NESİNİ ANLATAYIM KAYSERİ'NİN... - Halimiz
NESİNİ ANLATAYIM KAYSERİ'NİN... 2
CORONA BİZE NE YAPTI?
9 Nisan 2020
NESİNİ ANLATAYIM KAYSERİ'NİN... 3
EVDE İLİŞKİ YÖNETİMİ
9 Nisan 2020
NESİNİ ANLATAYIM KAYSERİ'NİN... 4

Fotoğraf: Ahmet Zorlu

KAYSERİ —

Sitemizin editörü Tülin Daloğlu’nun hafta içinde attığı bir mesaj vardı.

Bugün için benden Kayseri’yi anlatan bir yazı yazmamı rica etmişti.

Buyrun, Kayseri’nin yakın tarihindeki hazin ve hüzün dolu hikayesine…

Gazeteciliğe başladığım 14-15 yaşlarıma gittim.

Kabinede, Kayseri’den 2 bakan, Ziya Müezzinoğlu ve Mehmet Yüceler vardı.

Biri Maliye, diğeri o günkü tanımla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı.

Yani Cumhuriyetin Kasası da Gıdası da Kayserili iki kişiye emanetti.

Kriz yılları.

Buna rağmen her gelişlerinde bu kente bir müjde getirir, kısıtlı bütçe imkanlarından kentin hak ettiği payı almasına özen gösterirlerdi.

TRT’nin, radyo reklamları Kayserililerin Demirbank’ı ile başlar ve Kayseri’de kurulu bir fabrikanın, “Dur, Türkiye’de Ulubaş var” reklamı ile biterdi.

Türkiye’de meyve suyuna adını veren bir kurum vardı, Meysu…

Hala Anadoluda ‘Meyve suyu’ yerine ‘Meysu’ adı kullanılır.

Bölgedeki bağlarda, bahçelerde yetişen ürünler kamyon kamyon getirilir, meyve suyuna dönüştürülürdü.

Türkiye’nin en büyük dokuma fabrikalarından biri, Sümerbank Dokuma Fabrikası’nın tezgahlarında emek ve alın teri ekonomik değere dönüşürdü.

NESİNİ ANLATAYIM KAYSERİ'NİN... 5

Fotoğraf: Ahmet Zorlu

Türkiye’nin en önemli halı şirketleri Anadolu’daki köylerde binlerce tezgahta halı dokutur, köylere önemli bir gelir aktarırlardı.

İpek halıcılığının merkezi haline gelmişti Kayseri.

Hayırseverler bir araya gelip inşa ettikleri bir fabrikayı Türk Silahlı Kuvvetleri’ne hediye etmişti.

Bugün hala, uçaklarımızın batarya ve akü sistemlerinin üretildiği Aspilsan’ı.

Bölge hayvancılığının sigortası Et ve Balık Kurumu Kombinamız vardı, yüzlerce işçinin, bölge besicisinin sigortasıydı.

1980 Eylül’ünden sonra değişmeye başladı her şey.

Kayseri’de ekonominin temel taşlarını oluşturan devasa kurumlar genel merkezlerini İstanbul’a taşıdılar.

ANAP’ın iktidar olması ile başlatılan Özelleştirme Politikaları sayesinde ilk kapısına kilit vurulan kurum Sümerbank Dokuma Fabrikası olmuştu.

Hemen karşısında bulunan ve kumaş ihtiyacını Sümerbank Fabrikasından temin eden Askeri Dikimevi İstanbul’a taşındı.

NESİNİ ANLATAYIM KAYSERİ'NİN... 6

Fotoğraf: Ahmet Zorlu

Meysu ve Meybuz kapatıldı, sonra da haraç-mezat elden çıkarıldı.

Türkiye’nin en gözde Makine Halıcılığının lotomotifi olan Atlas Halı, Kayseri’den taşındı.

Dönemin işçi kuruluşu Garipsu kapandı.

Demirbank artık hatıraları süslüyor.

Elit, varlıklı aileler terk etti kenti daha sonra.

Son 18 yılda neler oldu derseniz…

Sümerbank dokuma fabrikası sahasının bir bölümü konutlaştırıldı, bir bölümü üniversiteye bağışlandı neyse ki.

Karşısındaki dikimevi arazisinin üzerinde modern bir Adliye Sarayı inşa edildi.

Et ve Balık Kurumu Kombinası, ‘Etmeyin, siz kombinayı kapatarak bölge hayvancılığını yok ediyorsunuz’ uyarılarına rağmen kapatıldı.

Memleket Hastanesi olarak bilinen ve Tekel’in kullandığı tarihi bina esrarengiz şekilde yandı, arkasından özel bir hastaneye satıldı.

Hafta sonları, Kayseri’deki binlerce taraftarın takımlarını desteklemek için bir araya geldikleri Atatürk Stadı sahasında bir AVM ve bir otel inşa edildi.

NESİNİ ANLATAYIM KAYSERİ'NİN... 7

Fotoğraf: Ahmet Zorlu

Eski Hal binamız vardı.

Her sabah onlarca kamyonun taze sebze-meyvenin getirildiği.

Artık yok.

Parsellendi, hatırlı rakamlara, sonranın zenginlerine satıldı.

Şimdi yerinde estetikten yoksun beton grisi devasa binalar var.

Ve maalesef, 100 yılda oluşan bu kıymetli taşınmazların paraları da hoyratça yok edildi.

Tam 35 yıldır raylı sistem konuşuldu Kayseri’de.

Bir tramvay sistemi geldi getirildi Allah var.

Ama karşılığında, kent trafiği içinden çıkılmaz hale getirildi.

‘Bari Cumhuriyet Meydanında yeraltından geçsin’ diyenlere kulak asılmadı.

Ha unutmadan son 20 yılda da seçip gönderdiğimiz vekiller hep söz verdi, hızlı tren için.

Hatta tam 2 sene önce Mehmet Özhaseki, “Hızlı tren bu ay ihale ediliyor. 2020’de bitecek. Sonra ver elini Ankara, ver elini Antalya,” demişti.

Daha ihale edilmedi biliyor musunuz.

Tam 18 yıldır sırt üstü yatan vekillerimiz var.

Artık sokağa çıkmaya bile gerek görmüyorlar. Bayramdan bayrama görüyoruz yüzlerini.

İçlerinden bazıları yerlerini çocuklarına bıraktı.

Torunlarını hazırlayanları bile var.

Siz de diyeceksiniz ki, ”Madem çalışmadılar, madem çalışmıyorlar niye seçiyorsunuz?”

Biz seçmiyoruz ki, reis seçiyor, biz onaylıyoruz sadece.

Kayseri’de bir söz vardır;

“Hayırlı evlat, katar katar yer.

Hayırsız evlat, satar satar yer.”

Son yıllarda ikinci türden yönetenlerimiz çok oldu.

Sattılar, sattılar, yediler yani.

Bir şey katmadılar bu kente.

Gelelim bugüne.

Gerçekten bir şeyler yapmaya çalışan belediye yönetimlerimiz oldu, olmadı değil.

Mesela geçen yıla kadar imkanlar ölçüsünde yeni şeyler ortaya koymaya çalışan Mustafa Çelik gibi.

Bugün sıfırı tüketmiş bir bütçeyle hizmet üretmeye çalışan Dr.Memduh Büyükkılıç gibi.

Ama onların da takati kalmadı, zira bütçeleri tamtakır.

Şu salgın günlerinde, Ankara ve İstanbul gibi Belediyelerin ortaya koydukları performansa bakıp bakıp iç geçiriyorlar.

Zira bu kentte ufuk kalmadı.

Geleceği planlayacak, yeni şeyler ortaya koyacak nitelikli insan bırakmadık.

Yeni adına gündeme getirilebilecek proje kalmadı.

NESİNİ ANLATAYIM KAYSERİ'NİN... 8

Fotoğraf: Ahmet Zorlu

Başkanların çevresini, ikinci kuşak tosunlar sardığı için sadece kendilerine emredileni yerine getiriyorlar.

Kısacası, yaptıklarını duyurmaktan, yaptıklarını tanıtmaktan bile yoksun bir belediyecilik sergileniyor.

Ya da Ankara’dan verileni yapmanın ötesine geçmeyen bir anlayış hakim Kayseri’de…

1980 sonrası Turgut Özal Malatya’yı, Mehmet Keçeciler Konya’yı, Mustafa Taşar Gaziantep’i ihya etti.

AKP İktidarının ilk Başbakanı Kayseri’den Abdullah Gül idi.

Ama buna rağmen bazı dönemler Konya’nın tek bir projesine ayrılan ödenek kadar yıllık ödenek alamadı Kayseri.

Ve 1980 öncesi Kayseri, gelişmiş iller sıralanırken 6 bilemedin yedinci sırada yer alırdı.

Bugün en iyimserinden 12. sıradayız.

Kayseri varken esamisi okunmayan Gaziantep, Konya, Denizli gibi vilayetler bize kalkınmışlıkta sol çekti.

Biz bu durumdan yakınınca Ankara bize cevap veriyor;

“Siz size yetersiniz…”

mm

Ahmet Zorlu

1960 Yozgat Boğazlıyan Doğumluyum. Yerel Kayseri Gazetesi’nde meslek hayatına başladım. Orta ve Lise eğitimimi gece okullarında yaptım. Gündüz ise gazetelerde çalıştım. 17 yıl Hürriyet Haber Ajansı Orta Anadolu Bürosunda çalıştım. 1995’te yeni oluşmaya başlayan yerel televizyonlarda görev aldım. Kay-TV, Erciyes TV ve Kanal38 Televizyonlarında Haber Merkezi Müdürü ve Yayın Yönetmeni olarak görev yaptım. Halen Olay Türk TV’de ‘Ahmet Zorlu ile Düzlem’ programını yapıyor, yerel Kayseri Olay Gazetesi’nde günlük köşe yazıyorum. Yayınlanmış ‘Zorlu Yıllar’ ve ‘Fetözedeler-Fetözadeler’ isimli iki kitabım bulunmaktadır. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesiyim. 2009 yılından bu yana Sürekli Sarı Basın Kartı sahibiyim. Evli ve bir çocuk babasıyım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!