Sözün Özü - Halimiz
Sözün Özü 2
Vatan Şaşmaz, Takıntılı İlişkiler ve Öğrettikleri
31 Ağustos 2017
Sözün Özü 3
Haftanın Öne Çıkan Haberleri
7 Eylül 2017
Sözün Özü 4

 

‘Size Kimin Ne Söylediği Önemli Değil, Kelimeler ve Fikirler Dünyayı Değiştirebilir!’ ~ Ölü Ozanlar Derneği

Üzerine düşündüğümüz her şeyi betimlemek için, kendimizi ifade etmek için kullandığımız araçtır kelime.

Güzel ifade edilmiş bir söz ile doğrudan söylenmiş bir söz arasındaki farkı anlatan şu videoya bayılırım.

Önce söz vardı diye başlıyor İncil… Söz o kadar önemli ki. İki düşünüp bir konuşmak gerek. Sözcüklerin gücü olmadığını düşünüyorsanız

Propagandanın ilkelerini okumanızı öneririm. Bir toplum üzerinde de, bire bir ilişkilerde de sözcüklerin önemi çok büyük. O yüzden kullandığımız sözcükleri çok dikkatli seçmeliyiz.

Karşıt fikirde olduğumuz bir kişiyle fikri tartışma yaparken ansızın bel altı küfürler, aile fertleri ile cinsel birleşme tehditleri içeren sözcükler, dışkılama veya cinsel birleşme ile ifade edilen kızgınlık cümleleri kullanmamalıyız.

Bazı kelimeler günlük konuşmaya o kadar entegre olmuş ki, örneğin çekip gitmek yerine “s___     gitmek”, kalp kırıklığını ifade etmek için “ağzıma s___”, iş bilmez müdür yerine “___ müdürü yine iş çaktı” vb…

Bunlar günlük hayat içinde o kadar doğal yer edinmişler ki içlerinde barındırdığı cinsel ayrımcılığı da cinsel şiddeti de fark etmiyoruz.

Bunu fark eden bazı kurumlar var neyse ki. Örneğin Borusan #SevgiDildeBaşlar kampanyası ile sosyal medyada çok konuşuldu. Şiddetin, nefretin, ayrımcılığın, dilimizde başladığını fark ettiğimizde bunu değiştirmek için adım da atabiliriz. Borusan, adamakıllı yerine layığıyla, iş kadını yerine iş insanı, erkek sözü yerine söz, bayan yönetici yerine yönetici, bilim adamı yerine bilim insanı, sözünün eri yerine sözüne sadık, bu işin adamı yerine doğru kişi, bayan tuvaleti yerine kadın tuvaleti, adam gibi yerine doğru düzgün diyor artık. Niye, çünkü, bakış açını değiştir, dilini değiştir; dil değişirse dünya değişir diyor. Çok anlamlı bir proje.

Sizce neden bir kurum bunu yapıyor?

Çünkü kullandığımız sözcükler önemlidir. Çünkü bilincimizin odağını düşünceler ve sözler belirler. Bir kişinin de, şirketin de toplumun da başarısı, bilinçli bireyler olmaktan, farkındalığı yüksek bireyler olmaktan geçer.

Değişim dilde başlar. Önce kızgınlıkla ifade etmemeyi öğrenmemiz gerek. Yargılamadan konuşmayı, sesimizi yükseltmemeyi, başkalarının sınırlarını geçmemeyi, yani saygı duymayı. Saygı dilde başlar.

Şiddete karşıyım derken bile şiddete hizmet ediyoruz aslında. Onun yerine barış taraftarıyım desek ne olur?

Saygısızlık etme! Yerine saygı göstermeni rica ediyorum demeyi denesek keşke. Özellikle biri sizi suçlarken, haklı da haksız da olsa kendinizi kaybetmeden, meseleyi kişiselleştirmeden ve hakaret etmeden cevap verebilsek. Zor mu zor, kabul ama çözüme hizmet ediyor. Yani asıl soru şu, sorunu mu çözmek istiyorsun yoksa sorunun parçası mı olmak istiyorsun?

Öfke ile yazılan her yazı, kırgınlıkla söylenen her söz, sahte her davranış, karşı tarafa duygu olarak geçer. Bunu unutmayın. Eğer bunu kontrol edebilmenin eğitimini almamışsanız duygunuz mutlaka karşı tarafa geçer. O sebeple hep öneririm, kızgınken yazmayın. Kızgınken konuşmayın, kızgınken yüz yüze gelmeyin.

Araya zaman koymak, kızgınlığı anlayıp, kabul edip çözüm mü istiyoruz, uzaklaşmak mı istiyoruz, kavga mı istiyoruz buna karar vermek gerek.

Sonuçta Mevlana’nın da dediği gibi “Dilin söylediği bir söz, yaydan fırlayan oka benzer. Atılan ok, geri dönmez.”

O yüzden sözlerimize çok dikkat etmemiz gerekir.

Bir de kendimizi herhangi bir kişi ya da durumu veya kurumu yargılarken bulduğumuzda kendimizi durdurmamız gerek çünkü Halil Gibran’a göre “Hiç kimseyi bildiğinin ötesinde yargılayamazsın ve bildiğin ne kadar az!”

Yargılama, suçlama ve öfkeli sözcüklerin hiç bir durumu iyileştirdiği görülmemiştir. O yüzden iletişimin amacı çok önemlidir. Eğer, dünyada hakim olan atmosfere katkıda bulunacağım; ben de bunun bir parçası olacağım diyorsanız, devam edin yapmakta olduğunuza.

Ama dünyada ve ülkemizde ve çevremizde bir şeyler yanlış gidiyor diye düşünüyorsanız önce kendinize bakın. Eğer siz ayrımcılığa karşı olduğunuzu söylüyor ama kendiniz ayrımcılık yapıyorsanız, yalandan nefret ederim deyip insanları kırmama bahanesiyle sürekli yalan söylüyorsanız, kendinizde veya çevrenizde değişim olmasını beklemek gerçekçi olmaz. Şöyle anlatmaya çalışayım, nefret dili kullanıldığında rahatsız oluyor ama bu rahatsızlığını öfke ve şiddetle belirtiyorsanız, siz de nefret dili kullanıyorsunuz demektir.

Değişim ve dönüşüm kişinin kendisinde başlar. Hiç bir din, kurum, aydın, genç, halk, senin için dönüşümü başlatamaz. Sen değiştikçe, etki alanındaki insanlar da değişmeye başlar.

Gandhi’ye atfedilen sözü hatırlatacağım yine “Görmek istediğin değişim ol”. Sen kapının önünü süpürmezsen, kapısının önüne çöp atanı eleştiremezsin.

Sözlerimizi sarf etmeden önce bunu söylemenin kime ne faydası olacak? sorusunu sormak bile bu işe başlamaktır. Söylediğin sözü başkasını suçlamadan, sadece durumu tespit ederek, çözüme yönelik öneriler sunarak nasıl yeniden söyleyebilirim diye bir düşün. Eminim öfkeli dilden, hakaretten, aşağılamadan, ayrımcılıktan, nefret söyleminden başka bir yol bulacaksın.

Son olarak yine Mevlana’nın nefis bir sözü ile bitirmek istiyorum: Ey dil! Sen hem tükenmez bir hazine, hem de devasız bir dertsin.

 

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!