RUSYA GİRDABI BÜYÜYOR - Halimiz
RUSYA GİRDABI BÜYÜYOR 2
HASTALIKLARIN ZİHİNSEL NEDENLERİ
8 Mart 2018
RUSYA GİRDABI BÜYÜYOR 3
HÜLYA AVŞAR: ERKEK EGEMENLİĞİ GÜZEL BİR DUYGU
8 Mart 2018
RUSYA GİRDABI BÜYÜYOR 4

Bundan 2 hafta önce, Rusya aleyhindeki soruşturmayı yürüten özel savcı Robert Muller, 13 Rus vatandaşı ve 3 Rus şirketine “Amerika aleyhine hilekarlık amaçlı tuzak kurma” suçu ile dava açtı. Ne bu kişilerin, ne de bu kurumların Amerika’da yargı önüne çıkma gibi bir ihtimali yok…

Peki o zaman, Muller niye bu iddianame ile zaman harcayıp dava açmayı gerekli gördü?

Bu sorunun yanıtı, bu soruşturma tufanının nereye yöneldiğine ve kimleri alaşağı edeceğine işaret ediyor. Önceki yazılarımdan hatırlarsanız, sürekli olarak paranın peşinden gidenin asıl suçlu ya da suçluları bulacağını, kara para aklama ağını ortaya çıkararak dünya siyasetini pençesine alan bu şebekeyi çökerteceğini pek çok kez tekrarlamış ve açıklamıştım. Bugün sizlere, Muller’ın yukarıdaki adımını ve geçtiğimiz 2 hafta içinde neredeyse her gün gündeme düşmeye devam eden diğer Rusya bağlantılı haberler düğümünü açacağım.

Bilirsiniz, sağlam bir ev yapmak için öncelikle iyi bir temel kazmak ve üzerine de evi sağlam tutacak bir subasmanı inşaa etmek gerekir. Temeli sağlam inşaa edilmemiş bir evin eninde sonunda yıkılması da doğaldır.

İşte Muller’ın, hayatlarında bir Amerikan mahkemesinde yargılanma olasılığı olmadığını bile bile bu 13 Rus ve 3 Rus şirketine dava açması, ev temeli benzeşimindeki sağlam subasmanıdır. Yani Muller “Amerika aleyhine hilekarlık amaçlı tuzak kurma” sisteminin nasıl işlediğini, kimlerin hangi görevleri üstlendiğini ve tüm bunların Rusya ile bağlantısını tek tek ortaya koyarak temelin sağlamlığını tartışmasızlaştırıyor.

Nitekim o günden beri soruşturma kapsamında ortaya çıkan yeni haberler, suç kabulleri, celp bildirimleri ve iddianameler, Muller’ın, tabiri caizse, inşaata başladığını gösteriyor. Henüz ilk katında… Tek tek kimler aleyhine ne suç iddiasında bulunulduğunu listeleyerek canınızı sıkmak niyetinde değilim. Zira önemli olan, bazen adı sanı bilinmeyen bu kişilerin nasıl ve kim tarafından bir araya getirildiğini incelemek gereği…

Son 2 haftadır soruşturmada atılan adımların tamamı, Paul Manafort ve oluşturduğu ekibin sırlarının ortaya çıkmasına yönelik. Şöyle ki:

Ukrayna ve dolayısıyla Rusya bağlantılı para trafiği, Putin ve yandaşı oligarşistlerin Manafort üzerindeki etkisini ve kontrolünün düğümünü çözmeyi amaçlıyor.

Manafort, Roger Stone ile ortak lobi şirketi olan ve 2016 yılındaki Trump seçim kampanyasının başkanlığını yürüten isim.

Stone ise, Watergate skandalı nedeniyle istifa etmek zorunda kalan eski başkan Nixon’un adamlarından biri. Üstelik Stone, “Trump’ın akıl hocası” olarak da biliniyor. Bu da yetmezmiş gibi, Stone ve WikiLeaks kurucusu Julian Assange ile gizli kanallar yoluyla, 2016 seçim kampanyası boyunca iletişim kuran isim. Stone kendisini “kirli işler hokkabazı” olarak tanımlıyor.

Roger Stone ile Rusya meselesini ortaya koyacak iddianamenin mahkemeye sunumunu, Muller’ın bir sonraki adımı olarak beklemek mümkün.

Ancak bu esnada damat cephesinde de gelişmeler var. Yani Muller, Jared Kushner’ın Rusya bağlantılarını da ortaya çıkaracak adımlar atarak iki taraflı ispat yolunu seçeceğe benziyor.

Ben işin tepeye uzanmasının yaklaşık 2 ayı olduğu kanaatindeyim. Ama bu arada yalnızca Rusya değil, başka ülkelerin de Trump ve ekibini Amerikan çıkarlarına ve yasalarına aykırılığı bariz bir şekilde etkilemeye çalıştığının da izleri yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Yankıları dünya siyasetini değiştirmeye aday bu iddiaların, Ukrayna ve Rusya’nın yanısıra, 6 ülkeyi daha Amerikan iç siyasetine bağlayacağı ve bu soruşturmanın girdabına çekeceği her geçen gün daha da belirginleşiyor. Adı geçen ülkeler ise Meksika, Çin, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Türkiye.

Bunu da bir sonraki yazımda ele alacağım.

Haftaya görüşmek üzere, sevgiyle kalın…

mm

Dr. Rengin Morro

Dr. Rengin Morro, terörizm ve çatışma çözümü çalışmaları alanında, kolay anlaşılabilir ve tatbiki çözüm önerileri ile tanınan uluslararası ilişkiler ve siyasi-ekonomik risk analizi uzmanıdır. Türk özel sektöründe başladığı iş hayatını, üniversite ve düşünce kuruluşları bünyesinde akademik çalışlamaları ile bütünleyerek sürdürmüştür. Lisans derecesini Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden alan Dr. Morro, “Avrupa Birliği (AB) İçinde AB’nin Siyasi ve Ekonomik Entegrasyonuna Karşı Görüşler” tezi ile yüksek lisans derecesini tamamladıktan sonra “Çatışma ve Çatışma Çözümü Temelinde Türk-İran İlişkileri” tezi ile de doktora derecesini almıştır. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Kontur-terör ve Çatışma Çözümü Dairesi Geçici Başkanı olarak çalışırken aldığı iş teklifi üzerine, Washington D.C.’ye göç etmiştir. Amerikan Üniversitesi ve George Mason Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler ve çatışma çözümü profesörü olarak görev yapmıştır. 2003 Şubat ayından bu yana iş ve akademik araştırmalarını Amerikan başkentinde sürdüren Dr. Morro, özel sektörün yanı sıra, ABD hükümeti ve ilgili kurumlarına uzmanlık alanında danışmanlık hizmeti de vermektedir. Dr. Morro, bir İzmirli olarak ilk kez Yeni Asır Gazetesi’nde 1998 yılında başladığı dış politika yazılarını, Halimiz’de sürdürecek olmaktan heyecan ve gurur duymaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!