SİZ HANGİSİSİNİZ? - Halimiz
POLICY BY TWEET
17 Ocak 2019
OTOİMMÜN HASTALIKLARI
17 Ocak 2019

Hayat akıp giderken zamanı nasıl değerlendirdiğimiz önemlidir. Kısa bir zaman dilimi içinde bir sürü etkinlik gerçekleştirmek de tek bir işle meşgul olmak da bizim elimizde. Bu karar, kişilik özelliklerimize, genler ve ailesel davranışlar aracılığıyla öğrendiklerimize ve yaşadığımız topluma göre değişir. Kimi insanlar ve toplumlar bir zaman diliminde bir sürü iş hallederken diğerleri bir zaman diliminde tek bir iş ile uğraşırlar. Peki siz hangi gruptansınız?

Amerikalı bir antropolog ve kültürlerarası bir araştırmacı olan Edward Twitchell Hall’a göre zaman kavramı ve zamanı nasıl kullandığımız, toplumdan topluma değişmektedir. Aşağı yukarı tüm toplumlar için geçerli olan bir “doğal zaman” vardır ki bu, toplumların yaşamlarını doğaya ve doğa koşullarına göre belirlemesi anlamına gelmektedir. İlk çağlarda insanlar yaşamlarını doğal zaman dilimlerine göre belirlerlerdi. Söz gelimi, gece uyuyup gündüz çalışır; baharda ekin ekip yazın hasat yaparlardı.

Kültürel kazanımlar arttıkça toplumlar zamanı artık doğa koşullarına göre değil de kültüre göre kullanmaya başladı ve buna “kültürel zaman” adını verdi. Her toplumun yaşam koşulları ve etkinliklerine göre kendine özgü “kültürel zaman” sistemleri oluştu.

Edward Twitchell Hall’a göre, toplumlar kültürel zamanı iki farklı şekilde kullanmaktadır ve zamanı kullanma şekillerine göre adlandırılmaktadır. Bu toplumlardan biri “monokronik kültür” sistemini kullanırken diğeri “polikronik kültür” sistemine daha yatkındır. Bu sadece toplumlar arası bir zaman kullanım sistemi değil cinsiyetler arasında da farklılıklar yaratan bir zaman kullanma şeklidir.

“Monokronik toplum”lar, zamanı dilimlere ayırarak her zaman dilimini belirli bir amaç içinde kullanıp o zaman diliminde tek bir etkinliğe odaklanır. Bu toplumlar, her bir etkinliğin ne kadar süreceğini ayrıntılı bir şekilde hesaplar ve o sürede tamamlar. Bu toplumlara göre, zaman geçmişten gelip geleceğe uzanan bir doğru şeklindedir; harcanabilir, tasarruf edilebilir ve kaybolabilir. Zaman akıp gider ve her şey zamana göre düzenlenmelidir. Zaman sınırlıdır ve verimli kullanılmalıdır. Bu tarz toplumlar genellikle batı toplumlarıdır. “Vakit nakittir” ya da İngilizlerin deyimiyle “time flies” (zaman hızla akıp gidiyor), “time is money” (vakit nakittir) gibi özdeyişler bu toplumlara aittir.

“Polikronik toplum”larda ise insanlar arası etkileşim zamandan daha önemlidir. Bu toplumlarda, zaman bir nokta olarak algılanır; zaman geçip gitmez; bitip tükenmez; harcanmaz ve tasarruf edilmez. Bu toplumun üyeleri, aynı anda birçok iş ile uğraşabilir. Zaman sınırlı değildir; başlangıcı ve sonu belli olmayan sonsuz bir kavramdır.

Toplumların dışına çıkacak olursak kadınlar genellikle “polikronik” erkekler ise “monokronik”tir. Bir kadın, yemek yaparken telefonla konuşabilir, çocuğuna cevap verebilir ve sofrayı hazırlayabilir. Oysa ki bir erkek, maç seyrederken sadece maça odaklanır ve 90 dakika boyunca sadece maç ile ilgilenir. Kendisine sorulan sorulara cevap vermez ve sohbete katılmaz.

Hayat her zaman bir koşuşturma olduğu için genellikle aynı anda birçok iş halletmeye çalışıyoruz ve bunu yaparken yaptığımız işleri hakkıyla yapamıyoruz. Her şey biraz eksik kalıyor. Kendimizi tümüyle “yaptığımız işlere” adamıyoruz. Aynı anda hem telefonla konuşup hem yemek yaparken çoğu zaman yemeğin baharatını koyup koymadığının farkında olmadığımız gibi telefonda arkadaşımızla konuştuklarımızı da telefonu kapattıktan sonra hatırlamayabiliyoruz. Bazen böyle bir konuşma sırasında sözler veriyor ama unutuyoruz. Bunun sebebi, yaptığımız işe kendimizi vermememiz ve beynimizin otomatik tepkiler vermesi. Yaptığımız şeyi fark ederek ve bilinçli bir şekilde yapmadığımız için her şey yarım kalıyor. Bu da “polikronik” olmanın bir sonucu. Zamanı “polikronik” kullanıyorsak yoga, meditasyon ve farkındalıktan bahsetmemiz pek mümkün olmuyor.

Oysa ki zamanı “monokronik” kullanan kişiler kendilerini tamamıyla yaptıkları işe adıyorlar. Her anın tadını çıkarıyorlar, her anı fark ederek yaşıyorlar ve her saniyenin kıymetini biliyorlar. Bu tarz kişilerin yoga ve meditasyona daha kolay uyum sağlamaları ve hayatlarını farkındalık içinde ve bilinçli bir şekilde yaşamaları daha mümkün.

Sizler zamanı nasıl değerlendiriyorsunuz? Hayat akıp giderken aynı anda bir sürü iş yapıp hepsini yarım yapmayı mı yoksa tek bir işe odaklanıp bilinçli bir şekilde yaşamayı mı tercih edenlerdensiniz? Kahvenizi içerken sadece o kahveden aldığınız her bir yudumun tadına mı varıyorsunuz yoksa kahvenizi içerken bir yandan araba kullanıyor ve kahveniz bittiğinde siz ne ara bitirdiğinizin farkına bile varmıyor musunuz? Yoga derslerine katıldığınızda kendinizi o dersin akışına bırakıp sadece var olabiliyor musunuz yoksa beden bir şekilde hareket ederken siz yanınızda bulunan ve uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınızla sohbet ediyor ya da bir gözünüz cep telefonunuzda bir gözünüz ise her hareket ettiğinizde yukarı kalkan tişörtünüzde mi? Aynı anda tek bir şeye odaklanabiliyor musunuz yoksa birçok konuyu birden mi düşünüp halletmek istiyorsunuz? Bir yandan televizyon seyrederken bir yandan da yeni aldığınız kitabın ilk sayfalarını mı okuyorsunuz? Sahi hem izlediğinizi hem de kitabı algılayabiliyor musunuz? Siz hangisisiniz? Öyle ya da böyle zaman akıp gidecek. Geriye kalan tek şey hayatı nasıl yaşadığınız, keyif alıp almadığınız, her bir anını dolu dolu yaşayıp yaşamadığınız… Hayatın içine ruhunuzu ve bilincinizi katın ve zaman kavramınız ve hayatınız değişsin. Sahi siz hangisisiniz?

mm

Burcu Yırcalı

Yogaya boyun ve bel ağrıları gibi sağlık sorunları yüzünden 2006 yılında başladım. Önceleri yoganın sadece bedensel boyutuyla ilgilenirken ve “savasana” (ceset pozisyonu) adı verilen son dinlenme pozisyonunda bir dakika bile kıpırdamadan yatamazken zaman içinde yoganın bedensel boyutunun ötesinde boyutları olduğunu da fark edip çok sevdim. Bu sevgi benim yoga üzerine eğitimlere katılmama sebep oldu. 2012 yılından beri yoga eğitmenliği yapmakta ve yoga ve meditasyon ile hem kendi hem de katılımcıların hayata değişik bir açıdan bakmasını amaçlamaktayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!