TRUMP'IN PROMPTER VE TWITTER VELVELESİ - Halimiz
TRUMP – FBI SAVAŞI
8 Şubat 2018
KIBRIS’TA ÇÖZÜM MÜMKÜN MÜ?
8 Şubat 2018

Washington’da bu senenin en büyük siyasi olaylarından biri gerçekleşti.

ABD anayasası, başkanın zaman zaman Kongreye ülkenin durumunu rapor etmesini zorunlu kılar.

Ülke tarihinin büyük bir bölümünde, aşağı yukarı ilk yüz elli senesinde, Beyaz Saray’ın belli başlı politikaları ve önerileri bir rapor halinde kaleme alınarak Capitol Hill’e gönderiliyordu.

Fakat ilk önce radyonun, ardından da televizyonun keşfi ile, yasa koyucular için hazırlanması gereken bu rapor bir çeşit “prime time” gösterisine dönüştü. Bu sene ise Donald Trump, ulusa sesleniş konuşmasını, çok iyi bildiği bir format olan “reality şov” kıvamına dönüştürdü.

Konuşması, bugüne dek yapılmış en uzun ulusa sesleniş konuşmalarından bir tanesiydi fakat içeriği politika açısından kısa iken, hikaye yönünden oldukça uzundu. Büyük fedakarlık ve dirayet örnekleri göstererek topluma örnek oluşturmuş bazı Amerikalılar Beyaz Saray’a kabul edilmişti.

Bu kabuldekiler arasında uyuşturucu bağımlısı bir annenin bebeğini evlat edinen bir polis ve eşi, Latin çeteleri tarafından öldürülen iki genç kızın ebeveynleri ve Teksas’daki fırtınadan felaketzedeleri kurtaran bir askeri pilot vardı.

Hepsi dikkate değer kişilerdi ama Trump, polisin hikayesini anlatırken uyuşturucu bağımlısı anne için hiçbir umut vaad etmedi, Texas’ta meydana gelen fırtınanın yaralarını nasıl sardıklarını anlatırken, Amerika’ya bağlı Puerto Rico’nun Maria fırtınasının gazabına uğramasının üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen hâlâ adanın büyük bir kısmında elektrik olmadığından bahsetmedi.

Trump, Twitter’da her gün yazdığı şeylerden, yani habercilere karşı takındığı aşağılayıcı tavırdan ve 2016 seçimlerindeki Rus etkisini araştıran federal savcılık ekibini nasıl küçümsediğinden de hiç bahsetmedi.

Hayır, Trump bu kez çok daha kibar ve nazikti, yavaşça prompterda yazılanları okudu, metne sadık kaldı ve birlik beraberlik mesajları ile adeta muhafazakar seçmeninin dışında kalan kitlelere de ulaşmaya çalıştı, yine de sözlerinde üstü örtülü sivrilikler vardı.

Aslında yeni hiçbir şey söylemedi, sadece duygu sömürüsü yaptı. Toplumun sorunlarını çözecek projelerden söz etmedi, hızla artan uyuşturucu kullanımından tutun da Orta Doğu’daki karışıklıklara kadar uzanan sıkıntılarımızla ilgili hiçbir yeni yaklaşım sunmadı.

Ulusa seslenişinin büyük bir bölümünü iç konular oluşturdu. 80 dakika süren konuşmasının ilk bir saatinde dış politikaya dair bir kelime dahi etmedi.

14.000 askerimizin konuşlandığı Afganistan ile ilgili sadece iki cümle kurdu. Amerika ve Kuzey Kore arasında hızla artan gerilim konusuna ise çok daha fazla zaman ayırdı. Başkan, Kuzey Koreli bir ilticacının dehşet verici hayatından bahsetti ve Kuzey Kore hapishanesinden çıkar çıkmaz hayatını kaybeden bir Amerikalı öğrencinin anne babasını kabul etti ama Pyongyang’a karşı uygulanacak yeni politikalardan hiç söz etmedi.

Başkan, IŞİD ile başa çıkma konusunda neler yapılacağı ile ilgili yeni bir vizyon ortaya koymadı, İsrail Büyükelçiliğimizi Kudüs’e taşımanın Orta Doğu barış süreci üzerinde yapacağı etkilerden de bahsetmedi. İran’daki hükumet karşıtı gösterileri desteklediğini belirtip, kısaca İran’ın nükleer çalışmalarını eleştirmiş olsa da, konu ile ilgili ne gibi çözümler planladığından söz etmedi.

Türkiye ve Rusya gibi ülkelerde artan insan hakları ihlallerinden ya da Myanmar’da büyük acılar çeken Rohingya mültecilerinden bahsetmedi.

Konuşma sırasında, Küba’nın Guantanamo körfezindeki, teröristleri barındıran Amerikan hapishanesini kapatmayacağını duyurdu. Lakin, daha önceki terörle savaş söylemleri ve işkencenin her türlüsüne verdiği destek göz önünde bulundurulunca, bu kararı hiç şaşırtıcı değil.

Genel olarak bakıldığında ise konuşma klasik bir Trump konuşması idi. Konuşmasının tonu daha yumuşak olsa dahi, içeriği kampanya dönemindeki konuşmalarının benzeriydi. Birçok konuda sözler verdi ama bunları nasıl gerçekleştireceği ile ilgili hiçbir detay anlatmadı.

Bu büyük konuşmadan sonra ise hiçbir şey değişmedi. Başkan Trump, Kongreye yaptığı konuşmadan sonra birkaç gün sosyal medyada sesiz kaldı. Sadece, konuşmasının bugüne kadar en çok rating alan konuşma olduğunu iddia etti, ki öyle de değildi…

Sonra Twitter’a geri döndü. Bu defa tweetleri çoğunlukla Cumhuriyetçi destekçilerinin, istihbarat örgütlerini kontrol eden bir Kongre komisyonu ile ilgili yazdıkları bir belge ile alakalıydı. Belgede, federal soruşturmacıların, Rusya soruşturmasının ilk dönemlerinde görev sınırlarını aştıkları iddia ediliyordu.

“Yeni bir başlangıç yapalım” dediği konuşmasını izleyen beş günde Trump tam 19 tane tweet attı. Bunlardan 11 tanesinde doğrudan Demokratlara saldırıyordu ve bazılarında Demokratları vatana ihanetle suçluyordu.

Yani sadece bir haftadan kısa bir süre içerisinde 30 Ocak gecesi izlediğimiz, propmtercı Trump tarihe karıştı.

Geriye dönüp o gece için atılan bazı başlıklara baktım:

“Başkan, ulusa sesleniş konuşmasında birlik-beraberlik mesajı verdi” ~ New York Times

“Güçlü bir konuşma ve birlik çağrısı” ~ Washington Post

Ortaklık ve gelişim için yaptığı çağrı çok da uzun ömürlü olmadı, gerçi Washington’da hiç kimse uzun ömürlü olacağını da beklemiyordu.

Çeviren: Deniz Yurdakul

mm

Paula Wolfson

Paula Wolfson is a veteran Washington correspondent who has covered three presidents and six presidential campaigns. She was the White House bureau chief for the Voice of America before switching to commercial radio, where she reported on science and health care policy, Recently she returned to her first love and is writing once again on American politics and foreign policy for halimiz.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!