NELER OLUYOR SANATTA; BİR DE ŞU GERÇEK (!) RÜYA OLSA! - Halimiz
NELER OLUYOR SANATTA; BİR DE ŞU GERÇEK (!) RÜYA OLSA! 2
YENİ HEYECAN VERİR…
9 Ocak 2020
NELER OLUYOR SANATTA; BİR DE ŞU GERÇEK (!) RÜYA OLSA! 3
NEDEN FELSEFE?
9 Ocak 2020
NELER OLUYOR SANATTA; BİR DE ŞU GERÇEK (!) RÜYA OLSA! 4

Devlet Tiyatrolarında yıllardır süren ve bir türlü çözülemeyen kadrolu/sözleşmeli sanatçı konusu, kimi sanatçı kimi teknik personel 150 sözleşmelinin ellerine sarı zarf tutuşturulmasıyla geçtiğimiz hafta yeniden gündeme geldi. Önce konunun alevlenmesi üzerine kamuoyunu bilgilendirmek elzem olduğundan Devlet Tiyatroları tarafından gecikmeli de olsa yayınlanan Basın Açıklamasına bir göz atalım.

“Genel Müdürlüğümüzde istihdam edilen misafir sanatçıların tabi olduğu yevmiyeli çalışma biçimi 31.12.2019 tarihinde sona ermiştir. 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’ın ek 8’inci maddesi kapsamında görev yapabilmek için ilgili personelin belirli şartları taşıması gerekmektedir.

Sanat kurumlarının aynı zamanda bir eğitim kurumu olması nedeniyle, sunmuş oldukları hizmetin niteliği ve özelliği gereği çalıştıracağı personelde aranan kriterleri tespit etmede mevzuat hükümleri dikkate alınmıştır.

Kamuoyunu doğru ve tarafsız bilgilendirmekle görevli basın-yayın organlarının duyumlara dayalı ve gerçeği yansıtmayan bilgilerden oluşan birtakım yorumlarla haber yapmasının sanata da sanat kurumlarına da faydasının olmayacağı açıktır.

Misafir sanatçıların uzun yıllardır çözülemeyen sorunlarının (ücretli izin ve mazeret izni olmak üzere özlük hakları konusunda yeni kazanımlar sağlanmış, ücretlerine de önemli oranda zam yapılmıştır) çözüme kavuşturulmasının görmezden gelinerek, eksik ve yoruma dayalı bilgilerle haber yapılması basın ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Yine bazı medya organlarında yer alan 300 sözleşmeli sanatçı ve yardımcı personelin görevine son verildiği ve oyunun iptal edildiği yönündeki haber de gerçeği yansıtmamakta olup; haberde bahsi geçen oyun iptal edilmemiş, oyunumuzda sadece tarih değişikliğine gidilmiştir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

İlk dikkatimi çeken şu birbirinden çeşitli kavramlar oldu: ‘misafir sanatçı’, ‘yevmiyeli çalışma biçimi’, ‘sözleşmeli personel’, ‘sözleşmeli sanatçı’, ‘yardımcı personel’…

Ekim 2019’da 70. yılını gururla kutlayan Devlet Tiyatroları, bunca yıldır sanatçısını ve personelini

  • hangi kriterlere göre
  • hangi haklarla
  • hangi süreyle

seçeceğine ve istihdam edeceğine karar vermemiş midir?

Diyelim ki zamanında bir kurum politikası vardı, kriterler belliydi, özlük hakları devletin azametine ve disiplinine yaraşır şekilde düzenlenmişti ama zaman geçtikçe eleğe döndü, sapla saman birbirine karıştı. Pekâlâ bunun suçlusu sanatını yapma ve ekmeğini kazanma gayesinde olan çalışanlar mı? Herhangi bir yolsuzluk, ahlaksızlık, itaatsizlik, performans düşüklüğü durumu olmamasına rağmen ucu tamamen açık bir “güvenlik soruşturmasından geçemedi” bahanesiyle iş akitleri feshedilip ellerine tutuşturulan sarı zarfla kapının önüne konulan 150 çalışan!

Nasıl bir şuursuzluktur bu?

Bir sanat kurumunu yönetirken insan kaynakları tarafında ihmal edilmemesi gereken unsurlar neler mi?

  1. Kurumun istihdam politikasını belirlemek
  2. Kurum içi iletişim kültürünü oluşturmak
  3. Kurumun mevcut tüm çalışanlarıyla kurum değerleri, çalışma ilkeleri ve tabii ki bütçe doğrultusunda özlük hakları konusunda el sıkışmak
  4. Kadrolu sanatçıları ve personeli efektif kullanmak; yani doğru zamanda doğru yerde görevlendirmek
  5. Yapılan görevlendirmeleri performans kriterlerine göre değerlendirmek, çalışana geri bildirimde bulunmak ve bir gelişim planı çizmek
  6. İşe alımları, sözleşme fesihlerini ve emeklilik haklarını kurumun istihdam politikasının yanı sıra sanat politikasını da göz önünde bulundurarak her yıl belirlenen bir strateji doğrultusunda organize etmek

Bu saydıklarım uygulanmadığı takdirde doğaldır ki kurum çalışanlarının motivasyonu düşecek, işten çıkarılanlar haklarını arama ve ekmeklerini kazanma mücadelesine girecek, olayları sansayonel veya magazinel olmak üzere sadece iki açıdan görmeye alışan medya konunun üstüne atlayacak ve sanatseverler ise sosyal medya üzerinden pasif tepkilerini göstermekle kalacaklardır.

Bu durumdan memnuniyet duyanlar kimler midir?

‘Sanatın, sanatçının itibarını zedeleyerek toplumun özgür ve eleştirel düşünmeyi geliştiren en temel araç ve en köklü disiplin olan sanatla bağını kopartmak isteyenler’ desek yeterince açık olur sanırım.

Tek yapabileceğimiz Çalışma Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu konuları masaya yatırmasını ve çözüm üretmelerini ümit etmek.

 

mm

Ragıp Ertuğrul

Ragıp Ertuğrul (İstanbul, 1970) Başkan MSÜ İstatistik lisans ve yüksek lisans programından sonra İ.Ü. Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Yüksek Lisans derecesi alan Ertuğrul, profesyonel iş yaşamında kurumsal şirketlerde satış, iş geliştirme, pazarlama, eğitim, sürdürülebilirlik ve iletişim alanlarında yönetici pozisyonlarında çalıştı. Kişisel gelişim eğitimlerinin yanı sıra Dramaturji, Tiyatro Eleştirisi, Eleştirel Düşünme, Medyada Eleştiri, Sanat Yönetimi, Sanat Sponsorluğu, Tiyatro İşletmeciliği ve Etkinlik İletişimi alanlarında uzmanlığı olup konferans ve seminerler vermektedir. 1999 yılında Sanat Çevresi dergisinde başladığı eleştiri yazılarını, Tiyatro... Tiyatro, Tempo, T24.com’da sürdürdü. 2011-2019 arasında Vatan Gazetesi’nin hafta sonu ekinde ‘Kahvede Şenlik’ başlığıyla köşe yazıları yayımlandı. 2015 yılından bu yana UNESCO Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi Başkanlığı görevini yürüten Ertuğrul, 2017 yılında International Association of Theatre Critics (IATC)’in Yönetim Kurulu’na seçildi. 2011 yılında Hacettepe Üniversitesi tarafından düzenlenen 75. Yıl Cüneyt Gökçer Ödülleri’nde ‘YILIN EN İYİ ELEŞTİRMENİ’ ödülüne değer görüldü. Ragıp Ertuğrul’un tiyatro sanatçısı Dilek Türker’in yaşam öyküsünden hareketle yazdığı anlatı-romanı “SOYTARİÇE”, Ekim 2016’da Tekin Yayınevi’nden çıktı. 2018 yılında kurduğu REST Tiyatro’nun ilk prodüksüyonu olarak Türkiye prömiyeri yapan Milan Kundera’nın “JACQUES İLE EFENDİSİ” oyunuyla Ekin Yazın Dostları’nın “YILIN YÖNETMENİ” ödülüne değer görüldü. 2019-2020 sezonunda Joel Pommerat’nın “TÜCCARLAR” adlı oyununu sahneye koydu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!