SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞI MÜCADELE GÜNÜ - Halimiz
BİR ANDA ELLİ METRE ÖTEMDEKİ ADAM ÖLDÜRÜLDÜ
18 Nisan 2019
KARARLILIĞIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
18 Nisan 2019

17 Nisan 2012, sağlık çalışanlarının en acı günü olarak tarihe geçti. O gün Gaziantep Dr. Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi’ndeki doktor dinlenme odasında yüzünü yıkayan genç Göğüs Cerrahı Dr. Ersin Arslan, 17 yaşında olduğu söylenen bir hasta yakını tarafından sırtından bıçaklanarak hunharca öldürüldü. Ersin Arslan’ın ölümü sağlık dünyasını yasa boğdu. Türkiye’deki tüm sağlık birimlerinde çalışan yüzbinlerce sağlık çalışanı dona kaldı. Tam bir şok hali yaşandı. İlk tepki Gaziantep’te verildi. Sağlık çalışanları Dr. Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi’nden Valiliğe doğru sessiz yürüyüş gerçekleştirerek olayı protesto ettiler. Daha sonra 18 Nisan günü Türkiye’de bir günlük yas ilan edildi ve sabah tüm hastanelerde ve diğer sağlık birimlerinde Ersin Arslan adına saygı duruşu yapıldıktan sonra basın açıklamaları yapıldı. Birçok şehirde, şehrin merkezlerinde yürüyüşler ve protesto gösterileri yapıldı. En kitlesel eylem ise İstanbul’da yapıldı. İstanbul Tıp Fakültesi Temel Bilimler Binası önünde buluşan binlerce sağlık çalışanı yürüyüşe geçti. Fındıkzade’de Cerrahpaşa’dan gelen kortejle birleşen sağlık çalışanları Sultanahmet’teki Sağlık Müdürlüğüne geldi. Sağlık Müdürlüğü önüne konan siyah çelenk sonrası yapılan basın açıklamasında saldırganın bir an önce yakalanması ve en ağır cezayla yargılanması talep edildi. Aynı zamanda Sağlık Bakanlığı göreve çağrılarak şiddete karşı gerekli yasal ve yönetsel önlemlerin alınması için uyarıldı.

 

 

O günden sonra sağlıkta şiddete karşı toplumda bir duyarlılık oluştu. Sağlık çalışanları arasında farkındalık arttı. Hekimler bizim de başımıza gelebilir diye düşünmeye başladı. İşte o zaman Sağlıkta Şiddet Sona ERSİN sloganı atılmaya başladı. Ardından Sağlıkta Şiddete Sıfır Tolerans Platformu kuruldu. Bu platform aracılığıyla şiddete karşı kamuoyu oluşturma, farkındalık yaratılması, şiddete yol açan nedenler açığa çıkarıldı ve çözüm yolları oluşturuldu.

Ayrıca TBBM’ de bir araştırma komisyonu kurularak konu enine boyuna araştırıldı ve çözüm önerileri geliştirildi. Ne yazık ki siyasi iktidar konuyu büyük bir ustalıkla geçiştirerek şiddetin sistematik hale gelmesine göz yumdu. Bugün her yer şiddet mahalli, her yerde şiddet haberi var. Bunda 17 yıllık mevcut iktidarın ve onun ürünü olan Sağlıkta Dönüşüm Programının vebali büyüktür. Artık sağlıkta şiddet haberleri gazetelerin üçüncü sayfa haberleri olmaktan öteye geçemiyor. Her gün onlarca şiddet vakasıyla karşı karşıya olan sağlık çalışanlarında büyük bir korku ve kaygı oluşmaya başladı. Hekimler evden çıkarlarken eşleri ve çocukları ile vedalaşarak işe gitmeye başladılar. Can güvenliği önemli bir sorun halini aldı. Şiddet, yapılan risk analizlerinde birinci sıraya yerleşti ve acil önlemlerin alınması rapor edilmeye başlandı. Ancak İş Sağlığı ve İşyeri Güvenliği Kurullarının yaptığı risk analizleri hiç bir zaman dikkate alınmadı. Uzun yıllardır talep edilen yasal düzenleme gerçekleşmedi. Şiddeti uygulayanlar cezasızlıkla ödüllendirilerek sağlık sorunlarının çözülmesinde şiddet araçsallaştı.

2012 yılından beri her 17 Nisan günü Ersin Arslan anmaları yapıldı. Bu sene Türk Tabipleri Birliği(TTB) 17 Nisan gününün Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü olarak ilan edilmesini talep etti. Bu kapsamda TTB tüm sağlık çalışanlarına şu çağrıyı yaptı:

“Artık dayanılmaz bir hal alan sağlıktaki şiddet konusunda sonuç alıcı düzenlemeler yapılması talebimizdeki ısrarımızı göstermek üzere Dr. Ersin Arslan’ı yitirdiğimiz ve “Hekime- sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti önleme günü” olarak kabul edilmesini istediğimiz 17 Nisan Çarşamba günü Türkiye’nin bütün illerinde ve bütün kurumlarında çalışan hekimleri ve sağlık çalışanlarını bu konuyu gündeme taşımak üzere illerinde BEYAZ EYLEME davet ediyoruz.”

  • 17 Nisan 2019, Çarşamba günü ülkemizdeki tüm sağlık kurumlarında (Aile Sağlığı Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri, Devlet Hastaneleri, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri, Şehir Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri, Özel Tıp Merkezleri ve Özel Hastanelerde) sabah mesai başlangıcında 08.00-08.30 saatleri arasında belirlenecek bir zaman diliminde şimdiye kadar kaybettiğimiz bütün meslektaşlarımızın anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunacağız.
  • Aynı gün öğleyin saat 12.30’da tabip odalarımız tarafından belirlenecek sağlık kurumları ya da Sağlık Müdürlükleri önünde hekimler ve bütün sağlık çalışanı ekip arkadaşlarımız ve katkı koyacak, sağlık sendika, oda ve derneklerle birlikte basın açıklaması yapacağız. (Gaziantep, Samsun ve İstanbul’daki basın açıklamaları öldürülen meslektaşlarımızın çalıştıkları hastanelerin önlerinde yapılacak.)
  • Akşam ise saat 18.00- 20.00 arasında bütün illerde, şehrin uygun bir merkezinde, sağlıkta şiddete karşı mücadelemize destek veren bütün dost kurumlar ve kişilerle birlikte ellerimizde fenerlerle “Sağlıkta Şiddeti Önleme Yasasını Arıyorum!” nöbetleri gerçekleştireceğiz.

Siz bu yazıyı okuduğunuzda 17 Nisan günü 08:00-08:30 arasında tüm sağlık kuruluşlarında Ersin Arslan ve diğer sağlık şehitleri için 1 dakikalık bir saygı duruşu gerçekleştirilmiş olacak. Yine öğle saatlerinde şehirlerin merkezi hastanelerinin önlerinde basın açıklamaları yapılmış olacak. Eylem programının sonunda da akşam saatlerinde sağlıkta şiddeti önleme yasasını arıyorum nöbetleri tutulmuş olacak…

 

Sağlık hizmeti bir bütündür. Hekimler bunun bir parçasıdırlar. Sağlık sisteminin yarattığı sorunların kaynağı sağlık çalışanları değildir. Aksine sağlık çalışanları her türlü özveriyle hastaların bir an önce sağlıklarına kavuşması için canla başla çalışırlar. Sağlık kurumları şifa dağıtılan kamusal mekanlardır. Şiddetin asla olmaması gereken bu mekanların fiziksel yapıları ve insan gücü sağlık hizmeti talebini karşılayacak şekilde planlanmalıdır. Şiddete karşı gerekli güvenlik önlemleri alınmalıdır. Silahlanmaya son verilerek toplumsal histeriye dönen şiddet kültürü için yapısal çözümler üretilmelidir.

Sağlık sorunları şiddetle çözülmez. 7 yıl önce kaybettiğimiz meslektaşımız Ersin Arslan ve sağlıkta şiddet sonucu yaşamını kaybeden tüm sağlık çalışanlarının önünde saygı ile eğilirken sağlıkta şiddetin olmadığı bir sağlık ortamı diliyorum.

mm

Dr. Ali Özyurt

1962 yılında İstanbul’da doğdu. 1987 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni bitirdi. 1994 yılında Anesteziyoloji ve Reanimasyon uzmanı oldu. 2015 yılında Halk Sağlığı doktorasını tamamladı. İstanbul Tabip Odasında 30 yıldır değişik kurullar ve komisyonlarda gönüllü olarak çalıştı. Şu an Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu Üyesi. Evli ve bir kızı var. Söz Uçar Yazı Kalır adında bir anı-deneme kitabı var.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!