SONBAHAR VE YOGA - Halimiz
SONBAHAR VE YOGA 2
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
26 Eylül 2019
SONBAHAR VE YOGA 3
SHOSTAKOVICH VE VATANSEVERLİK
19 Eylül 2019
SONBAHAR VE YOGA 4

“Düşen bir yaprak görürsen beni hatırla demiştim.” Bana sonbaharı derinden anımsatan bir şarkıdır bu… Sonbahar geldiğinde yaprakların sararması, kızarması ve dökülmesi ile birlikte içimi bir hüzün kaplar. Ne de olsa sonbahar hazan mevsimidir. Sonbahar, uzun, soğuk ve karanlık günlerin habercisidir. Doğanın uykusudur. Doğanın ölümüdür. Sonbahar ile birlikte bedenlerimiz ve ruhlarımız da uyur. Belki bu uyku mevsimi olmasaydı yeniden uyanmamız, değişmemiz ve dönüşmemiz de mümkün olmazdı. Kim bilir? Bir yoga eğitmeni olsam da, evrende her şeyin zıt kutbu ile var olduğunu bilsem de, sonbahar ve kış geçince doğa ile birlikte yeniden uyanacağımıza ve dönüşeceğimize inansam da yine de sonbaharı sevemedim. Düşen her yaprak belki ilkbaharda tazelenmek için düşüyor ama beni de bir o kadar hüzünlendiriyor. İşte bu beden, ruh ve zihin hali içinde ne tarz bir yoga çalışması yapmalı ve kendimizi bu depresif havadan çıkarmalıyız?

Yoga bir yaşam sanatıdır. Yoga bir yaşam biçimidir. O yüzden yoga dediğimizde sadece fiziksel hareketlerden yani “asana”lardan (duruş/poz) bahsedemeyiz. Yoga dediğimizde “pranayama” adını verdiğimiz nefes tekniklerini ve “Ayurveda” adı verilen Hint yaşam bilimini de çalışmalarımız içine katmalıyız.

“Ayurveda”ya göre her mevsimin kendine has özellikleri var. Nasıl ki yaz aylarında sıcak ve nemli bir iklimle karşı karşıya kalıyorsak sonbaharda soğuk, kuru, sert ve değişken günler bizi bekliyor. Hint yaşam bilimine göre yaz aylarında “pitta” adını verdiğimiz ateş elementi yoğunken sonbaharda “vata” adındaki hava elementi etkin.

“Vata”, bedenlerimizde hareket kabiliyetine hükmeder ve sinir sistemimizle boşaltım sistemimizle ilgili bir “dosha”dır yani özelliktir. “Vata” beden tipini tanımlarken, soğuk, kuru, sert, hafif, değişken, düzensiz ve hareketli gibi sıfatlar kullanabiliriz. Ayrıca, bu beden tiplerinde hava ve eter elementleri daha baskındır.

“Vata” bedende kolonları, kemikleri, eklemleri, kalça ve uyluk bölgesini, kulakları, deriyi, beyni ve sinir dokularını kontrol eder. Bu enerji, hareket ile ilgili olduğu için nefes düzenlerini, konuşmayı, kas hareketlerini, sinir dürtülerini, dolaşım ve boşaltım sistemini düzenler. Zihinsel olarak, yaratıcılığı, iletişimi ve hızlı düşünmeyi etkiler. “Vata” enerjisini dengelemezsek, uykusuzluk, artirit, kas gerginliği, eklem çıtırtıları, kabızlık, bel ağrıları çekebiliriz. “Vata” dengede olduğunda, kendimizi daha yaratıcı, verimli, uyumlu ve esnek hissederiz.

Bu “bedende hareketi” kontrol eden enerjinin mevsimi olan sonbahar, bir değişim ve dönüşüm mevsimidir doğal olarak… Bu mevsimde, kendimizi yenilemek ve kışa hazırlamak isteriz. Bu mevsimde yapılması gereken biraz durmak, yavaşlamak, tıpkı ağaçların yapraklarını dökmesi gibi fazlalıklardan kurtulmak ve geride bırakmaktır. O yüzden yoga pratiğimizi, beslenme ve nefes teknikleri ile de desteklemeliyiz.

Sonbahar mevsiminde “vata” enerjisi arttığı için, kendimizi dengesiz ve sanki yer ayaklarımızın altından kayıyormuş gibi hissedebiliriz. Bu nedenle, yoga çalışmalarımızda köklenmeye önem vermemiz gerekmektedir. Ayaklarımızın altındaki toprak enerjisini ve o toprak enerjisi ile köklenmeyi fark etmeliyiz. Bunun için yoga pratiğimize ayaktaki “asana”ları ve denge duruşlarını katmalıyız.

Sonbaharda havalar serinlediği için bedeni ısıtmak da önemlidir. Bedendeki ateş elementini harekete geçirmek için büyük kas gruplarını özellikle karın kaslarını çalıştıran “asana”ları da kullanabiliriz.

Gündönümü zamanları eşitlik zamanlarıdır. Bu dönemlerde gün ve gece eşit olur ve birkaç gün içinde gece ya da gündüz uzamaya başlar. Gün ve gece eşit olunca, aydınlık ve karanlık da eşit olur. Ateş ve su, yin ve yang eşittir. 23 Eylül’de güneşten aya, aydınlıktan karanlığa, yangden yine, dıştan içe yolculuğa, hareketten sakinliğe ve ateşten suya geçmekteyiz. O yüzden, durağan ve akışkan, bilinen ve bilinmeyen, içe ve dışa yolculuk, görülen ve görülmeyen, mantık ve içgüdü, bilinç ve bilinçaltı arasında bir denge kurmalıyız. Bu nedenle de pratiğimizde mutlaka denge duruşlarına yer vermeliyiz.

Sonbahar geldiğinde içimizi ısıtmak için sol burun deliğini kapatıp sadece sağ burun deliğinden nefes alabiliriz. Sağ burun deliğimiz, aktif ve eril olan tarafımız olduğu için bizi ısıtacaktır. Bunun dışında “kapalabhati” (kafatası parlatan) nefes tekniği de karın kaslarını çalıştırarak bedeni ısıtır. Bu nefes tekniğinde nefes veriş aktiftir, alış ise pasif. Aktif olarak nefes verirken, karın kasları kasılır ve hava burundan dışarı bırakılır. Sonra karın gevşer ve hava pasif olarak kendiliğinden bedene girer. Bu teknikte sadece karın hareket eder. Bu “pranayama” tekniği bedeni canlandırır, zihni ferahlatır ve epifiz bezini harekete geçirir.

Sonbaharda “Ayurveda” açısından nasıl beslenmeliyiz sorusuna gelince… “Vata” enerjisini, “kapha” (ağır ve yağlı) ve “pitta” (sıcak ve nemli) gıda ve içecekler ile dengelemeliyiz. Güne sıcak su ile başlamak bedeni ısıtmamıza ve sindirimize yardımcı olur. Aynı saatlerde yemek yiyerek ve aynı saatte uyuyarak bu mevsimde dengeyi sağlayabiliriz. Sonbaharda, patates, soğan, pancar, şalgam, havuç gibi yumrulu bitkiler tüketmeli ve bu tarz “kök bitkiler” ile “uçarı vata enerjisini” dengelemeli ve bedenin köklenmesine beslenmemiz ile de destek olmalıyız. Yemeklerimize zencefil, karanfil, tarçın, sarımsak, biber, kimyon ve zerdeçal gibi ısıtıcı baharatlar da ekleyebiliriz. Baharatlı yoga çayı, zencefil çayı, sıcak süt gibi sıcak içecekleri özellikle akşamları hem bedeni ısıtmak hem de uyku düzenimize katkı sağlamak için tüketebiliriz.

Sonbaharı keyifle yaşayabilmek için, “ayurvedik” olarak yağlı masaj yaptırabilir; burun deliklerimizi susam yağı ile yağlayabilir; erken yatıp erken kalkabiliriz. Kişisel alanımızı ve evimizi temizleyip düzenleyebilir; amaçlarımızı ve hayallerimizi gözden geçirebilir; nelerden vazgeçip neleri hayatta tutmamız gerektiğine karar verebiliriz. Sevdiklerimize daha çok zaman ayırabilir; ruh ve zihnimizi besleyebilir; yavaşlar ve farkındalığımızı arttırabiliriz. Her şeyi fark ederek yaşamayı seçebilir ve kendimizi suçlamak ve cezalandırmaktan vazgeçebiliriz.

Sonbahar, değişim ve dönüşüm zamanı… Her ne kadar hüznün mevsimi olsa ve soğuk ve karanlık günlere bir hazırlık olsa da, sonbahar bedeni, ruhu ve zihni tazelememiz ve değiştirmemiz için güzel bir mevsim… Kısalan günler ve uzayan geceler, soğuyan havalar ve sararan ve dökülen yapraklarla birlikte, içimize dönüp hayatımızı yeniden şekillendirebileceğimiz bir mevsim… Bu mevsimi depresif yaşamak yerine kendi içimize dönüp ruh ve zihnimizi besleyerek iyi yönde değişmeli ve dönüşmeliyiz. Böylece soğuk, karanlık ve kısa günlere her zamankinden daha kolay uyum sağlayabiliriz. İnsanların en önemli özelliği de bu değil midir zaten? Her ortama kolayca uyum sağlamak… Bu sonbaharda kendinizi yenileyin, tazeleyin, değişin ve dönüşün… Hayat da size cömert davransın ve ödülünüzü versin.

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!