SANATÇININ GÖREVİ - Halimiz
SANATÇININ GÖREVİ 2
ÖNYARGI ACITIR
5 Aralık 2019
SANATÇININ GÖREVİ 3
ANNELER VE OĞULLARI
5 Aralık 2019
SANATÇININ GÖREVİ 4

Sanatçı içinde yaşadığı toplumun bir ürünüdür ve hatta ona rağmen var olandır. Sanatın ve sanatçı terimlerinin içinin boşaltıldığı toplumlarda ünlü olup da mesleği olmayanlara da sanatçı dendiği gibi, belirli bir yatkınlık (yetenek) üzerine çalışarak ve belirli bir formasyon alan kişilere de sanatçı denir. Her güzel sanatlar mezunu sanatçıdır diyemeyiz, her tiyatro oyuncusu, her resim çizen, her şarkı söyleyen de sanatçı değildir.

Peki o zaman sanatçı nedir?

Sanatçının bir görevi var mıdır yoksa sanatçı, bireysel, toplumsal ve evrensel sorunlara sanat türleri ile işaret eden kişi midir?

Sanatçıya yüklenen misyon aslında oldukça ağırdır. Sanatçıdan bizim yapamadığımızı yapması, bizim olamadığımızı olmasını bekleriz. Çünkü o bizden daha üstün yeteneklerle donatılmış deriz. Afşar Timuçin ise buna Estetik isimli eserinde karşı çıkar. Der ki, “Sanatçı sanata eğilimlidir, başkalarından bu özelliği ile ayrılır. Ancak o bir üst-insan değildir, üstün insan da değildir, bir insandır. Üstün bir varlık olarak algılamaz kendini.” Timuçin’e göre tam anlamıyla tüm üstünlük duygularının üstünde yaşayan Dostoyevski, bizi şaşırtırcasına “basit adam, karmaşık adamdan daha korkulasıdır” demiştir.

Sanatçı, estetik kaygısı güden kişidir. Baktığı şeyde güzelliği gören, yarattığı şeyde estetiği gözetendir.

Sanatçı, duygularını dönüştürmede ustalaşmış kişidir. Sanatçı, fikirlerini yaratıcı bir şekilde ortaya koyandır. Sanatçı, politikacı değildir, olmamalıdır da ama sanatçının bir politik görüşü, bir politik duruşu elbet olmalıdır.

Sanatçı dediğin, senin benim eleştirmeye cesaret edemediğimizi eleştiren, tabulara dokunandır. Tabuları sorgulayan bazen tabuları yıkandır.

O yüzden sevilmez veya anlaşılmaz çoğu zaman. Toplumun kutsalları, dokunulmazları, kırmızı çizgilerine dokunabilme cesaretini gösterendir. Bu yüzden eleştirilir, topa tutulur ve hatta linç edilir.

Sanatçı tepeden bakan değildir, bizden biridir. Sanatçı, halkı tanıyan, onu anlayan, onun içinde olandır. Ama toplumda herkes yanlış bir yöne gidiyor diye kendi yönünü değiştirmez. Sanatçı, kendi yolundan gidendir.

Sanatçı, yaşadığı çağın şahididir. Şahitlik farkındalığı, farkındalık ise sorumluluğu getirir. Sanatçı farkında olduğu adaletsizliği, zihinsel aldatmacaları, bilimsel yalanları siyasi çıkarları topluma anlatma sorumluluğundadır; ben görmedim, bilmedim, duymadım diyemez. Sanatçı ile zanaatçi arasındaki en büyük fark budur.

Sanatçı tabuları yıkarken, bir çıkar gözetiyorsa ona sanatçı denmez. Tabuları yıkmaya çalıştığı için çıkar elde etmiş olmak ise o kişinin sanatçı olmadığını göstermez.

Sanatçı ödül almak için bunu söyledi demek niyet okumaktır. Niyet okuma işini siyasetçiler, politika yazarları, köşe yazarları yapabilir. Ama doğru okurlar ama yanlış… Bir sanatçının yaşadığı ülke aleyhinde bir şey söylemiş olması sadece ödül almak için değil, ülkede var olan ve görmezden gelinen büyük bir soruna işaret etmek için de olabilir.

Sanatçıdan sadece milli politikalar yönünde eserler çıkarmasını bekleyebilir miyiz? Sanatçı, muhalif yapıdadır ve şahitlik ettiği dönemin ve coğrafyanın bir aynası vazifesini görür. Dolayısı ile Kuzey Avrupa ülkelerindeki bir sanatçının ürettiği ile Orta Doğu ülkelerinden çıkan bir sanatçının ürettikleri farklı olacaktır.

Coğrafya bir toplumun kaderi olabilir ama sanatçının kaderi değildir. Sanatçı, yaşadığı çağa evrensel bakabilendir. Sanatçının coğrafyası, aklı ve vicdanıdır.

Sanatçı, gerçeği bazen tüm çıplaklığı ile, estetik kaygıyı aşarak bize gösterendir. Çağdaş Sanat Galerileri ve Sanat Bienalleri bu sanatçıların anavatanıdır.

Sanatçı, estetik kaygı güder ama bazen mesaj estetiğin önüne geçebilir.

Sanatçı, bir eser yaratırken hem düşüncelerini hem de duygularını harekete geçirir. Nietzsche eserlerdeki ruhu ve duyguyu anlatmak için “Yazılarını kendi kanıyla yazanı severim yalnız. Kanla yaz, göreceksin ki kan ruhtur” demiştir.

Sanatçı, sadece bilinçle yaratmaz, bilinçdışı devreye girer sanatın ortaya çıkışında. İşte sanatçıyı sanatçı yapan budur.

Kant’a göre estetik haz her tür çıkardan soyutlanmış hazdır. Hegel’e göre ise sanattaki “güzel” ruhtan doğmuş güzeldir. Bergson ise şeylerin temeli estetiktir diyerek estetiğe metafizik bir bakış açısı getirir.

“Sanat”ın ve “Sanatçı”nın yüzyıllar boyunca bir çok farklı tanımı varken ve bu tanımlar üzerine fikir birliği sağlanamamışken sanatçı payesi verilmiş bir kişinin kazandığı ödül üzerinden ülkenin iki ayrı kutba sürüklenmesi acıklı değil midir?

Yıllar önce gördüğüm bir protest duvar yazısı geldi aklıma. Amerikan dolarlarının üzerinde “In God we Trust” yazar yani Tanrıya güveniriz. Buna gönderme yapan slogan “In art we Trust” yani sanata güveniriz şeklindeydi. Bu belki de hem sanatın ticarileşmesi ve para kazandırmasına bir gönderme hem sanatı olduğundan üst bir konuma getirip Tanrılaştırmamızla ilgiliydi. Ama esas anlamı bizi bulunduğumuz karanlıktan tek çıkartabilecek kurtarıcının sanat olduğunu göstermesiydi.

Her durumda Atatürk’ün ünlü sözlerinden biriyle yazımı sonlandırıyorum; “Güzel sanatlarda muvaffak olmak, bütün inkılaplarda başarıya ulaşmak demektir. Güzel sanatlarda muvaffak olamayan milletler ne yazık ki, medeniyet alanında yüksek insanlık sıfatıyla yer almaktan ilelebet mahrum kalacaklardır.”

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!