ŞEKERLİ, ORTA, SADE? - Halimiz
Haftanın Öne Çıkan Haberleri
15 Haziran 2017
Din – Gin
15 Haziran 2017

Siz de benim gibi Türk Kahvesi sever misiniz ? Merak ediyorum günde kaç kahve tüketiyorsunuz? Kahvenizi nasıl içiyorsunuz? Peki ya çay??? Günde kaç tane çay içersiniz? Çayınızı şekerli mi içiyorsunuz? Kaç tane şeker atarsınız çayınıza?

Şeker tüketimi sağlık alanında günümüzün neredeyse en çok konuşulan konularından biri. Pek çok hastalığın altındaki sebep olabildiği gibi, sağlıklı bireylerde de olumsuz durumlara yol açabiliyor.

Şeker yemek beyninizde sizi iyi hissetiren dopamin ve serotonin gibi hormonların salgılanmasına sebep olur. Ya da kokain ve benzeri bazı uyuşturucu maddeler gibi, siz kendinizi  iyi hissettikçe bedeniniz de şekeri daha cok istemeye başlar. Ve bu duyguya deyim yerindeyse müptela olursunuz ve her şeker yediğinizde daha çok yemek istersiniz.

Şeker yediğinizde, diğer bütün yiyecekler gibi, dilinizdeki tat alıcılarınız aktive edilir. Sonra beyninize bir sinyal gider, bu sinyal beyindeki ödül merkezini aktive ederek kendinizi iyi hissetmenize sebep olan dopamin salgılanmasına sebep olur. Zaman zaman bir parça çikolata ile beynimizin ödül merkezini aktive etmek hoş ve zararsızdır. Ama problem, ödül merkezi çok fazla aktive edildiğinde başlıyor; yemek yerken kontrolu kaybetmek, aşermeler ve şekeri tolere edememe, sürekli karbonhidrat yeme isteği gibi.

Eğer şeker düşmesi yaşadıysanız, kan şekerindeki düsüklükler huzursuzluk, duygu değişimleri, yorgunluk, asabiyet gibi semptomlar gösterebilir. Bu kan şekerinizin birden yükselip hızlıca düşmesinden kaynaklanır. Kendinizi sinirli veya depresif hissedebilirsiniz. Bu da depresyon ve anksiyeteye neden olabilir veya artırabilir.

Şeker dediğinizde aklınıza sadece sofra şekeri gelmesin. Gün boyu şeker ihtiva eden yiyecekleri şöyle bir gözden geçirelim.

Pekmez, bal, çikolata, esmer şeker, bisküviler, kekler, tüm nişastalar, glikoz şurubu, mısır şurubu, unlu mamüller, dondurma, helva, paketlenmiş suni gıdalar ve daha niceleri…

Prof. Dr.Canan Karatay bakın bu konuda neler söylüyor: “En tatlı zehir dediğimiz şeker ve şeker yüksekliği kalp krizi, felç, şeker hastalığı ve kansere neden olmakla birlikte tansiyon yüksekliği, Alzheimer, unutkanlık, depresyon gibi birçok rahatsızlığa yol açan en önemli etkendir.” Şeker (diyabet) hastası olmayan normal kişilerde dahi, kan şekerinin (kısa bir süre yüksek kalmasının bile) serbest oksijen radikallerinin yapımını artırdığından dolayı, insülin ve leptin direncini artırarak vücutta tahribat yaptığı gösterilmiştir.

Şeker ve şekerli tatlı tüketiminin insan vücudunda sebep olduğu bazı tahribatlar ve hastalıklar şunlardır:

• Vücudun mineral dengesini bozar.
• Protein emilimini engeller.
• Dokuların esnekliğini ve işlevini bozar.
• Enzimlerin fonksiyonlarını bozar.
• DNA yapısında zarara yol açar.
• Alkol gibi zehirleyicidir.
• Bağımlılık yapıcı bir maddedir.
• Vücut bağışıklık sistemini yıkar ve zayıflatır.
• Vücutta serbest oksijen radikallerin artmasına ve oksidatif strese neden olur.

• Viral ve bakteriyel her türlü enfeksiyon hastalığına karşı korunmayı zayıflatır.
• Yaraların ve hastalıkların iyileşmesini geciktirir..
• Depresyona neden olur.
• Baş ağrısı ve migrene neden olur.
• Miyop hastalığına (uzağı görememe) neden olur.
• Gözlerde katarakta neden olur.
• Tükürük asiditesini artırarak diş çürümelerine neden olur.
• Diş ve diş eti hastalıklarına neden olur.
• Besin alerjisine neden olur.
• Derimizdeki kollajen yapısını bozar ve ciltte kırışıklıklara neden olur.
• Erken yaşlanmaya sebep olur.
• Çocuklarda hiperaktivite, anksiyete, konsantrasyon bozukluğu ve zayıflığına
neden olur.
• Çocuklarda egzamaya neden olur.
• Kadınlarda premenstürel sendromu (adet dönemi öncesi yaşanan sıkıntılar) daha kötü hale getirir.
• Vücutta hormonal dengesizliğe neden olur.

• İnsülin ve leptin direncini başlatır ve giderek artırır.
• Vücutta su tutulmasını arttırır.
• Kilo alma, şişmanlık ve obeziteye neden olur.
• Açlık şekerini yükseltir.
• Hipoglisemiye (kan şekeri düşmesi) neden olur.
• Diyabete (şeker hastalığına) neden olur.
• Obez hastalarda yüksek kan basıncına neden olur.
• Kalp, damar ve felç hastalıklarına neden olur.
• Kanın pıhtılaşmasını artırır ve damarların tıkanmasına neden olur.
• Aterosikleroz denilen damar sertliğine neden olur.
• Astıma neden olur.
• Karaciğer büyümesi ve yağlanmasının nedenidir.
• Safra ve böbrek taşına neden olur.
• Böbrek üstü bezlerin fonksiyonlarını yavaşlatır.
• Hazımsızlığa neden olur.
• Besinlerin gastrointestinal sistemde ilerlemesini yavaşlatır, bağırsak hareketlerinin 1 numaralı düşmanıdır. Kabızlık yapar.
• Hemoroit dediğimiz, basur hastalığına neden olur.
• Kronik artrit hastalıklarına (eklem hastalıkları) neden olur.
• Kemik erimesini başlatır.
• Alzheimer hastalığına neden olur.
• Her türlü kanser hücresini besler.

• Pankreasın yağlanmasına ve kanserine neden olur.
• Meme, yumurtalık, prostat ve kalın bağırsak kanserine neden olur.

Peki şekerden nasıl uzak duracağız?

Doğal besleneceğiz, yani ağaçta, toprakta yetişmeyen hiçbir şey yemeyeceğiz, içinde adını telaffuz edemediğimiz katkı maddeleri bulunan hiçbir paketli ürünü tüketmeyeceğiz.

Bol bol yumurta, et, balık, köy tavuğu, fındık, fıstık, tereyağ, yoğurt, taze sebze, meyve tüketeceğiz. Ayran içeceğiz, limonata yapacağız, su içeceğiz, kahvemizi ve çayımızı şekersiz içeceğiz.

Diyeceğim o ki bu kısır döngüden kurtulduğunuzda hayatınız daha sağlıklı, enerjik ve verimli olacak. Haydi başlayalım…Yarın, öbür gün değil… Bugün !

mm

Ayşegül Günsur

Hayatının her döneminde yemek ile ilgili bir iş yapmış, mutfağından pazarlamasına her dalını deneyimlemiş, ancak beslenme danışmanlığı yaparken en büyük tatmin duygusunu yaşayan, doğal yollarla tedaviye inanan, ruh-beden-zihin bütünlüğüne inanan, öğrenme sevdalısı, profesyonel öğrenci, cross-fit, meditasyon, seyahat, sinema ve kitap tutkunu biriyim... yemek yemeyi sevdiğimi vurgulamaya gerek olmasa sanırım :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!