SON KABADAYI... - Halimiz
SON KABADAYI... 2
CORONA’NIN ÖĞRETTİKLERİ
26 Mart 2020
SON KABADAYI... 3
EĞİTİMDE ONLINE DEVRİ
26 Mart 2020
SON KABADAYI... 4

Kayseri –

70’li yıllar…

Kentlerde, kolluk gücü dışında görev üstlenen, bazıları kendine, bazıları halk yararına çalışan, yeri ve zamanı geldiğinde yumruk gücü ile uslanmazı uslandıran insanlar vardı.

Bunlara ‘Kabadayı’ denirdi.

Bazıları bir yerde kanuna toslar soluğu cezaevinde alır, bazıları ise yaptıkları çalışmalarla kolluk gücünün bile takdirini kazanan insanlardı bunlar.

Şemseddin Şemseddin bunlardan biriydi.

Robinhood olarak tanınmıştı.

En önemli özelliği, dara düşenin yanında boy göstermesi idi.

1977 dönemi.

Stokçuluğun ve karaborsanın kol gezdiği günler.

Temel ihtiyaç maddeleri bile bulunmuyordu piyasada.

Belediyeler imkanları ölçüsünde kurdukları Tanzim Satış Merkezleri’nden halkın şeker, yağ gibi temel ihtiyaçlarını karşılıyorlardı.

Türkiye Belediye Başkanlığı Seçimlerine hazırlanıyordu bir yandan da.

Bir sabah gelen bilgi üzerine fotoğraf makinamı alıp Hunat Camii önüne koştum.

Şemseddin Şemseddin, yağ stok eden bir işyerine baskın yapmış ve el koyduğu yağları halka piyasa fiyatından dağıtıyordu.

Elde ettiği parayı da yağlarına el koyduğu kuruma teslim etmişti.

1977 Mahalli İdareler seçimlerinde Kayseri Belediye Başkanlığına adaylığını koyunca, seçim sürecince kendisini izlemekle görevlendirilmiştim.

Çömez bir muhabirdim, mesleğe o yıl başlamıştım.

Tam bir halk adamı portresi vardı karşımda.

Seçim bürosu sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar tıka basa doluyordu.

Her talebi karşılıyor, ayakkabısı olmayana ayakkabı elbisesi olmayana elbise alıyordu.

O dönemler adaylar semt semt gezer, kahvehanelerde topluluklara hitab ederdi.

Klasik bir arabası vardı ve kendisini izleyen tek gazeteciydim.

Arabanın arka sol koltuğu bana tahsisliydi.

Kahvehanenin önüne geldiğimizde, ön sağ koltukta oturan adamı ‘Ökelek’ olarak seslendiği görevli iki çay bardağını hazırlamış olurdu.

İnmeden önce, yerli şiveyle ‘Vir bakalım Ökelek’ der demez iki bardak arkaya uzanırdı.

Birinde sek rakı, diğerinde su.

Şemseddin Şemseddin ‘Bismillah’ dedikten sonra bir yudum su üzerine fondip rakı ve rakının üzerine de kalan suyu içer, sonra da kahvehaneye girerek kalabalığa, seçilmesi halindeki vaatlerini sıralardı.

Her gittiği yerde omuzlara alınırdı Şemseddin Şemseddin.

Tek kalimeyle ‘Fakir babası’ idi.

Ve 1977 seçimleri geldi çattı.

O dönem bağımsız belediye başkanlarının oy pusulaları Sandık Kurulu’nun önünde değil, oy verme kabininde bulundurulurdu.

Daha sabahın dokuzu, herkes sandık başına gidiyordu.

Gazetenin telefonu çaldı. Arayan Şemseddin Şemseddin idi.

“Ahmet kardeşim sandıklardan gelen haberler iç açıcı değil. Bizim oylar daha sabahın dokuzunda tükenmiş,” dedi.

Yaptığım kısa araştırmada, partili adayların adamlarını devreye sokarak oy verme kabinindeki Bağımsız Aday oylarını tomar tomar toplayıp götürdükleri ortaya çıkmıştı.

Dolayısıyla seçilemedi Şemseddin Şemseddin.

Ama hayatını haksızlıkla mücadeleye adayan bir portre olarak yaşadı gönüllerde.

Seçimler sonrası bir gün telefon etti, “Ahmet Bey, seçim sırasında her gün yerel gazetede bir haberim vardı sayende. Teşekkür ederim. Ayrıca bu gün akşam yemeğinde konuğumsun,” dedi.

Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin lokantasını çalıştırıyordu o günlerde.

Buradaki bürosunda mükellef bir sofra hazırlatmıştı.

Yemekten sonra, Kayseri’nin ilk Aile Gazinosu’nun da işletmecisi olması vesilesiyle Gazinoya davet etti.

Mevsim kış olduğu için ganizo kapalıydı.

Ama muhteşem bir ‘Bağlama Resitali’ izletti bana ve 3-5 arkadaşıma.

Geçen zaman içerisinde talihsiz olaylar yaşadı Şemseddin Şemseddin.

İncesu İlçesi’nde cezaevinde yattı.

SON KABADAYI... 5

Adalet Bakanlığı’nın, cezaevinde kiracı olduğunu öğrenince bina sahibini buldurup cezaevi binasını satın aldı.

Bütün gazetelerde haber olmuştu.

Sonraki yıllarda, yani 2 binli yıllarda işleri hep ters gitti.

Neyi var neyi yok bir bir harcadı.

Son ropörtajında, emekli maaşı dışında hiçbir geliri kalmadığını anlatıyordu.

Ama halkın gönlündeki yerini hep korudu.

Geçtiğimiz Pazartesi gecesi vefat etti.

20. yüzyılın son Robinhood’unu iki gün önce son yolculuğuna bir avuç seveni yolcu etti.

Maalesef corona virüsü endişesi yüzünden hak ettiği gibi bir cenaze töreni yapılamadı.

Kayseri, 20. yüzyılda kentte yaşamış en renkli, en sevilen, en yardımsever ismini kaybetmişti maalesef.

Işıklar içinde yatsın…

mm

Ahmet Zorlu

1960 Yozgat Boğazlıyan Doğumluyum. Yerel Kayseri Gazetesi’nde meslek hayatına başladım. Orta ve Lise eğitimimi gece okullarında yaptım. Gündüz ise gazetelerde çalıştım. 17 yıl Hürriyet Haber Ajansı Orta Anadolu Bürosunda çalıştım. 1995’te yeni oluşmaya başlayan yerel televizyonlarda görev aldım. Kay-TV, Erciyes TV ve Kanal38 Televizyonlarında Haber Merkezi Müdürü ve Yayın Yönetmeni olarak görev yaptım. Halen Olay Türk TV’de ‘Ahmet Zorlu ile Düzlem’ programını yapıyor, yerel Kayseri Olay Gazetesi’nde günlük köşe yazıyorum. Yayınlanmış ‘Zorlu Yıllar’ ve ‘Fetözedeler-Fetözadeler’ isimli iki kitabım bulunmaktadır. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesiyim. 2009 yılından bu yana Sürekli Sarı Basın Kartı sahibiyim. Evli ve bir çocuk babasıyım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!