ÖTEKİLEŞTİRME - Halimiz
ÖTEKİLEŞTİRME 2
HAFTANIN ÖNE ÇIKAN HABERLERİ
27 Şubat 2020
ÖTEKİLEŞTİRME 3
ÖZGÜN OLUN, KENDİNİZ OLUN
27 Şubat 2020
ÖTEKİLEŞTİRME 4

En aydın olanından en tutucusuna hepimiz bize benzemeyeni ötekileştiririz. Bunun en çarpıcı örneğini son günlerde medyada yer bulan Atakan isimli üstün zekalı çocuk ile gördük.

Çocuğun kitap okuma ve felsefe konusundaki üstün zekası, dil konusundaki yeteneği ve konuşmaları hemen herkesi çok etkiledi. Bazıları bundan pozitif etkilendi, ona hayranlık duydu, bazısı korktu, bazısı küçümsedi, bazısı aileyi takdir etti, bazısı aileyi suçladı.

Pek az uzman, farklı zekaya sahip bu çocuğun nasıl bir eğitim içinde olması gerektiğini, ne şekilde pedagojik ve psikolojik desteğe ihtiyacı olabileceğini söyledi. Ekranlarda izlediklerimiz aslında sadece aileyi ilgilendiren tavsiyeler olmalıydı, ama herkes sosyal medyanın şehvetiyle doğru-yanlış yargılarda bulundu ya da kendi önyargılarını ortaya koydu.

Biz bize benzemeyeni anlamak için çaba sarf etmeyiz. Onu bildiğimiz, bilindik tanımlar/kalıplardan birinin içine atınca rahatlarız. Ne bilmiş bilmiş konuşuyor, büyüyünce ukala olacak, duygusal zeka iq’dan daha önemli, dahi bu çocuk, özel bir çocuk vs.

Burada konu Atakan ve onun medya ikonu haline gelmekte olan tüketilebilir bir ürün gibi algılanıyor olması değil. Konu, insanın tanımadığından korkması, onu kendi bildiği, algıladığı dünya ile yorumlayıp bir yargıya ulaşması ve bu yargıyı gerçek sanmasıyla ilgili.

Bu sadece bizim topluma özgü bir durum da değil. İnsanın kendine yabancı gelen şeylerden korkması, hayatta kalma güdüsüyle ilgili. İlkel toplumlarda yılan, büyük hayvanlar, zehirli bitkiler gibi bizi gerçekten öldürebilecek şeylerden korkmak ve sakınmak gerekliydi. Modern toplumda ise korku zihnen yaratılan bir şey haline geldiğinde işlevsel olmaktan çıkıyor.

Farklı olanı sınıfımızda, evimizde, çocuğumuzun sınıfında, toplu taşımada istemiyoruz. Bunun adının ötekileştirme olduğunu bilmeden, farklı olana mesafeli davranıyoruz, onunla yakınlaşmak istemiyoruz.

Farklı zeka türleri olduğu gerçeğini yadsıyoruz. Otizmli bireylerle arkadaşlık etmiyor, hatta sınıfımızda istemiyoruz.

Herhangi bir uzvu eksik birini gördüğümüzde acıyan gözlerle bakıyoruz, göz teması kurmamaya çalışıyoruz. Çünkü nasıl davranacağımızı bilemiyoruz.

Normalin dışında bir durumla karşılaştığımızda, mesela çok kısa boylu birini gördüğümüzde, tek kollu biriyle tokalaşmak durumunda kaldığımızda, sağır veya dilsiz birini gördüğümüzde, panik oluyoruz. Ya onları görmezden geliyoruz ya da acıyarak bakıyoruz.

Bize farklı kültürlere de önyargıyla yaklaşıyoruz. Örneğin, savaştan kaçtığı için ülkemize sığınan, sigortalı olarak bir işte çalışan, çocukları bizim okullarımızda okuyan bir Suriyeliye fırsatçı, terörist veya potansiyel suçlu gözüyle bakıyoruz. Güney Afrikalılara karşı başka önyargılarımız var, tüm Çinlilerin evcil hayvanları ve böcekleri yediğini veya corona virüsü taşıdığını sanıyoruz.

Araplar zengin ve görgüsüz, Ruslar gürültücü, alkolik ve “düşük ahlaklı”, Amerikalılar kültürsüz ve bencil, Fransızlar burnu havada, İngilizler sinsi.

Bu genellemelerin her bir Arap, Rus, İngiliz ve Fransız için doğru olduğunu sanıyor, onlarla ilişkilerimize bu şekilde başlıyoruz.

Belli bir partinin sempatizanları ile ilgili de bazı önyargılarımız var. CHP’liler elitist, AKPliler cahil ve sürü psikolojisiyle hareket ediyor, MHPliler faşist, HDPliler terörist…

Bunların her birey için geçerli olmadığını bildiğimiz halde, bu yargıların bizi koruduğunu sanıyoruz. İlkel benimiz bize diyor ki bunları gördüğünde kaç veya savaş. Bize benzemeyenlerle ilgili korkuya dayalı bir algımız var ve bizimle aynı politik görüşü paylaşmayanların ne söylediklerini dinlemiyoruz bile.

Önyargılarımız aramıza kocaman duvarlar örüyor.

Kadınlarla erkekler arasında bir fıtrat meselesidir gidiyor. İnsan olmak varken, kadın ve erkek diye iki ayırıp, farklılarımızın altını çiziyoruz. Aynı şey Kürt ve Türk, göçmen ve yerli halk için da geçerli.

Farklı olanı, doğuştan veya sonradan edindiği farkı yüzünden hor göremeyiz Kimseye din, dil, ırk, cinsiyetinden, yaşından veya sosyo-ekonomik durumundan dolayı ayrımcılık veya baskı yapamayız.

Aslında en büyük ve en kabul görmüş ötekileştirme, sosyo-ekonomik sınıflar arasında var olan ayrımcılık. Zengin olan, fakir olanın fakirliğinden asla kendini sorumlu hissetmiyor. Mağazalar, kurumlar ve dahi bireyler zengin ile fakire farklı davranıyor.

Zengin kaliteli eğitime erişebilirken fakir, fakirliğinden kurtulmasının tek yolu olan kaliteli eğitimden mahrum bırakılıyor. Parası olmayan sağlık hizmetinden tam olarak yararlanamıyor. Sağlıklı olabilmek için gereksinim duyulan zehirsiz, doğal gıdaya düşük gelirli vatandaş erişemiyor.

Ve biz, günlük hayatın koşuşturmacasında buradaki büyük ayrımcılığı göremiyoruz. Ötekilerin, fakirlik ve sefaletinin sorumluluğunu almıyoruz.

Aslı Erdoğan’ın Bir Delinin Güncesi’nde dediği gibi “Kurbanlar bize ne denli az benzerlerse, zulme duyulan tepki de o denli azalır. Ötekileştirme, cinayeti mümkün kıldığı gibi, meşrulaştırır da.”

 

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011'de bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri Sivil Toplum Kuruluşları ile çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni ve Yenidenbiz’i destekliyorum. İstanbul Gençlik ve Çocuk Sanat Bienali’nde gönüllü çalışıyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only One Team ile bir kolektif kitap yazıp, bir enstalasyon sergisi açtık, çevirim içi radyo kurduk ve çevirim içi şiir gecesi yaptık. Farkındalık, Reiki, Transandantal Meditasyon, Şiddetsiz iletişime giriş, yoga, P4C vb. bir çok kişisel ve mesleki eğitime katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Çocuklar için felsefe kolaylaştırıcılığı yapıyorum, yetişkinler için felsefe çemberleri düzenliyorum. Yazıyorum ve konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!