SİZİN DİŞİ ENERJİNİZ NE DURUMDA? - Halimiz
HER ÜLKEYE BİR PAN GEREK!
6 Aralık 2018
DÜŞÜNCEYE ÇAĞRI
6 Aralık 2018

Merak ediyorum, “dişi enerji” deyince aklınıza ne geliyor? Eğer bunun sadece seksilik ya da cinsellikle ilgili olduğunu düşünüyorsanız dişi enerjinizin en büyük gücü olan yaratım gücünün farkında değilsiniz demektir. Dişi enerji sadece cinsellik değildir ama cinselliği de içerir. Dişi enerji, yaratan enerjidir. Hayatınızda aşk, sevgi, para, başarı…. Ne yaratmak istiyorsanız bu dişi enerjinin gücü sayesinde olur.

Eril enerjinin en önemli özelliği ise harekete geçiren, adım attıran enerjidir. Örneğin Steve Jobs bir erkek olmasına rağmen içindeki dişi enerjinin gücüyle bugün kullandığımız iPhone’ları yaratmıştır. Eril enerjisi ile de bu fikrin mühendisliğini, ar-gesini, donanımını, pazarlamasını, satışını… yapmıştır.

Bir kitap yazarken fikir ve konu size dişi enerjiden gelir; bu kitabı yazmak ise eril enerjinin motivasyonudur. Dolayısıyla bir şey üretmek, yaratmak dişi enerjimizle, bir şey için adım atmak ise eril enerjimizle ilgilidir. Eksik ifade edilen tarafın gücü ise hayatımızda eksikliğini gösterir böylece. Örneğin; fikirler, ilham gelir aklımıza ama onu uygulayamayız bir türlü. Ya da dişi enerjimiz kapalı olduğu için üretmekte, yaratmakta zorlanırız.

Maalesef ki Türkiye’de kadınların çoğu dişi enerjilerini bastırmak zorunda kalıyor. Bu nedenlerin başında dişi enerjinin daha çok seksilikle ya da cinsellikle bağdaştırılıyor olması geliyor. Dişi kadın sanki hafif kadınmış gibi algılanıyor. Seksiliğini kullanan, cinselliğini rahatça yaşayan kadın gibi… (Sanki cinsellik kötüymüş gibi) Kadınlar da hafif olmamak için dişiliğini bastırıyor. Ama tabi ki farkında olmadan.

Başka önemli bir neden de Türk toplumunun ataerkillikten gelen özelliği; erkeklere kadınlardan daha fazla değer verilmesi. Erkek çocuk bekleyen anne babalar bilmeden kız çocuklarına ruhsal ya da duygusal zarar verebiliyor. Bunun sonucu da fiziksel görülebiliyor. Yani, ebeveyn ya da ailede etkili birileri erkek çocuk isterken, beklerken; doğan bebek kız ise bu bebek anne babanın hayal kırıklığını, erkek çocuk isteme duygusunu çok net biçimde hissedebiliyor. Bu yüzden de ailede sevilmek, kabul görmek için dişi enerjisini bastırıp erkekleşmeye çalışıyor. Ailesinden sevgi ve değeri böyle alabileceğini zannediyor. Bu da onun dış görünümünün, hal ve hareketlerinin erkekleşmesine, sadece eril enerjinin ifade edilmesine neden oluyor. Kadın vücudu içinde erkekler doğuyor.

Bu durum kadının tüm yaşamına yansıyor ama en çok da ilişkilerine yansıyor. İş hayatında eril enerjinin avantajlarını yaşayan kadın maalesef ki kadın erkek ilişkilerinde mutsuz ve başarısız oluyor. Çünkü eril enerjisinin çektiği erkek, doğal olarak dişi enerjisi yüksek biri oluyor. Bir süre bu ilişki tolere edilebilse de kadının içgüdülerinde olan korunma, sahiplenilme, erkeğin gücünü ve güvenini hissetme duygusu ve ihtiyacı doyurulamıyor feminen erkek tarafından. Ve kadın erkeğin de yapması gerekenleri yapıp hem kadının hem erkeğin işini, sorumluluklarını üstleniyor. Bir süre sonra bundan şikayetler başlıyor. Bu da çatışmaları ve hayal kırıklıklarını getiriyor.

Ya da eril enerjideki kadına yine eril enerjide bir erkek geliyor. Bu sefer de kadın erkek ilişki dengeleri bozuluyor ve iki eril birbirini itiyor. Yine çatışmalar ve ayrılıklar başlıyor. Yani sonuç hep hüsran ve acı. Çünkü kadın kendi doğal doğasına aykırı yaşıyor. Çünkü kadına sadece eril enerjisini ifade etmesine izin verilmiş oluyor.

Bu durum daha ileri gittiğinde kadın kendi kadınlığıyla, dişi enerjisiyle barışık olamadığı için çocuk yapmayı, anneliği bile engelleyebiliyor. Ya da kadın organlarında hastalık yaşayabiliyor.

İş hayatında ne kadar sert, analitik, mantıklı, adım atan, risk alan olsak da; ilişkilerimize dişi enerjinin yumuşak, şefkatli, bütünü gören, hisli tarafıyla gitmemiz gerekiyor. Güç gösterisi ve eril enerji; kadın erkek ilişkilerinde mutlu olmamızı engelliyor. Eğer dişi ve eril enerjimiz dengedeyse, duruma ve kişiye göre bu enerjileri ve özelliklerini rahatça ifade edebiliyorsak o zaman biz de ruhsal, duygusal, zihinsel ve fiziksel dengede oluyoruz ve işte de aşkta da mutlu oluyoruz.

mm

Yıldız Karacasoy

Çok şanslı biriyim çünkü çok severek yaptığım iki işim var. İlki özel bir üniversitede hocalık yapmak. İkincisi de bireysel gelişim, enerji ve bilinçaltı danışmanlığı yapmak. İlk işimi bilinçli seçtim ama sanırım ikincisine çekildim. Aile dizimi, regresyon, affetme ve bilinçaltı çözülme çalışmaları, yaşam koçluğu, kinesiyoloji en zevkle çalıştığım konular. Dişilik, bolluk bereket oluşturma ve bilinçaltı ise eğitimlerini ve seminerlerini verdiğim konular. 2010-2014 yılları arasında Kanal B Bizbize programında tüm bilgimi ve deneyimimi paylaştım. Artık yazılarımla da buradayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!