ORTAKLAŞMAK - Halimiz
TEMEL CİLT BAKIMI
28 Şubat 2019
TASARRUF VE YATIRIM ÜZERİNE SIĞ BİR ANLAYIŞ
28 Şubat 2019

İlişkilerinizde ortaklaştığınız değerler neler? Eşiniz ve/ya sevgilinizde aradığınız değer ile arkadaşınız, çalışanınız, patronunuzda aradığınız temel değerler ne?

Bu soruların cevaplarını kendi kendimize vermeden, eşimizden çalışan bağlılığı, patronumuzdan arkadaş empatisi, çalışanımızdan patron inisiyatifi beklemek doğru olmaz.

Geçmiş yıllarda oldukça keskin bir dille yazmış olduğum bir iş etiği manifestosu facebook marifetiyle karşıma çıktı. O manifestonun tüm zamanlara uygun olduğunu ve iş yapan herkesin uyması gereken iş ahlakı gerekleri olduğunu düşünüyorum. Bu, toplumdaki rollerden bağımsız, her işyerinde çalışanlar ve yöneticiler için geçerli.

O yazıyı bir kaç küçük düzeltme ile ruhuna dokunmadan burada paylaşıyorum:

Her şeyin bir adabı var; öncelikle yazılı olmayan kurallar var. Mesela biriyle rekabet edeceksen mert olacaksın, arkadan iş çevirmeyeceksin. Veya diyelim iş yavaşlatmaya karar verdin; işi vaktinde teslim etmeyeceğini bir şekilde bildireceksin, muhatabı cevapsız bırakarak iş yavaşlatılmaz.

Diyelim bir işe alım kararından dolayı pişmansın; işe aldığın kişiyle direkt bunu konuşacaksın; kendi kendine anlamasını beklemek ne demek?

Senden beklenen işi eksiksiz ve vaktinde teslim edeceksin. İş etiğine uyacaksın, işten ayrılıyorsan senden sonra gelene işini doğru düzgün teslim edeceksin. Astsan üstün ile aynı fikirde olmasan dahi fikrini belirttikten sonra karar ne yöndeyse onu yapacaksın; unuttum gibi bahanelerin ardına sığınmayacaksın. Senin görevin unutmamak.

Patronsan iş yerinde ekip anlayışının var olup olmadığını tahlil edeceksin. Herkes bireysel oynuyorsa bu da senin işine geliyorsa, takımdan bahsetmeyeceksin.

Tüm kontrolü kendinde tutmak adına iş delege etmiyorsan veya sorumluluk verip yetki vermiyorsan, adamlarının işini sen yapmaya başlar hale geldiğinde bundan gocunmayacaksın.

Toplantıya vaktinde ve hazırlıklı geleceksin.

Her zaman herkesle aynı fikirde olmak zorunda değilsin, fikrini elbet savunacaksın ama anlaşmazlığı çözmek değil büyütmek adına hareket etmeyeceksin. Problemde suçlu aramak yerine çözüm aramak problemi çözme adabıdır.

En nihayetinde insan olduğun için, kendine saygı duyduğu için, işini adabıyla yapacaksın.

Böyle bir manifestosu olan bir iş yerinde çalışmayı çok isterdim. Hiçbir işyeri gül bahçesi değil ama buna çok yakın iş tecrübelerim oldu çok şükür. Karşılıklı saygı, profesyonellik ve dürüstlük çerçevesinde çok keyifli çalışma günlerim oldu, olmakta.

Ortaklaşmak böyle bir şey. Benzer değerleri öncelikli gören insanlar arasında fikir ve davranış birliği sağlanması. Ortak emek ve akla önem veren bireylerin, ellerinden gelenin en iyisini yapmak için bir araya gelmesi ve üretmesi benim için paha biçilmez bir çalışma ortamı.

Peki özel ilişkilerde bu nasıl oluyor? Öncelikle kavramlara verdiğimiz anlamları konuşarak. Beklentileri ve öncelikleri netleştirerek. İdeal bir ilişki olamayacağı için değerlere verilen önceliklerin taraflarca kabul gördüğünden emin olarak.

Aile içinde en önemli değerlerden biri örneğin saygı ise, saygı kavramı üzerine ailenin her bireyinin anlaşması gerek. Çocuğun saygı tanımı ile baba ve anneninki farklı olabilir.

Arkadaşlıklarda en önemli kavram dürüstlük ise örneğin, dürüst davranmayacağınız bir örnek bile aklınıza geliyorsa bu kavramı genel kural haline getiremezsiniz diyor Emmanuel Kant.

Toplumda birbiriyle kutuplaşan kesimlerin ortaklaşması gereken değerler ve etik kurallar var. Bunlar suç teşkil etmese bile uygulanmadığında toplumdaki diğer fertleri zedeleyen şeyler.

En basitinden trafikte yol isteyen araca veya yayaya yol vermemek, sabah günaydın diyen apartman görevlisini duymazdan gelmek, apartman kapısını arkadan gelen kişi için tutmamak, otoparkta düzgün park etmeyerek fazla yer işgal etmek gibi suç olmayan davranışlar var. Bunların aksini yapsa kendini daha iyi hissedeceği halde kişiyi bu nezaketsizliğe iten şey nezaketin ortaklaşılmış bir değer olmamasıdır.

Arkadaşlık ilişkilerinde ihtiyacı olduğunda arkadaşına yardım etmek yazılı olmayan bir ortaklaşmadır. Aksini yapmak abestir. Bu kültürel bir kabuldür, töresel bir kabuldür.

İş dünyasında sözünü tutmak töresel bir davranıştır ve hem iş ahlakına hem de iş etiğine uygun bir ortaklaşmadır. İş ortaklarının yazılı taleplerine yazılı cevap vermek iş etiğine uygundur ama cevap vermemenin hukuki bir yaptırımı yoktur vb…

Diyeceğim o ki en temel değerlerde bile ortaklaşamadığımız, yani fikir ve davranış birliğine varamadığımız bir toplumda ne milli birlikten ne de ortak gelecekten bahsetmek mümkün olacaktır.

Bu ülkede yaşayan her bireyin ve toplumun selameti için hızlıca ortak ihtiyaçlar, değerler ve hedeflerde hem fikir olmalıyız.

mm

Ayse Musal Çıpa

Ankara’da doğdum ve büyüdüm. TED Ankara Koleji mezunuyum, Bilkent’te Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Bir kaç sene mesleğimi yaptıktan sonra İstanbul’a taşındım ve reklam sektörüne geçtim. Şehir ve mesleği aynı anda değiştirmek benim için köklü bir değişimdi. 17 sene aralıksız profesyonel hayatıma devam ettikten sonra 2011 senesinde yine bir radikal değişiklik yapıp işten ayrıldım, bir şirkete ortak oldum, evlendim ve 2012’de doğum yaptım. 2015’den beri STK’larda çalışmaktayım. Başka Bir Okul Mümkün Derneği Temsilciler Meclisindeyim. Yenidenbiz’i destekliyorum. Kolektif işlere inanıyorum. Only one team ile bir kolektif kitap yazıp, bir installation sergisi açtık, Online radyo kurduk ve online şiir gecesi yaptık. Farkındalık, reiki, meditasyon, şiddetsiz iletişim, yoga vb . eğitimlere katıldım. Farkındalık üzerine atölyeler düzenliyorum. Yazıyorum, konuşuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!