ORTAÇAĞ’IN CADI AVLARI DEVAM EDİYOR OLABİLİR Mİ? - Halimiz
ORTAÇAĞ’IN CADI AVLARI DEVAM EDİYOR OLABİLİR Mİ? 2
ÖLÜM
2 Mayıs 2019
ORTAÇAĞ’IN CADI AVLARI DEVAM EDİYOR OLABİLİR Mİ? 3
MELEK
2 Mayıs 2019
ORTAÇAĞ’IN CADI AVLARI DEVAM EDİYOR OLABİLİR Mİ? 4

Avrupa’nın en karanlık çağı olan Ortaçağ’da başlamış bir dönem… Büyücülükle, cadılıkla suçlanan, yakılan, işkence gören kadınlar…

Bilinen ve cadı olarak adlandırılan ilk kadın Estor Cadısıdır. Eski Ahitte Talut’a akıl hocalığı yaptığı yazar. İlk kadın yakılması eyleminin, Engizisyon mahkemelerinin emriyle 1180 yılında Toulouse kentinde gerçekleştiği hakkında bilgiler var. “Cadı” sıfatıyla yakılan ilk kadın ise İskenderiyeli Hypatia’dır. Hypathio yaşadığı zamana göre oldukça bilge, ileri görüşlü, cesur, erkeklere karşı dik ve güçlü durabilen oldukça da güzel bir kadınmış. Bu özellikleri erkekleri korkutan Hypathio şehri ve erkekleri büyülediği gerekçesiyle vahşice öldürülmüş. Ve böylece 1300’lü yıllarda yaklaşık 400 yıl süren Cadı Avı başlamış.

Cadı Avı daha çok bilge, zamanın insanlarından farklı (sanırım bakış açısı, düşünce ve davranış yönünden farklı olan), şifacılık yeteneği gelişmiş kadınlara yapılan temeli korkuya dayanan bir etnik kadın temizleme hareketi… Ve yine Eski Ahit’te ‘Cadıları hayatta bırakmayacaksın!’ diye yazması cadı avlarının doğmasını sağlayan temel nedenlerden biri… Kadınların psişik güçlerinin şeytanla, şeytanlıkla özdeşleştirilmesinden doğan ve erkeklerin kadınların gücüne, varlığına, sezgilerine, dişiliğine hatta doğurma ayrıcalığına duydukları derin korkunun, tepkinin, ezikliğin sonucu ortaya çıkan vahşi bir avlama süreci… İlk başlarda sağlıkla uğraşan kadınlara, özellikle hemşire ve ebelere karşı başlamış sonra doğa üstü güçleri olduğuna inanılan, erkekleri ve şehirleri etkileyebilen kadınlara da yönelen içsel isyan…

O dönemlerde kadınların üniversiteye gitmesi engellenmiş. Dolayısıyla diplomaları olmayan sağlık çalışanlarının da önü kapanmak istenmiş. Şifacılık yapan kadınlar, doğum yaptıran ebeler direk büyücülükle ilişkilendirilmiş. Ruhlarını şeytana sattıkları için doğa üstü güçler elde ettikleri düşünülmüş. Erkek egemenliğini kabul etmeyen her kadın büyücülükle ve cadılıkla suçlanmış.

Ben bunu kadın düşmanlığı ve kadın korkusu olarak algılıyorum. Bütün bu nedenleri kadına duyulan gizli öfke, korku ve yok etme dürtüsü olarak algılıyorum. Erkeğin; kadın gücünü, ön görüsünü, doğurma, üretme özelliğini belki de evrenle, Tanrıyla, enerjiyle iletişimini yok etme bahanesi, erkeklerin kadının kendi önüne geçme korkusu olarak düşünüyorum. Kendi iç sesiyle, içsel Tanrısıyla, doğayla iletişimde, enerji birliğinde olan, insanın içini, korkusunu, gören, anlayan her kadın cadı sanılmış çünkü.

Yok yok erkek düşmanı değilim, ben sadece bu duygu ve davranışların arkasındaki itici gücün ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Taa o zamanlardan beri ççookk uzun zaman süren bu durumun, duygunun, erkeklerin hala iç güdülerinde, bilinçaltlarında etkisini devam ettirdiğini düşünüyorum. Günümüz modern dünyasında cadı avının evrimleştiğini, hafiflediğini ama gizliden gizliye devam ettiğini düşünüyorum.

O zamanlar yukarıda da yazdığım gibi kadın avı cadı avı bahanesiyle ve bahaneden nedenlerle yapılıyordu. Şimdi kadınları cadı diye yaftalamak yok. Ama yerine hala kadını ikinci seviyede tutma, kendi önüne geçmesini engelleme, eşit şartlar vermeme, eşit iş olanağı sağlamama yok mu? Eşit ücret ödememe, kadını fiziksel güçle ezip, susturma, korkutma yok mu? Kadına haklarını vermeme, eğitim fırsatından yoksun bırakma, eve, kocasına bağımlı kılma yok mu? Hala kadınlar aynı işi yapan erkeklerden daha az maaş almıyorlar mı? Kadına şiddet hala durmadı, bitmedi, azalmadı. Tecavüz, taciz, aşağılama hala devam. Bütün bunların altında taa o zaman ki korku, kadını tehdit gibi görme, kadının gücünü doğru algılayamama olabilir mi? Aradan yüzyıllar geçse de bitmeyen ama evrimleşen bir olay sanırım Cadı Avı. Bugün erkeklerin kadına bakış açısında hala bu kodlamalar olabilir.

Muhtemelen o zamanın cadı sanılan kadınları, bugünün aslında kişisel gelişim, hipnoz ve telkin yapan, enerji çalışmaları yapan kadınlarıydı. Enerjiyi, aurayı okuyabilen, gören, yönetebilen kadınlarıydı. Çakraları hisseden, temizleyen kadınlardı onlar. Bugünün Reiki, Pranik Şifa, Aile Dizimi hatta Nlp teknikleri o zamanın cadılık simgesiydi.

“We are the granddaughters of the witches you weren’t able to burn.” “Bizler yakamadığınız cadıların torunlarıyız.” Aile dizimi, bilinçaltı çalışmaları, enerji temizlemeleri yapan biri olarak sanırım ben de o zaman yakılamayan cadıların torunuyum. O zaman yaşasaydım herhalde ben de cadı diye avlanılıp yakılırdım.

mm

Yıldız Karacasoy

Çok şanslı biriyim çünkü çok severek yaptığım iki işim var. İlki özel bir üniversitede hocalık yapmak. İkincisi de bireysel gelişim, enerji ve bilinçaltı danışmanlığı yapmak. İlk işimi bilinçli seçtim ama sanırım ikincisine çekildim. Aile dizimi, regresyon, affetme ve bilinçaltı çözülme çalışmaları, yaşam koçluğu, kinesiyoloji en zevkle çalıştığım konular. Dişilik, bolluk bereket oluşturma ve bilinçaltı ise eğitimlerini ve seminerlerini verdiğim konular. 2010-2014 yılları arasında Kanal B Bizbize programında tüm bilgimi ve deneyimimi paylaştım. Artık yazılarımla da buradayım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!