SÖZLERİMİZ KADERİMİZDİR - Halimiz
SÖZLERİMİZ KADERİMİZDİR 2
NİÇİN ADALET
26 Eylül 2019
SÖZLERİMİZ KADERİMİZDİR 3
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
3 Ekim 2019
SÖZLERİMİZ KADERİMİZDİR 4

Bu hafta “Halimiz” yazarları olarak bir söyleşimiz yayımlandı. Ben de bu hafta o söyleşiden yola çıkarak bir yazı yazmaya karar verdim. Yoga’nın en temel ilkelerinden biri üzerine… “Satya” ilkesi… “Doğruluk ve gerçeklik” üzerine…

“Satya” ilkesi temel olarak yalan söylememek ve hep doğruları söylemek demektir. Günümüzde artık ağzımızdan çıkan her sözün ciddi bir etkisi olduğunu ve ne söylersek ve ne telafuz edersek onu hayatımıza çektiğimizi biliyoruz. Sözlerin çok etkili olduğuna, kurduğumuz cümleler ile evrene olumlu ya da olumsuz mesajlar verdiğimize ve bunları da deneyimlediğimize birçoğumuz şahit olmuştur. Söylediğimiz her söz evrende bir karşılık bulmakta ve bize eylem olarak geri dönmektedir. Sözlerimiz ile kaderimizi yaratmaktayız. Temiz ve şeffaf bir hayat için yalan söylememeli; aksine hep doğruları dile getirmeliyiz.

Gerçeklik ilkesinden bahsettiğimizde, zihnin gerçeklikte yaşamasından, kendimizi kandırmamaktan, dilden doğru sözlerin çıkmasından, hayatımızın doğrular üzerinde kurulmasından bahsediyoruz. Düşüncemizde, sözlerimizde ve davranışlarımızda doğru olmayı hedefliyoruz. Eğer zihin gerçeklerle yaşarsa, dilimizden doğru sözler çıkarsa, hayatımızı doğrular üzerine kurarsak, düşüncelerimiz, sözlerimiz ve davranışlarımız doğru olursa, o zaman kişi sonsuzluk dediğimiz “evrensel bilinç” seviyesine ulaşır ve bedenen, zihnen ve ruhen bir ve bütün olur. Sonsuz mutluluk ve huzura kavuşur. Bu hayatta “cennet”i bulur.

Doğru konuşmak dediğimizde küfür etmemekten, kötü söz söylememekten, müstehcen konuşmaktan kaçınmaktan, yalan söylememekten, iftira etmemekten, dedikodu yapmamaktan ve başkalarının değerleri ve önem verdiği şeylerle dalga geçmemekten söz etmekteyiz. İftira ettiğimizde bir kişinin hayatını karartabilirken dedikodu yaptığımızda dedikodusunu yaptığımız kişilerin enerjisini üzerimize yükleniriz. Bu da bizim kendi enerji alanımızı bozar ve hayatın gerçekliğinden ve doğruluk ilkesinden uzaklaşmış oluruz.

Kötü niyetli olmadığımızda ve fesat konuşmadığımızda hayatımızın ne kadar gerçek ve doğru gittiğine kendimiz bile şaşırabiliriz. Zihnimiz kötülükten uzaklaştığında ve fesat düşünmediğimizde herkese karşı iyi niyetli oluruz. Herkesi severiz ve herkesin iyiliğini isteriz. Doğru ve dürüst olduğumuzda, hayatımızdaki engeller kalkar ve hayatımız kendiliğinden bir su gibi kolaylıkla akar.

Dilini kontrol etmeyi öğrenen kişi, kendini de kontrol etmeyi öğrenir. Herkese saygı duyar ve dikkatlice dinler. Dinlemek iletişimin en önemli sürecidir. Dinlediğimizde anlamaya ve algılamaya başlar, empati geliştirebiliriz. Dilini kontrol etmek dediğimizde gerçekleri söylememekten bahsetmiyoruz. Dilini kontrol etmek, söylenmesi gerekenleri doğru ve düzgün bir şekilde ifade etmektir. Doğru ve düzgün ifade etmek, ifade ettiğimiz şeyin ve iletmek istediğimiz mesajın karşımızdaki kişi tarafından doğru bir şekilde algılanması demektir. Kavga etmek, bağırmak çağırmak demek değildir. Düzgün iletişim demektir. Sivri dilli olmak demek değildir. Gerçekleri, doğru ve düzgün bir biçimde ve anlaşılabilecek bir şekilde ifade etmektir. Kırmadan ve üzmeden ama sadece ve sadece gerçekleri ifade ederek…

Doğru ve gerçek yaşayan bir kişi, saf ve temiz bir kalbe sahip olur ve saflığı, temizliği ve iyi niyeti sayesinde tüm dilekleri ve istekleri gerçek olur. Çok fazla çaba harcamadan bugüne kadar hayatına yaptığı yatırımların meyvelerini toplar. İyi ve doğru şeyler eker ve iyi ve doğru şeyler biçer. Ne de olsa bu hayatta ne ekersek onu biçeriz. Doğrulukta ve gerçeklikte yaşadığımızda hayatımıza da hep doğru ve gerçek kişileri, işleri, ilişkileri, davranışları çekeriz. Aksi takdirde hayatımız hep bir yalan üzerine kurulur ve bir türlü belimizi doğrultamayız. Onun için öncelikle düşüncelerimizi yani zihnimizi temiz tutmalıyız. Zihnimiz ve ruhumuz yani duygularımız temiz olduğunda dilimiz, sözlerimiz, davranışlarımız, değerlerimiz, karakterimiz ve kaderimiz de temiz, doğru ve gerçek olur.

“Satya” ilkesinden bu kadar bahsetmişken bu yazımı Mahatma Gandhi’nin çok sevdiğim bir sözü ile sonlandırmak istiyorum:

“Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür

Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür

Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür

Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür

Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür

Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür

Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür.”

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!