SENİN HAKKINDA YEDİ ŞEY... - Halimiz
YAVAŞLAMAK
7 Şubat 2019

Hayata dair kesin olan tek şey ölümken, bunun dışında her şeyin değişken olduğu bir hayatta, geçici olanlara tutunmak yerine tek sahip olduğun şeye yani yaşamaya tutunmamak niye?

Şimdiye dek ölürken iyi ki şunu da almışım diyeni duymadım. İyi ki yapmışım, iyi ki tanımışım, iyi ki gitmişim diyeni duydum.

Para ile satın alınabilir şeylere fazla da önem vermemek gerek. Lüks bir arabaya sahip olmak güzeldir, lüks otellerde tatil yapmak, emrinde çalışanların olduğu bir lüks evde yaşamak. Bunlara sahipken kendini yalnız hissediyorsan veya sahip olduklarını kendinle özdeşleştiriyorsan eyvah!

Hiç kimsede bulunmayan tasarım çantan, kusursuz gülüşün, genç ve diri vücudun, pürüzsüz ve mimiksiz yüzünle mutluluğu kurslardan öğrenmeye çalışıyorsan çok yoksul bir varlıklı olduğunu söyleyebilirim. Eğer her sosyal aktivitede yanında birileri varsa ama kalbini kimseye açamıyorsan, çok yalnız olduğunu söyleyebilirim. Eğer dünya kadar paran varsa ama hala da gelecek endişesi yaşıyorsan hayatı ıskaladığını söyleyebilirim.

Bir ya da bir kaç kişi kendilerine iyi gelen iyileşme süreçlerini diğer insanlara aktararak para kazanıyorlar. Sen de bu pazarlama tuzağına düşüyorsun. “ Mutluluğun sırrı” Kendi gücünü keşfet” “İnanırsan olur” “Başarıya giden 10 adım” vb kitaplarda yazan her şeyi harfi harfine yapsan bile bu formülün sende işlememe ihtimali çok yüksek çünkü başarı ve zenginlik aslında çok fazla faktöre bağlı ve bunların içinde bizim bilimsel olarak açıklayamadığımız bir faktör daha var ki buna şans diyebiliriz. Mutluluğun tanımı herkes için farklıyken mutluluğa giden tek bir yol vardır diyemeyiz. Belki de Budistlerin dediği gibi, mutluğun kendisi yoldur.

Aynı konservatuardan aynı notlarla mezun olmuş iki yetenekli müzisyenden biri dünyaca ünlü virtüöz olurken diğeri çocuklara özel ders veren bir müzik öğretmeni olabiliyor.

Başarı için önemli faktörlerden biri çevre. Hadi diyelim ki bu iki insan aynı çevreye sahip, aileleri ve okulları, yaşadıkları yerler, görgüleri vs. çok benzer.

Bu sefer işin içine zamanlama giriyor. Hangisi doğru zamanda iş hamlesini yaparsa o alıyor işi.

Hadi diyelim ki ikisi aynı anda başvurdu işe. Tam olarak aynı anda başvurmaları teknik olarak imkansız ama aynı gün başvurdular diyelim. İlk başvuranın mülakatı ile ikincisi arasında mülakatı yapan kişinin duygusal durumunda bir değişiklik oldu ve ikinci kişinin mülakatını layığıyla yapamadı ve birinci kazandı.

Bu varsayımlar, bizi başarının her zaman kontrol edilebilecek bir olgu olmadığı sonucuna götürür. Ayrıca bir kişi için doğru olan formül diğer kişi için doğru olamaz çünkü kişilik farklılıkları vardır.

Dolayısıyla kendine yardım, öz gelişim, kişisel gelişim, farkındalık vs. kitaplarının hiç biri bize tam olarak yardım edemez. Hiç bir ekol de bize tek başına yardım edemez. Biz kullanmak için doğduğumuz, bizi diğer canlılardan ayıran yegane özelliğimizi yani aklımızı kullanarak kendi kendimize yardım edebiliriz. Tek yapabileceğimiz şey bu.

Krishnamurti ne diyor biliyor musun? Hiç bir gurunun, liderin peşinden gitmeyin çünkü herkesin yolu farklıdır. Benim sözlerimi de mutlak doğru olarak almayın diyor.

Bir kişinin yolu bir çok kişinin daha önce geçmiş olduğu yolların bir kesişimidir. Kendi yolunu bırakıp başka birinin yolunu takip edersen asla gideceğin yere ulaşamazsın. Başka yerlere ulaşırsın.

Yeniden kişisel gelişim kitaplarına dönecek olursak, bazen de öyle bir kitap çıkar ki karşına, “ah ya işte bu, tam da benim için yazılmış” dersin. Bu tür kitaplardan biri benim için Berrak Yurdakul’un yazdığı ve yılbaşında tüm aileme hediye ettiğim “ Senin Hakkında Yedi Şey Düşündüm (Birini söyleyeceğim)” kitabıydı.

Bu tek bir kitap, kişisel farkındalık yolunda çok yol kat etmiş bir çok bilge, yazar, lider, şairin yollarının kesişim noktası gibiydi benim için.

Kitaptan bazı alıntılarda anlatmaya çalışmayacağım içeriği çünkü benim kalbime ve aklıma ulaşan cümleler ile seninkiler mutlaka farklı olacaktır. Benim için uyandırıcı etki dikkat ve enerjiyi yapıcı kullanmakla ilgili olanıydı.

Bu kitaptaki her şey bana uyuyor mu? Her öneriyi kendime uygulasam, sürekli bir uyanıklık hali içinde olabilir miyim? Büyük ihtimalle hayır ama beni onlarca kitabı okuma zahmetinden kurtarıp bana aslında hap gibi bir farkındalık formülü sunan bu kitap benim beklentimin çok ötesinde yararlı oldu benim için.

Kendimle ilgili gözlemlerim ve keşiflerim oldu. Kendimde yok saydığım, inkar ettiğim yanlarımla yüzleştim. Kendimi anlaşılmamış ve yalnız hissettiren algım ile ilgili çalışmaya başladım. Kendimde ihmal ettiklerim ve ertelediklerim dan diye suratıma çarptı. İyi ki benimle ilgili sadece bir şeyi bana söylemiş Berrak diye düşündüm, yedisini birden duysam halim nice olurdu?

Vakit kaybetmeden alıp, vaktini ve dikkatini hakkıyla vererek oku bu kitabı. Bakarsın hayatındaki bir şeyleri değiştirirsin.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. Şehir ve mesleği aynı anda değiştirmek benim için köklü bir değişimdi. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011 senesinde yine bir radikal değişiklik yapıp işten ayrıldım, bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri STK’larda çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği Temsilciler Meclisindeyim. Yenidenbiz’i destekliyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only one team ile bir kolektif kitap yazıp, bir installation sergisi açtık, Online radyo kurduk ve online şiir gecesi yaptık. Farkındalık, reiki, meditasyon, şiddetsiz iletişim, yoga vb . eğitimlere katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Yazıyorum, konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!