SRİ LANKA - Halimiz
SRİ LANKA 2
YIL SONU KARARLARI
26 Aralık 2019
SRİ LANKA 3
SENEYİ GERİDE BIRAKIRKEN
26 Aralık 2019
SRİ LANKA 4

Sri Lanka, kimilerine göre Hint Okyanusu’nda bir inci damlası, kimilerine göre okyanusa düşen bir göz yaşı… Masalsı, renkli ve beklenmedik deneyimler sunan bu ülkeyi anlatmak için sanırım daha iyi bir benzetme yapılamazdı.

SRİ LANKA 5

Uzun zamandır Sri Lanka’yı görmek istiyorduk. Nihayet, Aralık ayında beklenen Sri Lanka seyahatine çıktık. Dört saat süren bir yolculuktan sonra başkent Colombo havaalanına indiğimizde, rehberimiz Shashi bizi gülen yüzüyle karşıladı. Tropik bir ada olan Sri Lanka’nın farklı bölgelerinde farklı hava koşulları etkili. Adanın bir yerinde denize girilirken diğer yerinde muson yağmurlarına rastlamak mümkün. Şimdilik payımıza düşen hava, ılık ve hafif nemli görünüyor. Arabayla ilk konaklayacağımız yer olan Sigiriya bölgesine giderken, cıvıl cıvıl sokak manzarası bir film şeridi gibi akıyor. Sokak pazarları, rengarenk süslü otobüsler, İngilizlerden miras soldan akan trafik, tuk tuk taksiler ve yoksulluğun sokağa taştığı insan manzaraları göze çarpıyor.

Şehir merkezinden çıktıktan sonra bir hafta boyunca gezeceğimz yolların çoğunun dar ve virajlı olduğunu görünce, yakın mesafeler için bile yolda oldukça fazla zaman harcayacağımızı anlıyoruz. Yoksulluk ve huzurun içiçe olduğu bu denklemdeki enteresanlık hemen fark ediliyor. Bozuk yollar, yol boyunca geçerken gördüğümüz çoğu eski ve virane evler, Tanrının inanılmaz cömert davrandığı bir doğa, gülen insanlar ve baş tacı edilSRİ LANKA 6miş sokak hayvanları… İnsan medeniyete kavuştukça çevresine ve kendine daha da hoyratlaşıp mutsuz mu oluyor diye düşünmeden edemiyorum. Alabildiğine renkli, coşkulu ve zamanı adeta geriye sardığım farklı bir zaman dilimine birlikte seyahat etmeye ne dersiniz?

Hint okyanusunda, Hindistan’ın güney kıyılarına 31 km mesafede bulunan adanın yüzölçümü 65,610 km2. Resmi adı Sri Lanka Demokratik Halk Cumhuriyet olan ülke, ana ada ve etrafındaki küçük adalardan oluşuyor. 1972 yılına kadar Seylan olarak tanınan ülkenin, 3.000 yıl öncesine dayanan oldukça eski bir tarihi var. Ada, geçmişte Portekiz, Arap, Hollanda ve İngiliz sömürüsünde kalmış. Antik çağlarda Yunanlılar, Sri Lanka’ya Yunanca’da “bakir renkli” topraklar anlamına gelen “Toporubane” adını koymuşlar. İslamiyet’in ortaya çıkmasıyla Arapların kontrolüne geçen adaya Arapça’da ‘beklenmedik olayların ülkesi’ anlamını taşıyan “Serendip” adını vermişler. Hindistan’nın mitolojik kaynaklarında adı geçen ülkede, M.Ö 3380 yılında kurulan Anuradhapura İmparatoluğu ile Budizm tanınmış. Budizm okullarının açıldığı dönemden kalan Sigiriya Freskleri UNESCO’nun koruması altında.

SRİ LANKA 7Portekizli kaşif Almedia’nın ülkeye gelmesiyle, Portekizliler başkent Colombo’yu inşa etmeye başlamışlar. Bugün hala bazı Sri Lanka isimleri Portekizce. Alman kaşiflerin bölgeyi keşfetmesiyle Alman- Portekiz savaşı başlamış. Napolyon savaşları sırasında İngilizlerin eline geçen adanın kaderinde söz sahibi olanlar yine İngilizler olmuş. 1983 yılında başlayan etnik savaşta yüzbinlerce insan ölmüş. 2004 yılında Asya’da yaşanan büyük tsunami felaketinde adada onbinlerce insan hayatını kaybetmiş. Sri Lanka nüfusu, Sinhali ve Tamiller adında iki etnik gruptan oluşuyor. Sinhaliler nüfusun %74’nü, Tamiller ise %18’ni oluşturuyor. Ülkede bulunan az sayıda Müslüman, nüfus içindeki düşük orana rağmen ekonomik açıdan güçlü. Ülkenin resmi dili Sinhalice ve Tamilce ama İngilizce de yaygın olarak kullanılıyor. Ülkenin kuzey bölgesinde yaşayan ayrılıkçı Tamil Kaplanları adlı örgüt, uzun yıllar boyunca devam eden kanlı mücadelelerine son verip devletle anlaşınca, 2009 yılında ülkeye barış gelmiş. Yeni seçilen cumhurbaşkanıyla insanların geleceklerine dair daha bir umutlu olduğunu görmek sevindirici.

SRİ LANKA 8

İlk konaklama durağımız olan Sigiriya’ya doğru yola çıktığımızda, yol üstünde bulunan Dambulla’yı ziyaret ettik. Matale bölgesinde bulunan Dambulla, bölgenin sebze dağıtım merkezi ve ülkenin en büyük ve en iyi korunmuş mağara tapınağına sahip. Budist tapınaklarının bahçelerinde, Buda’nın altında otururken aydınlandığı bilinen ve kalp şeklinde yaprakları olan kutsal “Bodhi/Bo” ağaçları bulunuyor.

“Serendip” ünvanını hak ettiklerini düşündüren şu ilginç notları buraya düşmek lazım. 1960 yılında dünyanın ilk kadın başbakanı Sri Lanka’dan seçilmiş. Çayın dışında tarçın üretiminde de çay kadar iddialılar. Nuwara Eliya’daki “Little England” bölgesi koloniyal tarzı binalarıyla tam olarak 19. Yüzyıl İngilteresini yansıtıyor. Güney Asya’nın en yüksek okuma yazma oranına sahipler. Doğal yaşam okadar zengin ki 123 memeli, 227 kuş ve 178 sürüngen türüne ev sahipliği yapıyorlar. Dünyanın en değerli safir taşları buradan çıkıyor.

SRİ LANKA 9

Sigiriya’da kalacağımız otel, bamboo ağaçlarının içinde tek katlı ahşap binalardan oluşuyor. Tesise giriş yaparken, ‘fillerin en son otel civarında görülme saatine’ dair güncel kayıtlar dikkat çekiyor. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken, “Aslan Kaya” anlamına gelen kaya kalesi Sigiriya görkemli silüeti ile bizi karşılıyor. Milattan önce 477 yılında kurulan yerleşim yerindeki kayalar, deniz seviyesinden 370 metre yükseklikte.

Ertesi gün maymunlar ve yeşilin tüm tonlarını gözler önüne seren manzara eşliğinde Aslan Kayası’na tırmanışa geçtik. Budist rahiplerin ibadetlerine uzaktan tanık olduktan sonra, antik Buda tapınağında soluklandık. Burada bulunan Sigiriya Bahçeleri, dünyanın en güzel peyzaja sahip bahçelerinden ve antik kent Budizmin merkezi olarak gösteriliyor. Tarih, doğa ve hayvanlar eşliğinde yüzlerce merdiven çıktıktan sonra karşılaştığınız manzara tüm yorgunluğumuzu unutturuyor. Ülke kültürüyle bütünleşmiş olan lotus çiçekleri törenlerin baş tacı ve Tapınaklarda Buda’ya sunuluyor.

SRİ LANKA 10

Bölgede bulunan Minneriya Doğal Parkı, Sri Lanka’da yaşayan birçok hayvan türünün doğal yaşam alanı. Şimdi safari zamanı. Bölgeyi gezmeye uygun, tepesi ve yanları açık safari araçlarıyla yol boyunca ilerlerken, çakal, vahşi kedi, tilki, maymun, tavuskuşu, sincap ve kartallar bize eşlik ediyor.

Ancak buranın en büyük özelliği sürüler halinde yaşayan filleri yaşam alanında görebilmeniz. İnsanı yaşadığı zamandan alıp bambaşka yerlere götüren bu deneyim paha biçilmez, ama öte yandan onlarca aracın konvoy halinde parka dalıp, fil sürülerini doğal ortamlarında rahatsız etmesi de bu deneyimin diğer rahatsız edici yüzü. Halkın fillerle iginç bir ilişkisi var. Filler, hem kültürlerinin baş tacı hem de başlarının tatlı belası. Pirinç ve diğer sebze tarlalarının hemen hemen hepsinde ürünlere dalan filleri kovalamak için ağaçtan yapılmış küçük ve yüksek gözlem evleri var. Doğal yaşam öylesine canlı ki , yolun kenarında igunaya rastlamak mümkün. Halk köpekleri besleyip kolladığı için yol boyunca Sri Lanka manzarasının SRİ LANKA 11ayrılmaz bir parçası olan köpekleri görüyorsunuz. Boy boy, renk renk inekler yol kenarına serilmiş geviş getirirken kimsenin durumdan şikayet etmemesi hoş bir ayrıntı. Sri Lanka’nın bazı bölgeleri sadece tropik meyvelerle beslenen ve sağlığa çok yararlı olduğu söylenen yarasalarıyla biliniyor. İlk önce ağaçtan baş aşağı sallanan yarasaları görünce ürktüm ancak daha sonra kaldığımız konukevinin terasının ve hatta mutfağının yarasalara açık olduğunu görünce yarasalarla iyi geçinme fikrine alıştım.

Yol boyunca nilüferlerin yüzdüğü gölleri görmek adeta sıradan bir manzara. Ülkenin büyük bir kısmında hakim olan Budizm inancının etkisini, adım başı karşınıza çıkan Buda heykelleri ve tapınaklarda hissetmek mümkün. Dünyanın belki de en güzel renklerine sahip lotus çiçeklerini gördüğüm zaman, çiçeklerin renginin güzelliği ve büyüklüğü karşısında hayretimi gizleyemedim. Sri Lanka’nın dar yollarında ve şehir merkezinde trafik tam bir keşmekeş ancak SRİ LANKA 12bu onlar için asla bir stres sebebi değil. Sokaklarda çıplak ayakla gezen, ağzında dişi olmayan ya da kıt kanat geçindiği belli olan insanlara hayatınızdan memnun musunuz diye sorunca gözlerinin içi gülerek kendilerine özgü selamlarıyla “hayat kısa, hava güzel mutlu olmak için yetmez mi!”diye cevap veriyorlar.

Sri Lanka’ya gelip Matale’deki Baharat Bahçelerine uğramadan olmaz. Lezzetli ve baharattan yana zengin yemek kültürleriyle gurur duyuyorlar. Baharatlar ve şifalı bitkiler kültürlerinin ve

Ayurvedik geleneklerinin vazgeçilmez bir parçası. Gezdiğimiz Baharat bahçesi doğal bir açık hava labaratuvarı gibi. Ayuverda uzmanı olan genç rehber, bahçedeki gezimizde bize eşlik ederken tarçın, karanfil, hindistan cevizi, vanilya, kakule, kahve ve karabiber gibi sayısız bitkinin nasıl yetiştiğini gösterirken yararlarını anlattı. Yol boyunca beni bırakmayan migren ağrıma sihirli yağlarla yaptığı masajın anında etki ettiğini söylemeden geçemeyeceğim.

SRİ LANKA 13

Zengin topraklarda o kadar çeşitli ve lezzetli meyveler yetişiyor ki karnınız acıktığında yolun kenarında satılan çeşitli tropik meyvelerden ve kajulardan alarak gezi boyunca karnınızı afiyetle doyurabilirsiniz.

Yeni rotamız Kandy şehri. Yol üstünde UNESCO’nun koruması altında olan yüksek dağlarla çevrili şehir, yağmur ormanlarının içine kurulmuş. Açık hava botanik bahçesini andıran şehrin ortasında insan yapımı olan Bogambara Gölü var. Şehir kutsal mekanları, çay bahçeleri, botanik bahçeleri ve meşhur Buda tapınağı olan Tooth Temple ile tanınıyor. Buradaki konaklamamız, bizim için yerel hayatı tanıma anlamında kıymetli bir deneyim oldu. Sri Lanka, rugby ve krikette oldukça iddialı. Tesadüf eseri ülkenin efsanevi rugby oyuncusu olan Mr. Viper’ın, Kandy’nin yüksek tepelerinde bulunan ve müthiş bir bahçeye sahip evinde konuk olduk.

SRİ LANKA 14

70’li yaşlarını süren Mr. Viper’ın ailesi çay ticareti yaparken, kendisi eşiyle birlikte yaşadığı evin üst katını konaklamaya açmış. Bizi evin girişinde, sevimli Dalmaçyalı köpekleri Damion karşıladı. Evin bahçesinde yetiştirdiği ağaçları bize gururla gösterirken, insanın doğayla bütünleşerek nasıl da huzurla yaşadığına şahit olduk. Ev sahibimiz, bahçesinde kahve, tarçın, avokado, mango, ananas, guava, orkide ve adını hatırlayamadığım türlü bitkiler yetiştiriyor. Ev korunaklı olsa da Damion’ın görevlerinden biri, gece evin dışında gezen vahşi domuzları havlayarak kovalamakmış. Evin yağmur ormanlarına bakan terasının daimi ziyaretçileri maymunlar ve sincaplar. Ev sahibimiz tarihe meraklı. Bir anda bastıran tropik yağmurun kokusunu içime çekerken, terasta ev sahibimizin ikram ettiği ev yapımı kahvelerimizi içip sohbet etmekten çok keyif aldık. SRİ LANKA 15Mr. Viper, evin hemen yakınındaki bir mezarlığı ziyaret etmemizi önerdiğinde, bardak boşanırcasına yağan yağmurdan dolayı tereddüt ettik. Ancak Kandy Savaş Mezarlığına gittiğimizde, dünyanın en bakımlı mezarlıklarından biri olarak bilinen özel bir yer karşımıza çıktı. 2. Dünya savaşı sırasında ölen ve çoğu çok genç olan her milletten insanın yattığı yer mezarlıktan öte cennet bahçesini andırıyordu.

Sri Lanka müthiş doğası ve çaylarının yanı sıra, değerli taşların çıkarıldığı madenlere sahip. Şu anda madenlerin işletmesi Sri Lankalıların elinde bulunuyor. Ayrıca, kraliyet ailelerinin taçlarındaki değerli taşların çoğu buradan çıkarılıyormuş. Bütün geri kalmış ülkelerde olduğu gibi, ne yazık ki ülkenin zenginlikleri belli bir azınlığın elinde bulunuyor. Bir kaç ay önce yaşanan kanlı tapınak saldırısında, SRİ LANKA 16yüzlerce masum insan hayatını kaybettikten sonra turizm yeni yeni tekrar kendine gelmeye başlamış. Şehirden şehre arabayla geçerken rehberimiz farklı etnik grupların mahallerini gösteriyor. Ülkede azınlık olan Müslümanların nüfusu 7-8 milyon kadarken en az ülkenin yüzde 80’nini oluşturan Budistler kadar camiye sahip oldukları bilgisini veriyor. Değişim her zaman sokaklardan başlıyor. Daha önce sadece parti liderlerinin resimlerinin asıldığı sokak duvarlarının, hummalı bir şekilde beyaza boyanıp üzerlerinin gençler tarafından sanatsal resimlerle bezenmesi herkesi mutlu etmiş görünüyor.

Kandy şehrini benim için unutulmaz kılan başka bir yer, gezmeye doyamadığımız deniz seviyesinden 460 metre yükseklikte bulunan 147 hektarlık botanik bahçesi oldu. Sri Lanka’nın en uzun nehri Mahaveli SRİ LANKA 17nehrinin hemen yanında bulunan ve içinde 4000’ den fazla çeşit orkidebaharat ve ilaç özelliği olan ağacın yetiştiği Ulusal Sri Lanka Bitki Müzesi, yılın 200 günü yağış alıyor. Yeşilin her tonu, bu coğrafyaya özgü ağaçlar, yüzlerce yıllık ağaçların toprağın üstünde kök salmış gövdeleri insanı adeta büyülüyor.

Çayın hasını, yerinde görmek için yönümüzü bu defa çay tarlalarının bulunduğu dağlık bölgeye çevirdik. Virajlı yollardan yüksek dağlara doğru çıkarken, yol boyunca gördüğünüz çay bahçelerinin toprağı yeşil bir örtü gibi kaplayan manzarasına dağlardan akan coşkulu şelaler eşlik ediyor. Denizden 2000 metre yükseklikte olan bölgede dünyanın en kaliteli çayları yetişiyor.

SRİ LANKA 18

“Işık Şehri” anlamına gelen Nuwara Eliya bölgesı 1800’lü yıllarda İngiliz koloniyal döneminde keşfedilmiş ve ilk çay fabrikası da İngilizler tarafından kurulmuş. Şimdi bölgede birçok yerel çay bahçeleri ve üretim tesisleri var. 5000 metre yüksekliğe kadar olan yerlerde dünyanın en kaliteli ve sert çayları yetişirken, ne yazık ki çayın en güzeli de İngiltere’ye gidiyor. Dağların eteğinde başınızı nereye çevirseniz sınırsız bir yeşil ve gürül gürül akan şelaler görüyorsunuz. Bu manzaraya bir ara okuldan çıkan öğrenciler dahil oluyor. Yol boyunca, saçları örgülü, bembeyaz okul üniformaları giymiş çocuklara, bir ineğin sırtına tünemiş huzurla birlikte takılan kuşa rastlamak güzel bir süpriz oldu. Bölgede çay üretim tesislerini gezdikten sonra tadım ve alışveriş yapabileceğinz, kalabileceğiniz güzel konaklama tesisleri de mevcut.

SRİ LANKA 19

Rehberimiz çay toplama işinde sadece kadınların çalıştğını ve bir Sri Lankalı kadının günde 18 kg çay topladığını söyledi. Bu büyülü ortamın devamında çok yüksek rakıma sahip olan Nuwera Eliya yerleşim bölgesine geldiğimizde bizi, yağmur, puslu bir yeşil, büyük bir Buda heykeli ve koloniyal tarzı eski binalar karşıladı.

İngilizler zamanında bölgede yaşam sürerken, hayat tarzlarını da buraya taşımışlar. “Old English Town” adıyla anılan yerleşim yeri hala varlığını sürdürürken, koloniyal tarzı binalar bugün de kullanılıyor. Yerel çarşıdaki meyve ve baharat çeşitlerinin renkliliği insanı her defasında yeniden cezbediyor. Göl kenarında, İngiliz mimarisine uygun inşa edilen otel ve evlerin görünütüsü de insanda nerede olduğuna dair kafa karışıklığı yaratmıyor değil. İngilizlerden sebep kriket ve golf sporlarının bölgede oldukça popüler olduğu söyleniyor.

SRİ LANKA 20

Son durak başkent Portekiz, Hollanda ve İngiliz mimarisinin izlerini taşıyan liman kenti Kolombo oldu. Hint Okyanusu’nun kıyısında yer alan modern başkent çok hareketli. Yürüyerek şehrin modern yüzünü ve canlı sokak hayatını deneyimleyebilirsiniz. Büyük bir pazar olan Pettah’ta her kültüre ait aklınıza gelebilecek türlü ürünü bulabilirsiniz. El yapımı ahşap eşyalar satan ilginç dükkanlar görülmeye değer. Rengarenk tuk tuklardan birine binerek şehrin dört bir yanında bulunan Hindu, Budist ve Müslümanlara ait ibadethaneler görülebilir. Şehrin simgelerinden olan ve 1864 yılında İngilizlerin inşa ettiği Galle Face Otelin verandasında Hint Okyanusu esintili çay içme keyfini es geçmemeli. Beira gölünde bulunan Gangaramaya budist tapınağı da mutlaka görülmeye değer.

Sekiz gün su gibi geçti. Adanın görmek istediğimiz ancak vakit yetmediği için gidemediğimiz o kadar çok yeri var ki… SRİ LANKA 21Dönüş yolculuğuna geçtiğimizde, Sri Lanka hakkında bir yazı yazmadan olmaz diye geçirdim içimden. Şimdi dönüp bakıyorum, gezi yazısı yazmanın en güzel yanı, anıları kalbinizde ve zihninizde temize çekerken, onlara belleğinizde unutulmamak üzere sağlam bir yer açmanız oluyor. Hint Okyanusu’nun “güzel inci damlası” tekrar görüşmek üzere!

 

mm

Bahar Gercek Dogru

Hacettepe İngilizce Mütercim Tercümanlık mezunuyum. Maine Üniversitesi’nde MBA yaptım. Birleşik Arap Emirlikleri’nde iş geliştirme alanında danışmanlık veriyorum ve Türkçe öğretmenliği yapıyorum. Kitap çevirilerim ve yayınlamış öykülerim var. Pozitif yaşamak, üretmek ve hayal etmek beni anlatıyor. Tipik bir kova burcuyum. Yazmak, şarkı söylemek ve öğrenmek en büyük tutkum. Şimdilerde fantastik bir roman üzerinde çalışıyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!