SAĞLIKTA ŞİDDET ÖNLENEBİLİR Mİ? - Halimiz
APTAL-AKILLI-SAF
7 Mart 2019
ÇOCUKLAR VE PSİKOLOJİK SAĞLAMLIK – RESILIENCE
7 Mart 2019

1 Dakika 4 Şiddet

Bu yazıyı okumaya başladığınız andan okumayı bitirdiğiniz ana kadar 10 sağlık çalışanı şiddet görecek. Üzeri sessizce örtülen bu şiddet olayları ancak Doktor Ersin Arslan olayında olduğu gibi ölümle sonuçlanınca haber değeri taşıyor. Yapılan hesaplara göre her gün yaklaşık 5760 sağlık çalışanı şiddet görüyor. Özetlemek gerekirse saatte 240, dakikada 4 ve her 15 saniye de 1 sağlık çalışanı şiddete uğruyor. Şiddet, mesleki bir risktir. O yüzden iş kazası olarak tutanak altına alınıp Çalışma Bakanlığına bildirimi zorunludur. Tüm bunlar yapılmadığı için sağlık çalışanları tik-tak-tiki-tik-tak diye işleyen saat gibi her saniye şiddet görme korkusuyla yaşıyor. Artık hekimler, savaşa giden askerler gibi eşleri ve çocukları ile vedalaşarak evden çıkıp işe gidiyorlar.

Sağlıkta Şiddet Neden Oluyor?

Sağlıkta şiddetle ilgili iki önemli teori vardır. Bunlardan birincisi ve en önemlisi, zedelenme-saldırganlık teorisi: Bu teoriye göre iktidarın popülist söylemleri sonucu beklentileri yükselen hasta ve hasta yakınları bu yalancı söylemlere aldanarak geldikleri sağlık kurumlarında ‘’beklentileri’’ karşılanmayınca öfkeleniyorlar ve bu öfke sonucu oluşan zedelenme sağlık çalışanlarına karşı saldırganlığa dönüşüyor.

Bir diğeri ise sosyal öğrenme teorisi: Buna göre şiddet, diğer sosyal davranışlar gibi öğrenilen bir davranıştır. Bizim gibi otoriter bir ortamda şiddet deneyimi yaşayan kişinin benzer ortamlardaki bir uyaran ile öfkesi provoke olabiliyor. Keza geçmiş yaşantısında şiddete maruz kalanlar yaşamlarında şiddet davranışını sürdürebiliyorlar.

Teorileri bir kenara bırakıp ülkemiz sağlık ortamına gelecek olursak, sağlıkta şiddetin en önemli nedeninin 16 yıldır süren Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) olduğunu söyleyebiliriz. SDP, sağlık çalışanlarını hastaların ‘’kölesi’’ olarak programlanmıştır. Hasta ve hasta yakınları ile sağlık çalışanlarını karşı karşıya getiren SDP, popülist söylemleri nedeniyle yalanlarla doludur. Bu yalanlar ile gerçekler örtüşmeyince hasta ve hasta yakınları bunun sorumlusu olarak sağlık çalışanlarını görmekte ve onlara şiddet uygulamaktadır.

Şiddeti uygulayanlar ve şiddetten yana olanlar hekimin bilgisi ve yetkisi üzerinde iktidar olma ve iktidarlarını sürdürmek istemektedir. SDP ile hasta memnuniyeti adı altında pohpohlanan eğitimsiz lümpen kitleler, hastaneleri savaş alanına çevirmektedirler.

Sağlıkta Şiddeti Nasıl Önleyebiliriz?

Sağlık çalışanlarına şiddeti önlemede üç aşama vardır. Sırasıyla bunlara değineceğim.

 I. Aşama: Şiddet Öncesi

Bu aşamada yapılan risk analizleri sonucu çalışma ortamındaki riskler belirlenerek gerekli önlemler alınır. Bunların belli başlıları şunlardır:

  • Gerekli fizik değişiklikleri yapılır.
  • Çalışma ekibindeki herkesin, büyüyecek, sorun olacak olayı ilk anda hissetmek için duyarlı olması sağlanır.
  • Yaşanmış örnekler üzerinden farklı senaryolar oluşturulur.
  • Bütün sağlık çalışanlarının kriz anındaki rollerini tanımlanır.
  • Bekleme salonları aydınlık, havadar ve sıcaklığı dengeli tutulur.
  • Oturma birimleri yeterli düzeyde sağlanır.
  • Poliklinik düzeni kişiyi bekletmemek anlayışına göre ayarlanır.
  • Randevu sistemi kurulur.
  • Kişilere ne kadar bekleyecekleri yönünde bilgilendirme yapılır.

Ayrıca şiddet öncesi şiddetin ayak sesleri duyulur. Bu seslere kulak vermek gerekir. Bunlar;

  • Hızlı yürüme, sinirli hareketler ve sesler çıkarmak,
  • Diğer insanlara çok yaklaşmak,
  • Yükselmiş ses tonu ile konuşmak,
  • Duvarlara, eşyalara vurma, kendine vurmak,
  • Ani durma ve ardından saldırma şeklindedir.

II. Aşama: Şiddet Anı

Bu aşama, krizin başladığı ve her an çatışmaya dönüşme potansiyeli taşıdığı andır. Bu aşamayı nasıl atlatmak gerektiğini 10 maddede açıklamak istiyorum:

  • Dinleyin, sakin olun.
  • Açıklayıcı olun.
  • Gücünüzün, yapabileceklerinizin sınırlarını ifadeden çekinmeyin.
  • Tehdit ya da aşağılama olarak algılanacak ifadelerden kaçının.
  • Fazla alttan almayın.
  • Fazla üstten bakmayın, bağırmayın.
  • Sürekli karşınızdaki kişinin gözüne bakmayın.
  • Karşınızdaki kişinin bedenine dokunmayın, elle müdahaleden kaçının.
  • Olanak varsa sürtüşme konusunu bir yöneticiye ya da başka bir meslektaşınıza götürmeyi önerin ve bunu yapın.
  • Kişinin vücut diline dikkat edin, gerektiğinde kaçmak için açık kapı saptayın.

III. Aşama: Şiddet Sonrası

Tüm önlemlere karşın şiddet gerçekleştiğinde aşağıdaki prosedürü uygulamak çok önemlidir.

·      Hastane güvenlik görevlisini çağırın, kolluk görevlisini (polis-jandarma) haberdar edin. (BEYAZ KOD – 113)

·      Saldırganın etkisiz hale getirilmesini sağlayın, ancak zarar  görmesine engel olun. (saldırganın aynı zamanda saldırı mağduru olması adli süreci zora sokar)

·      Suç duyurusunda bulunun, şikayetçi olun olayın örtbas edilmesine razı olmayın.

·      Şiddete uğrayanın olayın etkisinden kurtulmasına dek görev dışı kalmasını sağlayın, hizmeti onsuz yeniden düzenleyin.

·      Sağlık hizmetini hızla normale döndürmek, şiddetin etkisini azaltacaktır.

Sonuç

Sağlıkta şiddet yasası bir an önce çıkarılarak kamu görevi yapan sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanların cezalandırılmaları sağlanmalıdır.

Hastane yöneticilerine büyük görevler düşmektedir. Özellikle acillerin fiziksel ortamları düzeltilmeli, yeterli insan gücü sağlanmalı ve güvenlik önlemleri artırılmalıdır.

Sağlık çalışanları işe başlamadan önce iletişim becerileri, öfke kontrolü ve şiddeti yönetme ve kontrol etme konusunda eğitim almalıdır.

Hasta ve hasta yakınları kamu spotları ve toplum önderleri tarafından sağlıkta şiddetin yıkıcı etkileri konusunda bilinçlendirilmeli ve toplumda farkındalık yaratılmalıdır.

Medyaya düşen görev ise etik kurallar çerçevesinde şiddet haberleri yaparak şiddeti teşvik edici yayınlardan kaçınmaktır.

Sağlıkta şiddete sıfır tolerans gösterilmeden şiddeti önleyemeyiz. Bunu yapacak olan Sağlık Bakanlığıdır. Bu yüzden Sağlık Bakanı Doktor Fahrettin Koca’ya büyük bir sorumluluk ve görev düşmektedir.

mm

Dr. Ali Özyurt

1962 yılında İstanbul’da doğdu. 1987 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni bitirdi. 1994 yılında Anesteziyoloji ve Reanimasyon uzmanı oldu. 2015 yılında Halk Sağlığı doktorasını tamamladı. İstanbul Tabip Odasında 30 yıldır değişik kurullar ve komisyonlarda gönüllü olarak çalıştı. Şu an Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu Üyesi. Evli ve bir kızı var. Söz Uçar Yazı Kalır adında bir anı-deneme kitabı var.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!