SİNN FEİN, İRLANDA SEÇİMLERİNİN EZBERİNİ BOZDU - Halimiz
SİNN FEİN, İRLANDA SEÇİMLERİNİN EZBERİNİ BOZDU 2
KONUŞTU…
20 Şubat 2020
SİNN FEİN, İRLANDA SEÇİMLERİNİN EZBERİNİ BOZDU 3
İDLİB İÇİN SAVAŞMAYA DEĞER Mİ?
20 Şubat 2020
SİNN FEİN, İRLANDA SEÇİMLERİNİN EZBERİNİ BOZDU 4

İrlanda Cumhuriyeti’nde 8 Şubat’ta seçim vardı. Sinn Fein aldığı %24,5 oyla İrlanda siyasetinin önde gelen iki partisini geride bıraktı. Bir dönem silahlı kanadı IRA ile markalaşmış bu parti, bugün, İrlanda siyasetinde şüphesiz yepyeni bir sayfa açtı. Gazeteciler Cemiyeti’nin davetiyle Ankara’da bulunan İrlandalı gazeteciler Mary Fitzgerald, Dearbhail McDonald ve  İrlanda Yayın Kurulu Başkanı Michael O’Keeffe ile hem bu seçimin anlamını hem de yayıncılık ilkeleri bakımından seçim sürecinde izlenilen kuralları konuştuk.

Halimiz: Seçimleri konuşmaya başlamadan önce dilerseniz önce bir coğrafyayı ele alalım. İrlanda Cumhuriyeti ve Kuzey İrlanda birbirinden bağımsızlar. Bazen bu insanların zihnini karıştırıyor. Bunla başlayalım mı?

Dearbhail McDonald: Biz de pek çok başka ülke gibi karmaşık olabiliyoruz. İrlanda adası, 5 milyon nüfusu ile küçük bir ada. Daha büyük bir ada olan Birleşik Krallığın arkasındayız ve Avrupa’nın da hem kenarında hem de merkezindeyiz. Yaklaşık 100 yıl önce ada, ikiye ayrıldı ve nüfusun üçte biri – benim de geldiğim – Kuzey İrlanda’da da kaldı. Kuzey İrlanda, anayasal olarak Birleşik Krallığın bir parçası. İrlanda Cumhuriyeti, AB üyesi. Gerçekten insanlara ilginç gelen ise 2016 Brexit referandumunda Kuzey İrlandalılar AB üyesi olarak kalmak istediler. Brexit’i istemediler. Bu, adanın bir başından ötekine çok konuşuldu.

Halimiz: Yeni yapılan seçimlerde Sinn Fein seçimi kazandı ve çoğu kişi Brexit’in bunda etmen olduğunu argüman etti. Böyle bir ilişki var mıydı?

Mary Fitzgerald: İngiliz medyasında bu söylem çokca yer aldı. Brexit’in bir sonucu olarak görüldü. İrlandalı yorumcuların cevabı ise, “İngiltere, bu seçim, sizinle alakalı bir durum değil,” oldu. Sinn Fein, 65 yaşın üzerindekiler için olmasa da İrlanda Cumhuriyeti’nde ki en popüler parti oldu bu seçim sonucunda — özellikle genç nüfus arasında. Ama bu seçimde neden bu kadar iyi bir ivme yakaladıkları biraz karmaşık nedenlere bağlı. İki temel neden, konut ve sağlık. Bu iki mesele bugün İrlandalıların günlük hayatını doğrudan etkiliyor. Bu sonucun, Brexit’le ilişkilendirilmesi biraz abartıydı. Günün sonunda tüm mesele geçimle alakalıydı.

Halimiz: Okuduklarımdan anladığım kadarıyla Sinn Fein, Kuzey İrlanda’da, konut ve vergi mevzularında çok iyi bir karneye sahip değil. Nasıl oluyor da İrlanda Cumhuriyeti’nde tam da bu konularda umut kaynağı oluyor?

Dearbhail McDonald: Sinn Fein için tarihi bir seçimdi. Şimdi İrlanda adasının hem kuzeyinde hem de güneyinde seçilmiş vekilleri var. Oylarındaki artış, konut ve sağlık ile ilgili vaat ettikleri değişikliklerle doğrudan ilintili. Bir veya iki seçim öncesine giderseniz, bu tırmanışı nasıl yakaladıklarına dair daha net bir kanaate sahip olabilirsiniz. Avrupa’daki en hızlı büyüyen ekonomiye sahibiz. Troykadan iyi bir şekilde iyileşti. Seçmenin yüzde 60’ı bu ekonomik iyileşmeyi ceplerinde hissetmediklerini söyledi; ana mevzu da konut ve sağlıkla ilgili harcamalardı. Brexit referandumundan sonra ulusal gündemi en çok bu mevzular kapladı.

Halimiz: Sinn Fein, bir terör örgütü olarak kabul edilen askeri kanadı İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) ile daha çok biliniyordu. İnsanlar, zaman içinde Sinn Fein’in bu tarafını nasıl daha farklı görmeye başladılar?

Mary Fitzgerald: Benim kanaatime göre 1921 bağımsızlık savaşımızdan bu yana siyasi olarak hala o savaşta savaşılan ayrışmalar üzerinden siyaset yapılıyor. Bunun neticesinde de bir çok batı Avrupa ülkesinde gördüğünüz gibi klasik bir sağ sol ayrışması bizde olmadı. Ana akım partiler hep merkezde oldular. Sinn Fein ise daha ziyade sol tandanslı bir siyasetten geliyor. Ve popülizm kelimesinin gündeme çok getirildiğini biliyorum. Sinn Fein’in, ülkenin siyasetine onlarca yıldır hakim olan iki ana akım partiye karşı duruşu ortada. Sinn Fein’in geçmişine ve IRA ile ilişkisine gelince; İrlanda’da şimdi öyle bir genç nüfus var ki onların Kuzey İrlanda ile yaşanan çatışmalı sürece dair hiçbir hafızaları yok. Onların Sinn Fein’e bakışı haliyle de 65 yaş üstünün bakışından çok farklı.

Halimiz: Sinn Fein, Kuzey İrlanda ve İrlanda’yı birleştirmek istiyor mu?

Dearbhail McDonald: Siyaseten ana hedeflerinden biri bu ve doğrusu diğer siyasi partiler arasında da bu görüşte olan çok var. Hayırlı Cuma Anlaşması veya Belfast Anlaşması yirmi yıl önce imzalandıktan sonra normalleşme kaçınılmazdı. Kuzey İrlanda’da çok uzun zamandır yönetimdeler ve giderek daha da sağlam yer ediniyorlar kendilerine. Hayırlı Cuma Anlaşmasının kritik maddelerinden biri de sınırlarla ilgili halkın kararına başvurulabileceği idi. Eğer halkın iradesini sorgulamak için böyle bir yoklamaya gidilirse, İrlanda adasının tamamı birleşmeye dair ne düşündüklerini ortaya koyacaklar. Sinn Fein’in temel hedeflerinden biri de bu. Seçim sürecinde ise bu gündemde değildi ama seçim sonuçlarının gösterdiği ilginç bazı tespitler de oldu. Mesele seçmenin yüzde 57’si, beş sene içinde böyle bir kamuoyu yoklamasının yapılmasını istiyor. Yani on yıl önce tamamen gündem dışı olan birleşmeye yönelik konuşmalar, bugün gündemin ana maddesi olarak yavaş yavaş kendini belirginleştirmeye başladı.

Halimiz: Sinn Fein hükümet kurabilir mi?

Dearbhail McDonald: Bu, biraz karmaşık çünkü Sinn Fein seçimi kazanmadı. Nüfusun yüzde 25’i onlara oy verdi, bu da önemli bir güven oyudur ama nüfusun yüzde 75’i onlara oy vermedi. Geniş tabanlı sol eğilimli bir hükümet kurabilirler önümüzdeki birkaç hafta içinde veya geniş tabanlı bir koalisyonun parçası olabilirler. Hükümetin nasıl kurulacağını zaman gösterecek ama Leo Varadkar’ın genel başkanlığındaki Fine Gael, Sinn Fein ile hiçbir şekilde bir hükümet ortaklığına girmeyeceğini kesin bir dille açıkladı. Fiana Fail, öteki ana akım partisi, belki onlar Sinn Fein’i hükümet ortağı yapacaklar veya Sinn Fein kendi bir şekilde hükümet kuracak.

Halimiz: İrlanda seçimlerinden, Türkiye ile ilişkilere gelirsek. İki ülke ilişkilerinde öncelikler nelerdir?

Mary Fitzgerald: İrlanda, Türkiye’nin, AB’ne tam üyeliğini uzunca bir süredir destekliyor. Dönemin İrlanda Cumhurbaşkanı Mary McAleese’in, Türkiye’ye yaptığı resmi ziyareti anımsıyorum. Bunun için yapılmıştı o ziyaret. Onun dışında ikili ilişkiler; diğer batı Avrupa ülkeleri Almanya ve Hollanda’da olduğu gibi bizde bir Türk toplumu yok. Dolayısı ile farklı bir ilişki dinamiği var. Her iki tarafta da yatırımlar var ama sanırım bu ilişkinin ana dinamiği İrlanda’nın, Türkiye’nin, AB üyeliği istemine verdiği destek.

Halimiz: Ortadoğu’yu yakından takip ettiğini ve Libya’yı özellikle iyi izlediğini biliyorum. Türkiye’nin Ortadoğu politikası hakkında ne düşünüyorsun?

Mary Fitzgerald: İlginç buluyorum. Ziyaret ettiğimizde o dönemin dışişleri bakanı olan Davutoğlu ile yaptığım röportajı hatırlıyorum. O zamanlar, Türkiye’nin komşuları ile sıfır sorun politikasını vurguluyordu. Ama özellikle son yıllardaki, özellikle 2011’den bu yana bölgede yaşananlar gösterdi ki bu kadar karmaşaya açık bir coğrafyada böyle bir siyaseti yürütmenin zorlukları var. Son zamanlarda özellikle Libya üzerine çalışıyorum; Türkiye de BM tarafından tanınan ve son 11 aydır kuşatma altındaki Tripoli’deki hükümetin tarafında güçlü bir şekilde müdahil oldu Libya’ya ama yürüttüğü siyasetin çok ciddi riskleri var ve kimisi de kendini göstermeye başladı. Ve Türkiye’nin, Batı Avrupa ülkeleri ile ilişkileri bu riskler yüzünden gerilmeye başladı ve onlar, Türkiye’nin, Libya ile imzaladığı anlaşmalardan pek memnun değiller.

Halimiz: Avrupalıların, sınırlarına gelen göçmenlerden de çok memnun olmadıkları gözlemleniyor. İrlandalılar nasıl yaklaşıyorlar bu meseleye?

Dearbhail McDonald: İrlanda’ya da gelen çok göçmen oldu. İltica amaçlı gelenlere, konaklama ve yiyecek sağladığımız bir sistemimiz var. Bu da zaman zaman yerel bazda bazı sorunlar doğurdu. Türkiye’nin, milyonlarca göçmene evsahipliği yapıyor olması ise büyük bir takdirle izleniyor.

Halimiz: İki ülke arasında sanki ortak çok mevzu var ama güçlü bir bağ eksikliği de var gibi. Ne dersiniz?

Dearbhail McDonald: Güçlü bağlar, ekseriyette, diaspora sayesinde oluşuyor. Ama buna rağmen benim için ve sanırım genel anlamda İrlandalılar için Türkiye’nin, dünya için, Avrupa için, bölge için stratejik önemi tartışılmaz ve sanırım daha çok dış politikası hakkında bilgimiz var; ülkede, yerel bazda neler olup bittiğini pek bilmiyoruz.

Mary Fitzgerald: Göçmenlerle ilgili konuya bir şey daha eklenebilir. İrlanda’da yaşayan her 6 İrlandalıdan 1’i yurtdışında dünyaya gelmiş. İrlanda, bir dönem dışardan çok göç aldı. Halbuki İrlanda, dışarıya göç veren bir ülke olmaya alışkındı ve bu göçün yönü değişti. İlginç olan ise Batı Avrupa’yı kasıp kavuran göçmen karşıtı, yabancı düşmanı bir akımı hiç görmedik. Bu seçim de gösterdi ki göçmen karşıtı siyasetin çok zayıf bir karşılığı var.

Dearbhail McDonald: Sanırım nüfusun yüzde 2’sinden daha az. İrlanda’da aşırı sağ söylemin yenildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Halimiz: Tekrar seçim sürecine gelirsek. Yayın Kurulu olarak seçimlerin izlenmesinde nasıl kurallar koydunuz yayıncılara?

İrlanda Yayın Kurulu Başkanı Michael O’Keeffe: Programlama ve reklamcılıkta, tarafsız ve objektif olunması için sıraladığımız bir dizi gözlemlenmesi gereken hususlar var. Bunların içinde seçim döneminde izlenmesi gereken yayın kuralları ile ilgili de bir bölümümüz var. Herhangi bir seçim sürecinde ana mesele, yayınlarda adil, tarafsız ve dengeli bir yaklaşımın sergilenmesi. Aynı zamanda, sosyal medyada yapılan paylaşımların da bu kapsamda ele alınması gerektiğine işaret ediyoruz.

Halimiz: Somut bir örnek var mı?

Michael O’Keefe: Biz prensipleri açıkladıktan sonra, bunların pratiğe nasıl yansıyacağını yayıncılara bırakıyoruz. Kendi kuralları ve regülasyonlarını oluşturmalarını istiyoruz. Aynı şekilde sosyal medya stratejilerini de bu şekilde yapılandırmaları gerektiğini söylüyoruz. Onlar hazırlıklarını yapıyorlar ve bize sunuyorlar. Biz de bizim prensiplerimizle örtüşmesini kontrol ediyoruz.

Halimiz: Çarpıcı bir örnek var mı aklınızda?

Michael O’Keefe: Birkaç yıl önce bir olay oldu. Seçime çok yakın bir tarihdi. Bir program sırasında bir tweet atıldı. Ve yayında röportaj yapılan adaylardan biri hakkında bir şey attı ortaya. Bu yayında paylaşıldı ama sonradan görüldü ki ne bu tweet’de yer alan iddia doğru ne de tweet’i atan gerçekten iddia ettiği kişi değil. Seçimden sonra gördük ki bu olaydan bu aday olumsuz anlamda etkilendi. Bu tweet öncesinde yapılan kamuoyu yoklamalarında oyları daha yüksek gözükürken, sandıktan daha zayıf bir sonuçla çıktı. Biz de bundan sonra programlarda bu gibi tweetler alındığında sağlaması yapılmadan yayına verilmesinin sakıncaları olduğunu ilettik. Ancak yeni medya, sosyal medya gibi ortamlarla ilgili denetimin mekanizmaları yok.

Halimiz: Tarafsız ve Dengeli yayıncılığı nasıl tanımlıyorsunuz?

Michael O’Keefe: Bu, İrlanda’da da zaman zaman çok tartışılan bir mevzu. Kimi yayıncılar meseleyi dakika tutma gibi algılıyor. Bizce mesele o değil. Asıl mesele, siyasetçilerin, kendilerini doğru ifade edebilmeleri için yeterli süreye sahip olup olmadıkları. Birisi 2 dakikada anlatır, öteki 5 dakikada. Önemli olan siyasetçinin ne demek istiyorsa mesajını verebilmesi.

Halimiz: Seçim sürecinde en büyük zorluğunuz neydi?

Michael O’Keefe: Seçim sürecine dair kuralları çok yıllar önce oturttuğumuz için yayıncılar da bu kurallara uydular. Yalnızca bu kuralları yayınlamakla kalmıyoruz, aynı zamanda bunların nasıl pratikte uygulanabileceğini gösteren atölyeler de yapıyoruz. Böylelikle sürekli iletişim ve etkileşim halinde kalıyoruz. Eğer bir konuda akıllarına takılan bir soru varsa, gündeme getiriyorlar. Birlikte konuşuyoruz ve birlikte bu konuda ne yapabileceğimize bakıyoruz. Bu iletişimin çok faydası oldu. En büyük zorluk ise sosyal medya. İrlanda’da henüz regüle edilmeyen bir platform orası.

Halimiz: Televizyonda program yapan veya soru soran gazeteciler, taraf tutuyorlar mı?

Michael O’Keefe: Hayır. Bu yönde bir kanıt olsa müdahale ederiz. Siyasi partiler haksızlığa uğradıkları kanaatine vardıklarında gelir bize haber verirler. Biz de duruma bakar ve değerlendiririz. Haklılık payı varsa, bizle olan ticari kontratlarını ihlal etmiş olurlar. Bu işin de para cezası vardır. Tabii en kötüsü lisansın iptali olur. Böyle bir durumu da yaşamadık.

Halimiz: Aynı dünyada, aynı zaman diliminde ve fakat farklı gezegenlerden bildiriyormuş gibi hissettim bir anda. Bizda yandaş medya olmayan bir medya kalmadı ama elbette doğru olanı İrlanda’da olanı. Daha önce İrlanda televizyonu izlemedim. Bundan sonra dilerim hem ülkenizi ziyaret eder, hem de yayınlarınızı izlerim. Gazeteci olarak kıskanılası olduğunuza şüphe yok.

mm

Tülin Daloğlu

Publisher / Yayıncı - tulin.daloglu@halimiz.com Bu sitenin yayıncısı ve baş editörüyüm. Gazetecilik mesleğimde yirmi yılı geride bıraktım. Başta Türk medyası olmak üzere, Amerika, İngiltere ve İsrail medyalarında yazılarım yayınlandı. Ankara, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezunum. Üzerine aynı bölümde master çalışmam var … Ve Washington, D.C., Amerikan Üniversitesi'nde medya hukuku üzerine ikinci lisans üstü çalışmamı tamamladım. Şimdi, bu yeni mecrada huzurlarınıza çıkıyorum … yazarak, konuşarak, bilgi odaklı yürüyerek var olmaya kıymet verenlerdenim…

1 Comment

  1. Zeliha Doğan Yeşil dedi ki:

    Tarihe not düşecek önemli bir söyleşi olmuş. İrlanda ve Türkiye ile ilgili karşılaştırmalar ve örnekler “aynı dünyada ve aynı zaman diliminde” ifadeleriyle çok etkileyici. Sizi ve konuşmacıları kutluyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!