman, nasıl çekerse, öteki tarafta kalanın ancak yaşama hakkı olabiliyor. yazık ki kurumsal/kuramsal/milli değerlerini daha mükemmeleştirmek için enerji sarf etmek yerine; yıkıp-sil baştan inşaya kalkışılan yeni oluşuma duyulan cazibe de kimileri için pek çekici gelmiyor.

bir de, herkesin, aynı şekilde ve türde vatanını sevmesini beklemek tuhaf bir olgu hakikaten. herkesin aşkı aynı şekilde yaşamasını beklemek kadar absürd hatta! ilişkilerin, kurulan bağların, duyulan hissiyatın, çeşit çeşit yoğunluğu vardır. kimi sabun köpüğüdür, yüzeysel geçer; kimi kalpten içeri girer, emek gerektirir ki atılan demir kalıcı olsun!

o yüzden, yaşadığımız yere dair kurduğumuz ilk bağ, ilk algı, ilk tohum, kritiktir. bu ilkler farklı farklı olunca da herkesin vatan sevgisinin ölçüsü o denli çeşitli oluyor. bu renkliliği pekiştirmek de ancak bireylerin paylaşımları ile mümkün olur. ondandır fikir ayrılıklarını özgürce ifade edebilmenin kıymeti. özgürlük, sevgiden doğar; aykırılık, sevginin de sesidir. tek seslilik de korkudan. kimsenin çıtı çıkmaz, aykırı bir şey söylerim endişesinden dizlerinin bağı çözülür adeta. sürüden ayrılanı kurtlar kapar diye diye sindirmediler mi özgür sesi …

vatandaş olmak aidiyeti doğurur; aidiyet de insanın varlığı için doğru bildiğinin arkasına düşmesini getirir. siyasi irade, farklı görüşlerin şiddete dönüşmeden idaresini sağlayabilmek için hayatidir. eğer siyasi aktörlerimiz, yeterince olgun ve iyi ise farklılıkları medeni bir seviyede dile getirip, bir orta yol bulma çabasına girişebiliriz. aksi, kaos, huzursuzluk ve ötesini kaçınılmaz kılar…

vatan sevgisini, bugün, bir ülkenin sınırları içine hapsedenler ise yazık eder. onun ötesinde bir dünya olduğunu görmek lazım. farklı dillerin, kültürlerin, geleneklerin yaşadığı; acıların, sevgilerin yeşerdiği. her birinden öğrenecek; her birine öğretecek, o kadar çok paylaşım yapılabilir ki… bu da insanın, kendi aidiyetini, yerini, yuvasını doğru bildikten sonra kendinden öte gittiği yerlerde, artılarını ve eksilerini doğru tahlil edebilme yetisini mümkün kılar. bu da sevgiden doğar!

şimdi soruyorum, siz nasıl bir memleket hayal ediyorsunuz! nasıl bir toplumda yaşamayı düşlüyorsunuz! eğer ki her daim bir rövanş alma hırsından kurtulamayacak ve illa ki öfke nöbetleri içinde enerjimizi, canımızı yitireceksek, kimilerimiz adına diyebilirim ki hiç cazip bir hayaliniz yok. böylesi benzeri hayali kuran, kurduğunun farkında olmayan nice suriyeli – mesela – orada burada helak olmuş durumda. vatansız kalmış, bir yerlerde mülteci olarak hayata başlamak zorunda kalan daha niceleri gibi. hayaller, insanı felaketi ile de kavuşturur, yeryüzünde cennetini bulmasıyla da. seçin, yol sizin …

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

1 Comment

  1. Zeliha Doğan Yeşil dedi ki:

    Derin, uyarıcı, etkileyici.bilgilendirici satırlar… Dünyaya sesleniş bu söylemler. Peki niye savaşlar, ölümler, yakmalar, yıkmalar… Yazını iki kez okudum. “Memleket sevgisini tane tane okumak” harika bir öneri. Eline emeğine çabalarına üretkenliğine paylaşımlarına teşekkürler. Var olasın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!