PEKİ YA SONRA? - Halimiz
PEKİ YA SONRA? 2
HAFTAYA SEÇİM SONRASI OLDU BİLE
21 Haziran 2018
PEKİ YA SONRA? 3
BİR HAYALİM VAR
21 Haziran 2018
PEKİ YA SONRA? 4

6 cumhurbaşkanı, sayısız televizyon programı, miting, reklam, slogan, afiş… Ve toplumda sıkça sorulan tek bir soru:

“Cumhurbaşkanı kim olacak?”

Tüm ülke merakla sandıktan çıkacak sonucu bekliyor. Peki, zamanı biraz ileriye saralım ve 6 cumhurbaşkanı adayından birinin seçimi kazandığı, yüce makama oturduğu güne gelelim. Yeni dönem cumhurbaşkanının, ülkeyi düzlüğe çıkarması için masasında kendisini hangi dosyalar bekliyor olacak?

1) Ekonomi

Hiç kuşku yok ki, yeni dönem cumhurbaşkanının en zorlanacağı unsurlardan biri ekonomi olacak. Dövizin sürekli kendi rekorunu kırdığı, yabancı yatırımcının ortalarda gözükmediği, vatandaşın alım gücünün ciddi bir şekilde azaldığı bir ortamda somut verilerle bir ekonomi planı yapılması şart. Çünkü durum, evlere çamaşır makinesi ve buzdolabı girmesinin refah seviyesini gösterdiği iddialarından, Merkez Bankası’nın faiz artışlarıyla çırpınmasından veya doların anlık 4.45’e gerilemesinin kimi haber kanalları tarafından müjdeli bir haber gibi verilmesinden de vahim.

2) Kutuplaşma

Toplumdaki ayrışma aslında bir bakıma neden sonuç ilişkisi taşıyor. Demokrasiden ne kadar uzaklaşılırsa, insanların kendi gibi düşünmeyene hissettiği hoşgörü de bir o kadar azalıyor. Kucaklayıcı ve birleştirici bir makam olan cumhurbaşkanlığının “partili” olmasının önünün açılması ve siyasi aktörlerin kullandığı ayrıştırıcı kelimeler tabiri caizse ülkeyi karpuz gibi ortadan ikiye böldü. Geldiğimiz bu noktada ülkede insanlar artık birbirlerine önyargıyla yaklaşıyor, kendi gibi düşünmeyene tahammül edemiyor ve ifade özgürlüğü gitgide yok oluyor. Yeni dönem cumhurbaşkanının bu tedirgin edici kutuplaşmaya birleştirici rolünü öne çıkararak son vermesi gerekiyor.

3) Dış Politika

“Yurtta sulh, cihanda sulh” anlayışıyla kurulan bir ülkenin şimdilerde dış politikadaki durumu oldukça tezat bir görüntü içeriyor. Türkiye artık batıdaki ülkelerin çoğuyla farklı farklı sorunlar yaşayan ve “en önemli müttefik” olarak görülen Amerika ile ilişkileri hiç olmadığı kadar gergin durumda olan bir ülke konumunda. Doğuda ise “Stratejik Derinlik” düşüncesi ve  “Emevi Camii’nde cuma namazı kılma” hayaliyle Türkiye kendini Suriye girdabının içinde buldu. Bir bakıma Türk dış politikası günbegün tüm dünyadan kendini soyutluyor ve yalnızlığa mahkum bir görüntü sergiliyor.

4) Adalet

Yargıda, medyada, bürokraside… Kısacası ülkenin bir çok alanında adalet olgusu yok olmak üzere. Ülkedeki yargı gücünün, adalet sisteminin ve bağımsızlığının sorgulanması dışında medyada oluşturulan tek seslilik de toplumu endişe ve güvensizliğe sevk ediyor. Bu duruma seçim sürecinde medyada cumhurbaşkanı adaylarına ekranlarda yer verilme süreleri arasındaki uçurum fark örnek verilebilir. Yeni dönem cumhurbaşkanının her alanda adalet olgusunu öne çıkarması, liyakata dayalı sisteme geri dönüşü sağlaması ülkede sağlanacak huzur açısından ciddi bir önem arz ediyor.

Haliyle tüm ülke gibi cumhurbaşkanı adayları da seçim gününe kilitlenmiş durumda. Ancak hiç kuşku yok ki, seçim sonuçları açıklandıktan sonra cumhurbaşkanlığı makamına oturacak kişinin “freni boşalmış arabanın tamir edilebilmesi” yani toplumun huzur ve refah seviyesini arttırmak, demokrasiyi ayakta tutmak ve güçler ayrılığı ikesinin peşinden emin adımlarla gitmek için önünde kabarık bir dosya olacak.

mm

Sinan Reis

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi ve Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler - İşletme mezunu. Hayalindeki mesleği yapan bir headhunter. Galatasaray aşığı, Mustafa Kemal Atatürk sevdalısı. Olaylara Fransız kalmamak için okuyor, yazıyor. Ülkesine "çıkmadık candan umut kesilmez" sözüyle bakanlardan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!